Türkiye, Kuzey Kore olur mu?

YORUM | HASAN CÜCÜK 

Kuzey Kore denince akla, bir açık hava hapishanesi geliyor. Özgürlüğün adının geçmediği, her şeyin devlet tarafından kontrol altında tutulduğu bir ülke. Son yıllarda genç lideri Kim Jong-un’un insanlık dışı uygulamaları ve sık sık nükleer saldırı tehditleriyle dünya gündeminde epeyce yer tuttu. Ülke hakkında bilinenler sınırlı. Kapalı bir fanus içinde yaşayan Kuzey Koreliler ise muhtemelen dünyanın en fazla refaha sahip ülkesinde yaşadıklarını zannediyorlar. Hatta onlara göre Kuzey Kore 2010 Dünya Kupası’nı kazandı. Evet, şaşırmayın ama kınamayın da! Pazar akşamı Berat Albayrak’ın istifasıyla, Türkiye’de de Kuzey Kore havası estirildi.

GÜNEY AFRİKA’DA KUZEY KORE BİLMECESİ

Bu arada Kuzey Kore gerçekten de 2010 Dünya Kupası’na katıldı. Güney Afrika’daki turnuvada boy gösteren 32 ülke arasında en gizemlisi onlardı. Daha önce yalnızca 1966 Dünya Kupası’nda ülke dışında boy gösteren takım hakkında pek kimse bir şey bilmiyordu. Daha çok acımasız komünist yönetimi ve “kardeşi” Güney Kore’yle aralarındaki nükleer gerilimle tanınan bir ülkeydi. Futboluyla maalesef ün yapamamıştı.

“Ölüm grubu” olarak tanımlanan G Grubu’nda Brezilya, Portekiz ve Fildişi Sahilleri’ne rakip oldular. Kimse gruptan çıkmalarına ihtimal vermiyordu ama en azından sürpriz bir sonuç alabilirler miydi? Hayır, takım hiçbir varlık gösteremedi. Ama yine de adından söz ettirmeyi başardı. Çünkü dönemin Kuzey Kore lideri Kim Jong-il, milli takıma yenilgiyi yasaklamıştı. Muhtemel mağlubiyetlerin bir faturası olacak demekti bu. Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ın yaptığı gibi futbolculara falaka mı atacaktı? Yoksa Kuzey Kore usulü bir ceza mı?

YAYIN YASAKLARI DAMGA VURDU

Kim Jong-il’in yasağı sadece futbolcuları kapsamıyordu. 44 yıl sonra milli futbolcuları Dünya Kupası’nda mücadele edecek Kuzey Koreliler bütün turnuvayı an-be-an takip etmişlerdir diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Zira Kim Jong-il, vatandaşlarına finalleri canlı takip etme yasağı da getirdi. Ülkeden çıkmanın imkânsız olduğu rejimde, Kuzey Kore maçlarını birkaç seçilmiş diplomat takip edebildi yalnızca. Geri kalanlar Kuzey Kore televizyonlarının, halka özel, “altın makas” vurulmuş yayınlarını izleyecekti.

Evvela Kuzey Kore’nin sadece galip geldiği maçlar yayınlanabilirdi. Bu maçların da tamamı değil. Mesela kameraların tribünleri ve saha kenarındaki reklam panolarını gösterdiği anlar kesilecekti. Yenilen goller sansüre uğradığı gibi defans oyuncularının yediği çalımlar veya verilen hatalı paslar da görülmeyecekti. 90 dakikalık maçın, işte birkaç dakikası TV’den yayınlanmış olacaktı yani.

Kuzey Kore, 2010 Dünya Kupası’nda oynadığı tüm maçları kaybetti ve gruptan çıkamadı. Portekiz’e 7-0, Fildişi Sahilleri’ne 3-0, Brezilya’ya ise 2-1 mağlup olmuştu. Yukarıdaki sansür kuralları gereği bu maçların Kuzey Koreliler için sonuçlarıysa şöyleydi: 0-0, 0-0 ve 1-0. 2 beraberlik, 1 galibiyet!

ARTIK YALNIZ DEĞİLLER!

Çin desteğiyle yıllardır sürdürülen bu gerçeküstü rejim, artık dünyada yalnız değil. Türkiye’yi de yanına çekmeyi başardı. 8 Kasım akşam saatlerinde Maliye Bakanı ‘Damat’ Berat Albayrak istifa ettiğini Instagram hesabından duyurdu. Herkes de gördü. Havuz medyasının yanı sıra devletin resmi kanalları TRT ve Anadolu Ajansı ise görmezden geldi. Dakikalar geçtikçe, dış dünyaya yayıldı ve yabancı ajanslardan teyit haberleri gelmeye başladı.

Yazıyı yazmak için bilgisayarı açtığımda Albayrak’ın istifası üzerinden 21 saat geçmesine rağmen hala havuz medyasında tek kelime yoktu. Öğleden sonra sanki haber yeni gelmiş gibi ihtiyatlı ihtiyatlı meseleden bahsetmeye başladılar.

Kuzey Kore’nin 2010’da yaşadıklarını okurken gülmekten kendimi alamamıştım. Bugün neredeyse aynısını AKP Türkiye’sinde yaşıyoruz. Gülmek acı veriyor. Koskoca bir ülke tek adamın çiftliğine dönmüş durumda. Kurumlar yerle bir oldu. Devlet geleneği hak getire! Ülkeyi yönetenler ve havuz medyası ar ve utanma duygusunu kaybedeli çok oldu. Onlar adına utanmak da bize düştü!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin