Üstünler

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Bir şaşırmışlık halleri, bir hayretler içinde kalmışlık, bir dehşete düşmüşlük durumları. Bu nasıl olur, Türkiye nereye gidiyor, hukuk askıya mı alınıyor türü sorular havada uçuşuyor. 

Bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesinden çıkması haklı olarak ortalığı ayağa kaldırdı. Ancak ayağa kalkanlardan bazıları, “Acaba daha önce Türkiye’de hiç bu tür şeyler yaşanmadı mı?” diye sormuyor hiç ne hikmetse. “Neler oluyor, Türkiye karanlığa mı gömülüyor?” tarzı yorumlar paylaşıyor, ülkenin endişeli modernleri.

Artık Ortaçağa girdiğimizden bahsedip bundan sonra orman kanunlarının geçerli olacağını söyleyenden, Türkiye için bir milat olduğunu ilan edene kadar bir dolu yarım pembe cümleler kuruldu. İstanbul Sözleşmesi’nin iptali bamtellerine öyle bir değdi ki, “Ortaçağa geri mi gidiyoruz?” bile dediler.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Yani verdikleri tepkiler aslında “Halk ekmek bulamıyorsa pasta yesin” sözünün farklı bir şekliydi. Çünkü kendileri endişeli modern de olsa, mahallelerindeki hayatları her şey eskisi gibi devam ediyordu. Şimdi ‘kendince’ yakınlarında patlayan bomba sonrası etraflarına ne oluyoruz diye bakmaya başladılar.

Bu ülkenin en ırkçı kesimi kimdir diye sorsanız tereddüt etmeden endişeli modernlerdir derim.

Irkçılık sadece bir kavim üstünlüğünü anlatmaz, aynı zamanda bir grubun, bir sınıfın üstünlüğünü de savunur. Bu savunmanın illa kelimelere dökülmesine de gerek yoktur. Hal, tavır, davranış biçimi de ırkçılığı deşifre etmeye yeter.

Tepkileri görünce fark ediyorsunuz ki fildişi kulesinden yenicek inmişler ve ülkenin halini ilk defa görüyorlar. Zaten bugüne kadar da hep böyle yaptılar, kendilerini ilgilendirmeyen, kendilerinden olmayan hiçbir şeye dönüp bakmadılar, bakmaya değer görmediler.

Sadece hapiste bebeğini emziremediği için sütünü lavaboya sıkan kadınlardan, Meriç’te boğulan kız çocuklarından, tutuklanan lohusa kadınlardan bahsetmiyorum. Solcu, sağcı demeden bir gece KHK’sı ile yokluğa mahkum edilen on binlerce kadından tutun da sesini duyurabilmek için ölüm orucuna başlayan kadınlara kadar hiç kimseden ‘ses edecek kadar’ haberdar olmadılar.

Bu kesimi nasıl tanımlarsanız tanımlayın ister endişeli modernler deyin, ister Kemalist elitler; bunların davranış biçimi, kendisi haricinde herkesi ‘öteki’, kendilerini de üstün görmelerinin farklı ifadesinden başka bir şey değildir.

Aslında bu üstüncülük tarih kadar eski, kökenleri antik Yunana kadar dayanan bir ırkçılık türüdür. Antik Yunanlılar kuzeyli yerleşimcilere, İber ve İtalya yarımadası sakinlerine, komşuları Makedonlara yani kendisinden olmayanlara hep barbar gözüyle bakmışlardı. Pers İmparatorluğunun nasıl bir medeniyete sahip olduğuna bakmadan uzak olduğu için, Antik Mısır uygarlığını da “bizden değil” diyerek barbar saymışlardı.

Bu üstüncülük bakışı Antik Yunandan Romalılara geçti. Onlar da Keltleri, Cermenleri, Mısırlıları, Persleri, Arapları, Berberileri koyu renkli Kartacalıları yani diğerlerini, üstün medeniyetten yani kendilerinden uzak görmüşlerdi. Ancak bu üstüncülük Roma’nın bizzat içinde yaşayanlar arasında süregidiyordu. 

İlk çağlardan gelen “bizden olmayan barbardır” anlayışını, Rönesans sonrası Avrupalıların devraldığını söyleyebiliriz. Bu tarihten sonra Avrupalılar diğer dünyaya hep bir önyargı ve öteki olarak bakmışlardı. Sömürge için gittikleri her bölgede yerli halkı medenileştirilmesi ve Hristiyanlaştırılması gereken topluluklar olarak gördüler. Ama bu üstüncülük düşüncesi yüzyıllar boyunca asıl Avrupa’nın kendi içinde yaşandı.

Ama Avrupa, her acıdan sonra dersler çıkardı ve bu derslerle yeni bir medeniyet inşa etti.

Türkiye’de ise hala ve ısrarla ayrı bir sınıf olarak kalmaktan geri adım atmıyorlar. Yaşanan hiçbir acı, ders çıkarmaya zorlamıyor bunları.

3 YORUMLAR

  1. Nurettin Topçu’nun “Bu topraklarda ruh cephesinde bir istiklal mücadelesi verilmedi” sözünü hatırladım. Toplum tebâdan bireye yükselemedi. Bir birey olarak himmeti bütün insanlık olamadı. İlerlediği yolda değerlerini degil kişileri referans aldı ve o kişilere takılıp yolda kaldı. Yığın olmaktan kurtulamadı. Tabi, … olunca semer vuran birileri de hep çıkacaktır. Eksik kalmasın yığınlardan istisnasiz her mahallede (cemaat dahil) bulunduğundan, her mahallenin kendi semercisi oldu.

    • Cümle kurmak için eleştiri yapılmaz. Eleştiri yapmak için cümle kurulur. Nasıl olduda yazarın yazısı ve nurettin topcudan aldığın o pasajdan cemaate dalış yaptın bunu nasıl becerdin anlamıyorum. Konuyu nasıl cemaate bir eleştiri noktasına getirdin anlamadım. Haydi açık konuş bakalım cemaatin semercileri kimmiş bizde bilelim. Yoksa dediğim gibi cümle kurmanın cazibesiyle mi yazdın onları. Bak kardeşim sen nurettin topcu okuma. Ruh cephesinde olduysa bir istiklal mücadelesi oda cemaatle oldu inşallah, daha da olur inşallah. Yani pes yani nurettin topcunun o sözleri bağlamında en son eleştirilecek toplum, mahalle cemaattir. Ama kadere bak ki bir cematci bir cemaat bloğunda son eleştireceğini ilk eleştiriyor. Toparlayın kendinizi habire moral motivasyona vurup zalimlerin yapamadığını yapar olmayın.

      • Dün Babacan ı Dinledim…..

        Bir YouTube kanalına davet edilmiş ve o kanalın ( herhalde üstünler tayfasından olanlardır) bazı çalışanları, Eğer Babacana bu kanalda kendisine söz hakkı verirseniz, istifa ederiz demişler…. yapmışlar mı bilmiyorum ama Babacan ile bir saat kadar bir program yapılmış. Çoğunu izledim.
        Asıl ifade etmek istediğim şey şudur.

        Babacan da cemaate vuruyordu. O da zülümlere sessizdi.

        Hayretler içinde seyrettim.
        Ve soruyorum sayın Alper Ender Fırat beyefendiye….. Allah aşkına sizler ne yaptınız ki, Babacan dahi size vurmadan siyaset yapamıyor.

        Bütün bir ülke cinnet halini yaşıyor, tımarhaneye döndü. Bir Gergerlioğlu siper etti gövdeni, bu hayasızca saldırılara… Hekimoğlu İsmail ilk günden döküldü.

        Bakın hayatımın hiçbir döneminde cemaatın içine girmedim, daha doğrusu giremedim. Hatta pkk lı diye MİT raporu ile 28 şubatta işten atılmışım. Herşeyim elimden alınmıştı.

        Ama bugün TR 724 ailesinin içinde bulunduğu cemaate bende dahilim. Kimsedende izin almama gerek yoktur sanırım. Veysel Ayhan ve Alper Ender Fırat larla yanyanayım. Gergerlioğlu ile yanyanayım.
        Zalimler için yaşasın cehenem diyenlerdenim.

        Fakat 15 Temmuz’u cemaatın yaptığına inanmıyorum. Fetullah Gülen i 15 Temmuz dan bir gün sonra dünya medyasına verdiği röportajlarda dinledim.Kendilerine Yüzde yüz güvendim ve asla yalan konuşmadığına İnandım. O kanaate vardım.

        Pekiiiiiiiiii nasıl oluyorda dünya kadar delil, sonra akıl ve mantık darbenin cemaat tarafından yapılmadığını gösterirken, Babacan ve tonla benzeri insan bütün bunları görmüyor, göremiyor.

        Bu nasıl bir illüzyondur, anlamakta olağanüstü zorlanıyorum.

        Üstünleri bırakın, Babacan gibiler dahi bir kütüphane dolusu kitabı dolduracak zülümleri göremiyorlar, konuşmuyorlar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin