PROF. M. EFE ÇAMAN | YORUM
CHP lideri Özgür Özel Türkiye’ye demokrasiyi geri getirmek istediklerini söylüyor. İktidarın değişmesi için saflar belliymiş. Yapılacak ilk seçimi bekliyormuş. İlmek ilmek, acı acı, zorluklarla bu yolu yürüyormuş. Filistin’le berabermiş. Ama herkes emin olsunmuş ki, yapılacak ilk seçim aynı Macaristan’da olduğu gibi aynı Brezilya’da olduğu gibi, demokratlarla otokratlar arasında olacakmış. Otokrat ve ondan medet umanları, hepsini birden yenecekmiş. Türkiye’ye demokrasiyi getirecekmiş.
Nereden başlasam, nasıl anlatsam!
Öncelikle demokrasi sadece seçimlerden ibaret değil. Bunu eczacılık fakültelerinde öğretmedikleri anlaşılıyor. CHP politik kültüründe de demokrasi değil, cumhuriyet ön plandadır zaten. İdealize ettikleri “fabrika ayarları” Atatürk ve milli şef dönemleridir ki o dönemlerde tek parti iktidarı söz konusudur. Otoriter lider, rekabetçi olmayan ideolojik bir rejim, yukarıdan aşağıya bir yönetim anlayışı falan vardır yani. Kısacası adil ve özgür seçim bile yoktur, demokratik manada.
CHP lideri Özel bugün de adil ve özgür seçimler olamayacağını göremiyor olamaz herhalde. Yahu adamların cumhurbaşkanı adayı, İstanbul BŞB başkanı Ekrem İmamoğlu hapishanede. Ötesi berisi var mı? Adayınızı içeride tutabilen otoriterlikte özgür ve adil seçimlerden bahsedebilmek olanaklı olabilir mi? Demokrasinin prosedürel olan, minimalist tanımlarına göre bile demokrasinin yanından dahi geçemeyecek olan bir devlette, ana muhalefetin seçimler dışında halkı mobilize edebilecek herhangi bir strateji geliştirememesi düşündürücüdür en hafif ve kibar tabiriyle.
Özgür Özel rejimi de sorgulamıyor ki bu konunun esas can alıcı noktasıdır. Erdoğan’ı ve AKP’yi eleştirmek üzerinden yapılan muhalefet buzdağının suyun altında kalan çok geniş kütlesini görmezden gelmektir. Yenikapı Ruhu’ndan bu yana CHP esasa ilişkin hiçbir muhalefet yapmıyor. Yapamaz ki! İşkencelere, bebeklerin ve çocukların, hamilelerin hapse tıkılmasına, 170 binden fazla kamu çalışanının kanun hükmünde paçavralarla işlerinden atılıp sosyal olarak hayattan tecrit edilmelerine, uyduruk gerekçelerle insanların takibata alınıp derdest edilmesine falan zımnen onay veren bir parti nasıl demokrasi getirecek?
Yetmez mottosuyla “FETÖ’cü avı” desteği veren, yurt dışına çıktıklarında “ülkelerinin özel koşullarını” işkencelere ve zulme mazeret olarak sunan zihniyet, Erdoğan giderse demokrasi gelir denklemini satın almamızı bekliyor. İnsan cidden hayret ediyor.
Kürt sorununa yaklaşımda yıllarca Kopenhag Kriterleri bağlamındaki açılımlara “taviz” diyen ulu-solcu kafa, devlet avukatlık bürosu gibi çalışan bir parti yönetimi, geçmişiyle hesaplaşmayan, Türk üstünlükçü, retçi, anti-Kürt, anti-liberal demokrasi ideolojisini Altı Ok sembollü olarak hala, 21. Yüzyıl’da savunmaktan utanmayan bir tür üçüncü dünya Baas yolunu evrensel sol değerler gibi propaganda eden, lider kültü ve nostaljisini yegâne politik malzeme olarak kullana gelen, ileriye değil geriye bakan bu kafa, maraba olarak gördüklerinden oy istiyor. Yahu, verebilenler versin yine de, “Suçsuzluğunu ispat edenler hapisten çıkar!” diyen rejim yönetimiyle, “Hakkında takipsizlik veren veya beraat alanlar görevlerine dönsün diyoruz!” diyen CHP arasında kaç tık ilerler demokrasi, bilen var mıdır?
CHP senin hakkına hukukuna sahip çıkacak mı?
Yoksa salt bir hava değişikliği olsun diye mi “CHP gelsin başa!” demeliyiz!
Şimdilerde CHP, daha önce görmezden geldiği, siyasetin köpeğine dönüşmüş hukukun mağduru olmaya başladı. Yine de noktaları birleştirip “Yahu bu ‘Fetöcü’ dediklerimize yapılanlarla bizlere yapılanlar aynı; guguk aynı guguk!” diyen CHP’li sayısı kaçtır sizce?
Aynı mahkemeler İmamoğlu’nu ve fabrikasyon gerekçelerle ipi çekilen diğer CHP’lileri içeri tıkınca tu-kaka. Ama KHK’lıların, Hizmet Hareketi mensuplarının, Kürt siyaseti aktivistlerinin ve politikacılarının içinden geçince sorun yok.
Öyle değil mi CHP tabanındaki güzel kardeşlerimiz?
Hiçbir insan hakları ve demokrasi meselesini kabileciliğe girmeden ele alamayan CHP yönetimi, şimdi demokrasi getirecekmiş. Nasıl olacak bu? Seçimlerle diyor! Yahu yüksek yargı, Yüksek Seçim Kurumu, adalet mekanizması, polis, mevcut ajanslar ve medya – her şey adamların kontrolünde. Anayasaya bile uymuyorlar! Anayasa Mahkemesi kararlarına alt mahkemeler riayet etmiyor! AİHM kararları iplenmiyor! Adamlar aklınıza gelebilecek her türlü haberi yayın yasağıyla engelleyebiliyor!
Devletin tüm bürokrasisini parti devletlerini aratmayacak şekilde partizanlaştırmışlar. Her yer yandaşlarıyla doldurulmuş! Yolsuz bakanlarının gayrı nizami mülk edinmelerini ifşa eden devlet memuru tapu çalışanlarını derdest ettiydiler daha geçenlerde! Bakın unutuldu gitti bunlar!
Şimdi aynı adamlar CHP’nin ipini toptan çekmenin ön hazırlıklarını yapıyor. Geri sayım devam!
Daha sayayım mı?
Şimdi bu koşullarda Norveç muhalefet lideri gibi, “Hepsini birden yeneceğiz!” falan diyor. Macaristan’mış! Macaristan ile Türkiye’yi hâlihazırda mukayese etmek CHP liderinin olaylara endişe verici biçimde sığ yaklaştığını, gerekli bilgisel-entelektüel donanımının yetersiz olduğunu, kısacası çapsızlığını ortaya koyuyor.
Diyor ki: “Hiç kimse enseyi karartmasın. Bu yaşananlar o gidişin habercisi. Acıyla sınanmadan iktidar olunmuyor.”
Özgür Özel Bey, insanlar yaşam haklarının derdine düşmüş; yaşam haklarının! İnsanlar sosyal ölme mahkûm, sapır sapır dökülüyor! On yıl oldu! Hala “Yapılacak ilk seçimde iktidarız!” falan demek, artık basit ve naif siyaset acemisi olma hataları değil, ciddi analitik zafiyet ve kalifikasyon sorunlarını işaret ediyor.
Erdoğan rejiminin en büyük şansı bu rejim muhalefeti! Türkiye’ye demokrasi getirilecekse eğer, önce rejim muhalefetinden rejime muhalefete ne zaman geçilecek! Bu dönüşüm ne zaman olacak?
Bunu sorun! Bunu talep edin!

Sayın Çaman,
bilirsiniz ki devlet, haydutların (mafyanın) öldürülmeme ve diğer haydutlardan (çetelerden) koruma karşılığında, üreticilerin düzenli haraç ödeme kabulü ile oluşmuş bir kurumdur. Bu yapının kendisi demokratik değil, aksine güçlünün kurallarını dayatmasından ibaret bir düzenektir.
Demokrasi dediğiniz de toplanan verginin (haracın) bir kısmının, ortada aç/açık ve suça yönelmeye gerek kalmayacak kadar yoksullarla paylaşmaktan ibarettir. Yoksa devletli toplumlarda öyle herkes hakkını alacak diye bir şey yok. Eğer bir demokrasiden söz edilecekse hak üreten’indir. Güçlülerin (asalak haydutların) vergi (haraç) alma hakkı olduğunu düşünmek bile abestir.
Modern devletlerde (haydutlarda) ilkel haydutlara nazaran üreticilerle ilkeli bir anlaşma üzerinden mutabakat sağlanmıştır. Haydutlar topladıkları vergilerle çalışmadan lüks içinde yaşayabilirler ama haracın bir bölümü ile de üretici neslin varlığını sürdürebilmesi için eğitime, üretimi geliştirmeye, ülkeyi ve üretim araçlarının modernleştirilmesine pay ayrılması karara bağlanmıştır.
TC gibi İslam olan toplumlarda ise haydut yöneticiler topladıkları haraçtan sadece yakınlarının yararlanmasına göz yummaktadırlar. Üreticileri düşünmediklerinden toplumsal kriz oluşuyor.
Demokratik olmanın temeli düşünceyi ifade etme özgürlüğünden önce ekonomik paylaşımın adaletli olmasıdır. Zaten düşünce de ekonomik paylaşımın adaletli olmasını her türlü biçimde talep etmek içindir.
TC haydutları İslam gibi talancı bir zihniyeti haiz oldukça da ekonomik dağılımın adil olması bana imkansız görünüyor.
Tapulardan hala bahsettiklerini duyan var mı? Türkiye üzerinden yanılmıyorsam silah, mühimmat taşınması kararı onaylanıp herkes bunu konuşacakken özgür bir anda devreye girip tapuları gündeme taşıdı. mühimmat konusunu konuşturmadı ve konu unutulup gitti. tapuları konuşmaktan vazgeçti.
Aynı şekilde kılıçdaroğlu man adası belgeleri ortaya çıkardığında, çıkardığı gün abd de halkbank davasının karar günüydü.
Bunlar dava adamı. rejime tapıyorlar ve muhaberat rejimini birlikte kuruyorlar.
insanları daha iyi kontrol etmek için rejimi ortaklaşa değiştirme kararı alındı. çünkü bu insanlar içe kapanmazsa dünyaya açılmak isteyecekler. o yüzden dünyadan kopartılacak bir rejim inşa ettiler. çünkü ab uyum yasalarını çıkaran insanlardan çok korktular. bu konuda cemaat önde olduğundan düşman olarak cemaati öne çıkartırken tanrısal yeni put rejimini inşa ediyorlardı.
Evet, cok dogru bir analiz. Hayat bosluk kabul etmez. Iktidara git diyecez, ama yerine neyle dolduracaz? Yerine koyacaginiz alternatif eldekinden daha iyi degilse millet niye risk alarak iktidar degisimini talep etsin. Biliyorsunuz ki Turkiye gibi ulkeler de demokratik bir hal olan iktidar degisimi talebi bile suc kabul ediliyor. Bu durumda halk niye risk alarak hapse girmek istesin… Evet once yeni bir muhalefet olusturulmali. Muhalefet soylemi toplumun tum kesimlerini kapsamali. Hic kimse bu olusumda bana yer yok diye dusunmemeli. Var mi boyle bir olusum?
çok güzel bir yazı olmuş.trump’in amerikasinda ice videolarını seyredin, öyle hukuk tanimamazligi çok düşük oranda görürsünüz. Türkiye’de hiç hukuk yok. CHP ancak hava değişimi olsun diye gelir.
Efe Bey, bir siyaset bilimci olarak Almanya’da sosyal demokratların düştüğü durumu yorumlamanızı çok arzu ederim şahsen. Bildiğim kadarıyla sizin de geçmişiniz bu ülke ve bu parti (SPD) ile kesişiyor. Dolayısıyla bir zamanların umudu ve çalışanların partisi olarak şanlı şansölyeler çıkarmış bu hareketin şu an neredeyse baraj sorunu yaşayacak hale gelmesinin nedenleri hakkında bir fikriniz mutlaka vardır diye düşünüyorum.
Selam ile…