Türkiye’de ‘Sokratik insan’ olmak; ya hapishane ya da…

FARUK AKSU | YORUM

İnsanlık nerede kaldı, hangi tarih dönemecinde kıvranıyor? Çağın insanını nasıl tanımlayacağız? Ya Türk insanı hangisi?

İnsanlar başlangıçtan (genesis) bugüne nice adlar, tür isimleriyle anıldılar. Antropolojide nice anlar, özellikler ve durumlar insan türüne mührünü vurdu. Savaşçı insan, sosyolojik insan, psikolojik insan, ekonomik insan, politik insan, moral insan…

Homo Latince insan demektir. Homo Erectus (dik insan-dik yürüyen insan) Ben bunu hususen zulüm ve haksızlıklar karşısında başını eğmeyen. Dimdik ayakta olan insan olarak kullanırım. Zaten bugünkü fiili manası da bu olmalıdır.

Homo Habilis (yetenekli-becerikli insan)

Homo Sapiens (bilen ve düşünen insan)

Homo Moralis (ahlak konusu olarak insan)

Düşünen insanın ilk vasfı Homo Moralis, ahlaki değerleri olan insan olmaktır. Hayvanların ahlaki değer ve normları yoktur. Varoluş ve ölümle ilgili soruları yoktur. Yalnız ihtiyaçları ve arzuları vardır.

Homo Faber (alet yapan insan)

İlk olarak Henry Bergson bu terimi kullanmıştır. Sonradan Hannah Arendt ve Max Scheler’de parlamıştır. Marksizm ve Leninizm’in ve tarihsel materyalizmin insanı Homo Faber’dir. İnsanın insanlığından ve erdemlerden uzak ve salt pragmatik yönünü anlatır. Dini ve ahlaki kaygıları yoktur. Burada asli merkez üreten insan’dır. Max Frisch’in Homo Faber adlı romanını okuduğum yılları hatırlıyorum.

Homo Religiosus (Dindar insan, inançlı insan)

Büyük dinler tarihçisi Mircea Eliade tarafından kullanılmıştır. Dünyadaki varoluşunu inanç ve imanıyla izah eden insandır. Eliade’a göre üstün insan mukaddesi olan bu insandır.

Homo Economicus (Ekonomik insan)

Homo Politicus (Siyasi insan) Aristoteles insan için “zoon politikon” (siyasi hayvan) demiştir.

Homo Ludens (oyuncu insan/oyun oynayan insan)

Hollandalı tarihçi Johan Huizinga’nın terimidir. Hayat bir oyundur. Dünya bir yaşam ve tiyatro sahnesidir. İşte kültür dediğimiz olgu da insanların bu sahnedeki oyun ve rolleriyle gelişmiştir.

Bugünün insanı Yuval Noah Harari’nin kitabında da takdim ettiği üzere Homo Deus (İnsan Tanrı) durumunda. Yalnızca kendine, ihtiyaçlarına, menfaatlerine ve istikbaline tapıyor. Kişisel gelişim kitapları da bu perestişi parlatıyor.

Bu fevkalade önemli kavramlara benim iki ilavem var: Homo Scepsicious ve Homo Socraticus… 

Çağımızın insanı ise hızla Homo Scepsicious (şüphelenen insan) türüne kayıyor. Artık iyi ve kötü kavramları şüpheli ve izafi bulunuyor. Bu öyle bir dalga ki tüm değerleri çok sınırlı bir cevher olan aklın muhakemesinde yargılıyor. Oysa büyük düşünür Immanuel Kant, aklın çok sınırlı bir cevher olduğunu ve kati sınırlarını ortaya koymuştu. Pythagoras’tan Platon’a, Pascal’dan Descartes’a, Nicolas Cusanus’tan Hegel’e, Spinoza’dan Jacobi’ye hemen her düşünür aşkın (manent) ve transcendent (duyular ötesi) olana işaret etmiştir.

Bir insan toplumundan çok, cahillikler, taassuplar, menfaatler, görsellikler ve bedensellikler keşmekeşi olduk. Rekabet ve birbirini tahripten başka kaygısı olmayan şuursuz yığınların asgari müşterek ve moral değerler etrafında toplanması, fevkalade hayati bir husus.

Ve bu değerler yapay olarak üretilemez. İnsanlık tarihinden alınır. Saygı duyulacak tek olgu, tek kişi, tek mukaddes bırakmadık.

Bilim ve teknolojiden önce insanlaşmak zorundayız; İnsanlaşmak, yani vicdan sahibi olmak, yani başka insanların da insan olduğunu düşünmek, çevremizdeki gözyaşlarını görmek ve feryatları duymak, sizin görüşlerinizi paylaşmasa ve hatta size muhalif olsa bile insanın insan, gazetecinin gazeteci, ezilenin mazlum olduğunu düşünmek…

Homo Socraticus

Antik Yunan’da Sofistler ve Protogoras, iyi ve kötü’nün herkese göre değiştiğini, herkesin benimseyebileceği bir ölçü olmadığını savunuyorlardı. Kendisi de Sofistlerden olan Sokrates ise Sofistlerin bu rölativistliğine karşı çıkıyordu. ‘İyi ve kötü’nün müşterek ölçüleri olmalıydı ve vardı.

Sokratik insan belli değerlerin toplumun ortak değeri olduğunu kabul eder ve bu normları baş tacı eder. Asgari ‘iyi’ler ve asgari ‘kötü’ler vardır. Bunlar kişiden kişiye değişmez. Hukuk normları herkes içindir.

Sokratik insan zulme ve ezilenlerin feryatlarına kulaklarını tıkamaz. Sonu ne olursa olsun haykırır. İnsanları hakka ve hakikate çağırır. Lüzumunda baldıran zehrini de fütursuzca içer. Ama kabul etmek gerekir ki Sokratik insanın bugünkü Türkiye politik iktidarında yeri ya hapishane ya tımarhanedir…

1 Yorum

  1. Halk(avam) arasında bu durum daha zor .Yazılı basında fikirler çarpışırken fikrin bayraktarlığını yapan her şahsın fikir duyurabildiği bir köşesi var.
    Avam da ise elindeki 3 kuruş parayla cılız bir çevre kurmuş kişilerin naraları üstünlük kuruyor.Orman içinde parçalama gücü en yüksek olan canavarlar misali.insanlar avam tabakasında yaşamakta gittikçe zorlanıyor , köşelerinde ölümü bekliyor..Ülke delilerle dolu değil,maymunlar ile dolu… karınlarını doyurdukları, hayvanı ihtiyaçlarını giderdikleri kaynakları yönetenlerin istediklerini yapmak için insanlığını satan, maymun olmayı tercih eden canlılarla dolu ….. fikir ve inançları ile kendini tasarlamayı ret eden canlılar .Görsel medyada hazır tasarlanmış olan filim,dizi,talk show karakterlerinden birini alıp kendisine kuzuların sessizliğindeki karakter gibi insan derilerinden giysi yapan ve içine saklanan, kişiliği örselenmiş seri katile dönüşmüş canlılarla dolu….

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin