Ya herkes yürür ya hiç kimse!

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Evrensel ortak değerler ve temel insan hakları ortak paydasında birleşmek, sadece kendimiz için değil herkes için bu hakları savunmak… 

‘Öteki’ne de yapılsa, hak ihlalinin karşısında durmak…

Demokrasi ve insan haklarına geri dönülsün istiyorsak, başka da yol yok!

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

İktidar, her geçen yıl biraz daha otoriterleşiyor. 

Otoriterleşme, ulusalcılık ile at başı gelişiyor. 

‘Siyasal islamcı’ AKP’nin ideolojik dayanağı en az ‘dincilik’ kadar artık ‘milliyetçilik’tir… 

*** 

İktidar, muhaliflerini bölüyor… Kimisine hain, kimisine terörist, kimisine de ajan diyor… 

Sonra da tek tek muhaliflerini tasfiye ediyor, hapse atıyor. 

Demokrasi yanlısı gruplar da kendi aralarındaki kimlik ve ideolojik bagaj farklılıkları nedeniyle bu temel insan hakları ihlallerini, ‘muhalif ama öteki’ne uygulandığı için görmezden geliyor. 

*** 

Mesela, KHK ile işlerinden atılan insanlar iki üç kişi ile meydanlarda seslerini duyurmak istiyorlar ama polis her defasında şiddet kullanıp müdahale ediyor. 

Saçlarından sürüklüyor. Şiddet uyguluyor. 

Olmadı gözaltına alıyor. 

Şayet eylem medyatik olmaya başladıysa, meydana çıkmalarını veya slogan atmalarını beklemeden yolda iken gözaltına alıyorlar… 

İktidar yanlıları, KHK mağdurlarını görmezden geliyor. 

İnsan hakları diye bir dertleri yok zaten… 

“Söz konusu koltuksa, gerisi teferruattır…” düşüncesi ile hareket ediyorlar. 

Güç sarhoşluğu içinde, bir gün destek verdikleri bu hukuksuzlukların kendilerine de dönüp dokunacağını hayal bile etmiyorlar… 

Anlamadığım muhalif gruplar da, bu hak ihlallerine sert tepki vermiyor, hak arayışlarını desteklemiyor. 

Kimisi, iktidarın kitlesel hukuksuz tasfiyelerine içten içe destek veriyor, kimisi de eylemciler ile farklı ideolojide oldukları için sessiz… 

*** 

Oysa söz konusu olan evrensel bir ortak değerin ve bir temel hakkın ihlali… 

Gösteri ve protesto temel bir insan hakkı. Uluslararası hukuk ve anayasa ile de güvence altında. 

Şiddet içermiyorsa, kamu güvenliğini tehdit etmiyorsa, önceden izin alınmaksızın gerçekleştirilebilir. 

Yürüyüş yapmak, pankart açmak, slogan atmak yasak değil, aksine temel bir hak…

KHK’lılar ile aynı düşünmüyor bile olsanız, hatta karşı düşüncede bile olsanız, ihlal edilen temel insani hakkı savunabilmektir esas olan… 

*** 

KHK’lılar yürüyemez… 

HDP’liler hiç yürüyemez… 

Kim yürüyebilir? 

AKP önünde kendileri için toplanan yardım paralarının akıbetini soran 15 Temmuz gazilerine bile polis şiddet kullanarak müdahale etti? 

Sonu var mı bunun? 

Şimdi de baro başkanlarının Ankara’ya girişini engellediler. 

Baro başkanları da yürüyemediler… 

Dün meslektaşları haksız ithamlarla hapse atılırken sessiz kalan 60 ilin baro başkanları, dün hakları ihlal edilen KHK’lı ve HDP’liler için sessiz kalan baro başkanları bugün kendileri de  şehre sokulmuyor…

Sınırı ve sonu olmayan, bir kısır döngü… Önlenemeyen her mağduriyet yeni mağduriyetlerin tetikçisi oluyor… 

Kötülüğün sıradanlığı, kötülük sarmalına dönüşüyor ve bir kara delik gibi her gün yeni bir kesimin temel haklarını yutuyor.  

*** 

İktidar açısından destek ve yandaş yürüyüşleri, iktidarın hedef gösterdiği isim ve ülkelere yönelik protestolar dışında her türlü gösteri ve protesto yasak!

Daha açıkçası, tüm otoriter rejimlerde olduğu gibi, tek adama muhalefet etmek yasak!

Dolayısıyla her birine ayrı bir kılıf uydurup, şiddet kullanıp, eze eze bastırıyorlar. 

*** 

Tekrar gözaltına alınan Ahmet Altan, polis arabasından sevenlerine böyle gülümsedi.

Sorun demokrasi yanlılarının da, evrensel ortak değerler ve temel insan hakları paydasında bir araya gelememeleri. 

Şu gerçeği unutmayalım!

Gazetecilik yaptığı için, farklı düşündüğü için 6 yazısı gerekçe gösterilerek tutuklanan Gültekin Avcı’nın hakkını savunmadan, Müyesser Yıldız’ı savunmanız bir anlam ifade etmiyor. 

Tersi de geçerli… 

Ahmet Altan’ın hakkını savunmadan, Osman Kavala’nın tahliyesini savunmanız hiçbir anlam ifade etmiyor. 

Tersi de geçerli… 

Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğünü savunmadan, diğer siyasi tutukluların haklarını savunmak da bir anlam ifade etmiyor. 

Tersi de geçerli…

***

Daha kötüsü, bu isimlerden birisi kamuoyu tepkisi ile bırakıldığında, diğerlerine yönelik daha fazla baskı ve hak ihlalinin yolu açılmış oluyor. 

İktidar ile muhalif kesimler arasında ‘ötekileri’ ezmek için ‘zımmi ittifak’ gerçekleşmiş oluyor. 

Bu destek bir süre sonra, suyun kayayı zamanla aşındırması gibi, zımmi destek veren ‘demokrasi yanlısı’ diğer kesimleri de usul usul biçmek için kullanılıyor. 

***

İfade ve fikir hürriyeti, temel bir insan hakkı olarak savunulmadıkça, herkes için savunulmadıkça hiç kimse için temin edilmiş olmaz… 

Gösteri ve yürüyüş hakkı, KHK mağdurları için, HDP için savunulmadıkça baroların başkanları için de temin edilemez.

Bugün HDP yürüyüş yapamıyorsa, karşı çıkmazsanız, ortak tepki ile iktidara geri adım attıramazsanız yarın CHP’ye de İYİ Parti’ye de yürüyüş yaptırmazlar. 

Ya herkes özgür olur ya da hiç kimse… 

Ya herkes demokratik haklarına erişir ya da hiç kimse… 

Unutmayın! Herkes için savunmadığımız hiç bir hak, kendimiz için de garanti altında olmaz.

Ya hep ya hiç !

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin