Uçuşa geçtiysek ihtiyat akçesi niye harcanıyor?

HABER-ANALİZ | HAKAN TANER

2020 yılının geçen yıla göre daha zorlu geçeceğini daha önce belirtmiştik.

Uluslararası Para Fonu (IMF) de daha yılın başında bir önceki tahminlerini revize ederek hedef ve beklentilerini düşürdü.

IMF gelişmiş ekonomiler için tüketici fiyat beklentisini yüzde 1,8’den yüzde 1,7’ye indirdi. Yükselen piyasalar için fiyat beklentisini de yüzde 4,8’den yüzde 4,6’ya indirdi.

Global ticaret hacmi büyüme beklentisi yüzde 3,2’den yüzde 2,9’a indi.

Petrol fiyatlarındaki değişim tahmini olarak yüzde 2,4’lük düşüşten yüzde 4,3’e revize edildi.

Global pazarın önemli bir akaryakıt ve doğalgaz oyuncusu Rusya için gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) beklentisi yüzde 1,9 olarak aynı kaldı.

Gelişmekte olan ülkeler için GSYH beklentisi de yüzde 4,6’dan yüzde 4,4’e indirildi.

Hindistan için gsyh beklentisi yüzde 7’den yüzde 5,8’e çekildi.

Çin için tersi bir durum söz konusu. Çin’in GSYH hedefi de yüzde 5,8’den yüzde 6’ya yükseltildi. Bu tüm piyasalar içerisinde istisnai bir durum olarak ele alınabilir.

Euro bölgesi GSYH beklentisi de yüzde 1,4’ten yüzde 1,3’e indirildi.

Euro bölgesinin ağırlık merkezini oluşturan Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi ülkelerde de büyüme beklentisi yüzde 1,1 ila yüzde 1,4 arasında.

Global ekonomik büyüme beklentisi ise yine yüzde 3,4’ten yüzde 3,3’e düşürüldü ki bu büyümeye en büyük katkı gelişmekte olan pazarlardan verilmekte lakin bu ülkeler arasında maalesef Türkiye yok.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİ 2020’DE NELER BEKLİYOR? 

Türkiye’de ekonomik gidişata bakışı ayrı ayrı ele almak gerekiyor.

Reel ekonomi ki buna halkın karnını doyurma, barınma ve bakım ekonomisi de diyebiliriz.

Makro anlamda halkın çoğundan bağımsız bir ekonomik gerçeklik de söz konusu.

Bu tarafta iktidar iktidarla beraber olanlar ekonomisi. Bu tarafta da ekonomi yöneticilerinin tabiriyle “2020 yılı Türkiye’nin şahlanma yılı” olacak.

Bunun ne kadar gerçekçi olduğunu anlamamıza yetecek bir karar var elimizde.

Merkez Bankası (TCMB) genel kurulu olağanüstü toplantısı basın duyurusunda “nisan ayında hesaba katılması gereken 35,2 milyar TL temettünün (kâr payı) ve 5,3 milyar TL ihtiyat akçesinin hissedarlara dağıtımına başlanmıştır” deniliyor.

Toplam 40,5 milyar TL ihtiyat akçesi erkenden Hazine’ye aktarılıyor. Bu durumda nisan ayı için elde yaklaşık 4 milyar TL kalıyor.

TCMB’nin geçen yıl toplamda 81 milyar TL para aktarmıştı. Bundan böyle bütçe açıklarının kapatılması için hükûmet Merkez Bankası’nın kasasına göz dikiyor.

Ben bu analizi yaparken yeni öğrendiğim bir notu da buraya bırakmakta fayda görüyorum.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yaklaşık 20 banka için inceleme başlatmış. Bu iş için rutin açıklaması yapılsa da buna inanan yok.

Bankacılık sektöründe kamunun payı yüzde 40’lara gelmiş durumda.

Devlet vergi vb. bazı tahsilatları özel bankalardan aldı. 

Hukuk devletinden uzaklaşılması sebebiyle yabancı sermayeli bankaların ilk fırsatta Türkiye’yi terke hazırlandığı söylentileri bile var.

Türk ekonomisinin niçin ve nasıl şahlandığına dönersek ülkeyi yönetenler kendilerini ülkenin sahibi gibi görüyor. Halkı da kendilerine hizmet etmek ve bakmakla görevli  memurları.

Kendi ekonomisi sürekli büyüyen, her türlü imkân ve fırsat elinin altındakiler için kendi dışındaki dünyayı anlamak oldukça güç. Bu kişilerin empati yolları tamamıyla tıkanmış. Vicdan kapakçıkları kapalı. Bu yüzden “ekonomi şahlanıyor” derken bahse konu olan kendi ekonomileri.

Söyleyenler açısından bu söz doğru. Yanlış olan halkın bu sözü kendileri için söylenmiş sanarak bunun böyle olmadığını kendi yaşam gerçekleri ile izaha çalışmaları.

Halk kendilerini iktidarda tutmaya yaradığı kadar var. 

Türkiye ekonomisi için en önemli nokta da şudur: Halihazırdaki tabloyu ve gidişatı ekonomi ve toplum biliminin temelleri ve realite ile izah etmek bizi hatalı sonuçlara götürür.

Çünkü döviz borcu tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış. Yapılan bütün yatırımlar halk için yanlış (otoyol, köprü, havalimanı, şehir hastaneleri, hatta tarihi binaların restorasyonu bile).

Bu kadar yanlış yatırıma rağmen halkın çoğundan büyük teveccüh görmek ve bu ekonomiyi sürdürebilmek ne ekonomi ne de toplum bilim verileriyle açıklanabilir de ondan.

Fakat ben şunu da biliyorum ki her iş kendi mecraında yürür. Ekonomide her kara delik kaynağı belirsiz bir şekilde kapatılıyorsa er ya da geç bunun sonuçları en cahiline kadar herkesin görebileceği hâle dönüşür.

Her şey kendi mecraına akar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin