Tyke ve Mary’nin hazin öyküsü!

Yorum | Nakkaş

 

Afrika’ya ait bir sözdür:

Afrika’da her sabah bir aslan uyanır: En yavaş geyikten daha hızlı koşmazsa açlıktan öleceğini bilir.

Afrika’da her sabah bir geyik uyanır: En hızlı aslandan daha hızlı koşmazsa av olup öleceğini bilir.

Afrika’da aslan ya da geyik olmak önemsizdir, bilmeniz gereken sabah uyanır uyanmaz koşmanız gerektiğidir!

Yıl 1993… Afrika çöllerinde dünyaya henüz gözlerini açmış olan yavru fil Tyke, o gün oyun oynarken başına geleceklerden habersizdi.

Oyun oynuyor zannettiği koca koca adamlar onu yakalayıp bir kafese kapattılar.

Sirklerde gösteri yapsın diye eğitmeye başladılar.

Fil de olsa bir bebek, çocuktan bahsediyoruz. Koşturup gönlünce oynamak istiyordu Tyke. Ayaklarını bağladılar, hortumuna vurarak onu zorla bir kalıba sokmaya çalıştı eğitmenleri.

Bir esir olmuştu artık Tyke.

İnsanları eğlendirip birilerine para kazandırması için doğal ortamından, ailesinden koparılmıştı. Ve çok zalimdi insanoğlu.

Onu kaçıranlar Howthorn diye bir sirke satmışlardı ve eğitmenlerinin zalimliğiyle meşhurdu bu sirk.

Şiddet hayatının bir parçası olmuştu, yapılmasını istediği hareketleri yapamayınca dayak yiyordu. Acı içinde attığı çığlıklar sirkteki diğer hayvanları irkiltiyordu Tyke’nin.

Aylar, yıllar geçti böylece. Ancak bir türlü kabullenemiyordu köleliği. İnsana itaat etmek fıtratında yoktu onun belli ki.

1993 yılında bir Nisan günü gösteri esnasında seyircilerin şaşkın bakışları arasında sahneden zıpladı ve çadırın dışına kaçtı.

Peşinden gittiler, onu zorla yakalayıp geri getirdiler.

Aylarca işkence gördü sonra.

Aynı yılın Temmuz ayında yine kaçmayı denedi.

Yine başaramadı.

Daha çok işkence yaptı sahipleri.

İnsanlar inatçıydı ama Tyke de özgürlüğe açtı.

Yaşı 20 olmuştu artık.

Yine bir gösteri esnasında eğiticisi acımadan ona vurmaya başladı.

Seyirciler önce oyun zannettiler ancak gittikçe kamuya açık bir işkence seansında döndü gösteri. Eğitici acımadan kırbaçlıyordu genç fili.

Vurdu, vurdu, vurdu…

Kalın derisinde kan izleri belirdi Tyke’nin.

Bir hamle ile eğitmenini ezdi.

Adam ölmüştü.

Gösteri kanlı bir cinayete dönmüştü şimdi.

Önüne çıkan bakıcısını da yaraladı Tyke. Ardından kendini sokaklara attı.

Kim bilir, belki de ana vatanını, doğduğu toprakları arıyordu şimdi.

Deli gibi koşuyordu, önüne çıkan arabaları ezdi, onu durdurmak isteyen insanları yaraladı Tyke.

Deli gibi koşan bir fili kim, nasıl durdurabilirdi ki?

Bir süre sonra etrafını polis arabaları sardı.

Uzun namlulu tüfeklerle ona ateş açmaya başladı polisler.

Aldığı kurşun yaralarından sızan kan gözlerini kıpkırmızı etmişti.

Tam 86 kez vurdular Tyke’yi.

Bir türlü yıkılmıyordu.

En sonunda kan kaybına dayanamadı.

Hareketleri yavaşladı ve olduğu yere yıkıldı Tyke.

Ölmüştü…

En hızlı polisten daha hızlı koşmayı kimse öğretmemişti ona ne yazık ki!

Tyke, binbir işkenceyle eğitilen, sirklerde kahkalar atıp izlediğimiz hayvanların duyguları olduğunu bütün dünyaya göstermişti. Hawthorn Şirketine yüzlerce dava açıldı. 1994’te federal hükümet Hawthorn’un sahibi John Cueno Jr.’ın sirkindeki 16 file el koydu. Tyke’ın gösterdiği direniş toplumsal değişmelere neden oldu. Fil Tyke bir tarih yazmıştı.

Tyke’nin büyük annesi Mary!

Tyke’nin kaderi yeni bir şey değildi aslında yaklaşık 100 yıl önce benzer bir hadise yaşanmıştı.

Sparks World Famous Shows sirki, Eylül 1916 yılının Eylül ayında Tennessee eyaleti Kingsport kasabasında kurdukları çadırlarında rutin gösterilerini gerçekleştirmişlerdi.

5 tonluk dev cüssesi ile eğiticisinin komutlarını kusursuzca yerine getiren fil Mary’nin gösterisi, Sparks World Famous Shows sirkine gelen izleyicileri büyülemişti adeta.

Mary de tıpkı Tyke gibi daha küçük yaşta Afrika’da yakalanıp sirklere satılmıştı.

O gün yapılan gösterinin ardından eğiticisine yardımcı olması ve filin bakım işlerini gerçekleştirmesi için bakıcı Walter Red Eldridge işe başlamıştı.

Walter Red Eldridge, daha önce bir sirkte çalışmamıştı ve bir filin nasıl bakılacağı ile ilgili bilgi sahibi değildi. İşe girdikten birkaç gün sonra Eldridge Mary adlı fili su içmesi için bölgede bulunan su kaynağına götürüyordu.

Mary yol kenarında bulunan tarladaki karpuzları görünce oraya doğru yönelmek istedi. Eldrige, Mary’i nasıl çevireceğini bilmiyordu; fakat gösteride eğiticisinin fili yönlendirmek istediği taraftaki kulağının arkasına kancalı bir sopa ile dürttüğünü görmüştü.

Eldrige Mary’nin eğiticisinden gördüğü gibi elindeki kancalı sopa ile Mary’nin kulağının arkasına dürtmeye başladı. Canı yanan Mary bir hortum hareketiyle Eldrige’yi sırtından atttı ve üzerinden geçti.

Mary’nin 5 tonluk dev cüssesi altında ezilen Eldrige’nin tüm organları dışarı fırlamıştı. Halk Mary’i katil ilan etti…

Bir havyanı cinayetle suçlayıp yargıladılar.

Evet inanılmazdı ama bunu yaptıktan sonra idamına karar verdiler.

Mary asılarak idam edilecekti!

Mary’nin Kingsport’a komşu Erwin kasabasındaki demiryollarına ait vinç ile asılmasına hükmedildi. Mary’nin asılacağı gün civar kasabalardan da insanlar o bölgeye akın ettiler ve yaşlısı, genci; kadını, çocuğu yaklaşık 2500 kişi Mary’nin asılacağı bölgeye gelmişti.

Halk, bir sirk izler gibi hayvanın katledilmesini izleyecekti!

Mary’nin boynuna zincir doladılar ve vinç dev cüsseyi yavaş yavaş yukarı çekmeye başladı. 5 tonluk ağırlığa dayanamayan zincir büyük bir gürültüyle koptu. 5 tonluk koca fil tüm ağırlığıyla raylara düşmüş, bütün kemikleri kırılmış, her yanından kan fışkırmıştı.

Bu vahşi manzara insanları daha da çıldırtmıştı.

Dediklerini yapacak, Mary’i idam edeceklerdi mutlaka.

Dahna güçlü zindir ve daha büyük vinç buldular bir yerlerden.

Zinciri boynuna dolayıp genç fili yukarı doğru çekmeye başladılar. Mary son nefesini verirken bedeni titriyordu. Halk ise bağırış çağırış ile bu korkunç manzarayı alkışlıyordu!

İşkenceye daha fazla dayanamayan fil Mary sonunda öldü. Cansız bedeninin tam gün o vinçte askıda tuttu sahipleri…. İnsanlık bu utanç tablosuyla gurur duyuyordu.

Ertesi gün ise, tren istasyonunun bahçesine gömdüler cansız fil bedenini.

Bu insanlık dışı uygulama tarihe “bilinen ilk fil idamı” olarak geçti. İnsanlık, hayvanlar alemi ile olan sınavında bir kez daha sınıfta kalmış, sadece kendi türüne değil,. Tüm canlılara zarar veren ırk olduğunu bir kez daha ispatlamıştı!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin