Yaprak dökümü

VEHBİ ŞAHİN [CUMARTESİ HİKÂYELERİ]

 

Nereden çıktı bu sıkıntı şimdi…

Kaç gündür geçmedi.

-Yine birilerinin canı mı yanacak?

Kafasında binbir soru dolanıp duruyor sabahtan beri…

Bilse cevabını rahatlayacak belki de…

Bilmiyor ki…

Kimse de bilemez zaten, “yarın” denilen “meçhul” zaman diliminin ne getirip ne götüreceğinden…

Cevapsız soruların esaretinden kurtulmak için oflaya puflaya yerinden kalktı.

Caddeye bakan pencerenin yanına sokuldu usulca…

Güneş doğalı epey olmuştu ama hava pek aydınlık değildi.

Ağır bir kasvet vardı sanki…

-Bu havalar mı bozdu bizi?

 

KIŞIN HABERCİSİ

Sorunun cevabını bulmak için takvime baktı.

“Safer ayı 23 olmuş. Ay, hilâle dönmek üzere… Sıkıntının kaynağı bu mu yoksa?” dedi.

Suçu aya atınca biraz rahatladığını hissetti.

Tekrar dışarıyı seyretmeye başladı.

Cadde her zamanki gibi hareketliydi.

Araçlar, korna sesleri, işe gitme telaşı…

Olağan dışı bir şey görünmüyordu.

Kafasını azıcık sağ tarafa çevirince aradığı değişikliği buldu.

Çınar ağacı yapraklarını dökmeye başlamıştı.

-Daha yeni sararmıştı, ne zaman döküldü bunlar…

Yolun kenarı ve kaldırımın üstü sararmış yapraklarla doluydu.

“Kışın habercisi” dedi kendi kendine…

 

GECİKEN BAHAR

Yeni bir kış mevsimi daha kuzey yarımkürede kapıyı çalmak üzereydi.

İçini bir hüzün kapladı.

“Bahar, bu sene de gelmedi maalesef…” diye hayıflandı.

Evinden, ailesinden ayrı geçirdiği ikinci kış olacaktı bu…

Birkaç senedir yaşanan zulüm karşısında her gün umutla beklediği bahar yine gelmemişti.

-Ne uzun bir kış oldu Ya Rabbi… Bir türlü bitmedi.

Sahi bitmeyen kış ne zaman başlamıştı?

Cevabı, tarihin tozlu sayfalarında aradı.

Anadolu insanı için kış kim bilir belki de 1699’da başlamıştı.

Sonra hesap etmeye çalıştı.

-1999’a kadar tam 300 yıl…

Sene 2017 olduğuna göre…

-Vay be… 318 yıldır bitmeyen upuzun bir kış…

 

ASHAB-I KEHF UYANDI AMA…

“Bu kadar zamanda Ashab-ı Kehf bile çoktan uyanırdı ama biz hâlâ uyuyoruz” dedi.

Tarih uzun olunca morali bozuldu biraz.

-Birinci Dünya Savaşı’nın bitişini başlangıç kabul edersek, bizim kış 2018’de biter mi acaba?

Bu düşünceyle umutlandı.

-100 yıl sonra kış bitmiş olur böylece…

Kasvetli hava, dökülen yapraklar ruhunu nerelere sürüklemişti böyle…

Geleceğe dair ışık ararken içinden bir ses, azıcık yeşeren ümitlerini tamamen bitirdi.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yaptığı bir konuşmayı hatırladı çünkü…

-Günler, aylar, yıllar gelip geçecek ama o bekledikleri bahar hiç gelmeyecek.

Morali bozuldu.

“Bu adam yine haklı mı çıkacak yani…” diye söylendi.

 

DELİĞE SÜPÜRMESE BARİ

Tekrar pencereden dışarı seyretmeye başladı.

Bir temizlik işçisi kaldırımları süpürüyordu.

-Yaprakları kanalizasyona atmasa bari…

İşçi az sonra merakını giderdi.

Çöpleri mazgala süpürmedi.

“Bravo…” dedi.

Pencereden uzaklaştı.

Sosyal medya hesabını açtı.

Eski bakanlardan Egemen Bağış’ın KKTC vatandaşı olduğu haberini gördü.

Şaşırmıştı.

-Neden şimdi?

Ne anlama geldiğini anlayınca gülümsedi.

Amerika’da başlayacak Reza Zarrab davası öncesi Egemen Bağış’ın bu hamlesi manidardı.

Ağzından “Yaprak dökümü başlamış” sözleri döküldü.

 

HİÇ BİTMEYECEK BİR KIŞ

Çınar ağacı, yapraklar, temizlik işçisi, çalı süpürgesi, kanalizasyon deliği başka çağrışımlar yaptı zihninde…

Erdoğan’ın eski danışmanı Cüneyt Zapsu’nun 11 yıl önce Amerikalılara söylediği bir sözünü hatırladı:

“Biz 6-7 yıl daha görevdeyiz. Başbakan Erdoğan, beni meseleleri aydınlığa kavuşturmak için gönderdi. Bu adamdan (Erdoğan) yararlanmayı bilmelisiniz. Devirmeye çalışmak yerine, delikten aşağı süpürmek yerine onu kullanın.”

Zapsu ne büyük laf etmiş vakti zamanında…

Tuhaf bir duygu sardı vücudunu…

Kara bulutlar dağılır gibi oldu sanki…

“Biz baharı bekliyoruz ama… Galiba birileri için hiç bitmeyecek uzun bir kış başlıyor.” dedi.

Üzerine rehavet çökmüştü.

Yatağa uzandı.

“Hazana maruz kalmış yapraklar gibi savrulacaklar” son sözü oldu.

Uykuya dalmıştı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin