Türk yargısının 15 Temmuz’la imtihanı; İyidil vak’ası

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir’in oğlu Batuhan Özdemir ve gelini Aslı Özdemir’in, eski Korgeneral Metin İyidil’le birlikte gözaltına alınmış olması herkeste bir şaşkınlık oluşturdu…

İyidil’in avukatı Abdullah Kaya’nın da gözaltına alındığı da ifade ediliyor! Bu isimlerin “suçluyu kayırma” suçu şüphesiyle gözaltına alındığı aktarılıyor… Batuhan Özdemir ile Aslı Özdemir’in gözaltına alınma gerekçeleri arasında; Metin İyidil’i “kaçırma” şüphesi de var…

İyidil Paşa’nın tekrar tutuklanması kafaları karıştırmakla kalmadı yargımızın acınası halini bir kez daha gözler önüne serdi.

İYİDİL DOSYASINDA YAŞANAN SÜREÇ

15 Temmuz sonrası ülkede, özellikle de orduda yaşananlar -yargı zaviyesinden- büyük bir dram! İyidil Paşa dosyası da onlardan birisi… Yaşananlara kısaca bakacak olursak:

– Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Muhabere ve Muharebe Eğitim Destek eski Komutanı Korgeneral Metin İyidil, 15 Temmuz 2016’daki kurmaca darbe sonrasında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan yargılanmış ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

– Bunun üzerine İyidil, istinafa başvurmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesi’nce başvurusu incelenmiş ve Paşa’nın beraatına karar verilerek tahliye edilmişti.

– Bu beraat ve tahliye kararı kamuoyunda çokça tartışılmış, bir paşa hakkında müebbet istenirken beraat kararı çıkmasından dolayı 15 Temmuz kurmacası tekrar tartışılır ve sorgulanır olmuştu… Bu polemiklerin ortasında savcılık itiraz etmiş ve bunun üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21’ince Ceza Dairesi, “isnat edilen suç(!)” ve “kaçma şüphesi(!)”ni gözeterek(?), İyidil hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarmıştı.

– İyidil, geçtiğimiz çarşamba akşamı polis ekipleri tarafından Ankara’da gözaltına alınmış, emniyetteki işlemlerinin ardından Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sağlık kontrolüne götürülmüş, buradaki işlemlerinin ardından yoğun güvenlik önlemleri altında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne sevk edilmiş ve 21’inci Ceza Dairesince de tutuklanmıştı.

– Mahkeme heyeti, sanık Metin İyidil’e isnat edilen “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçunun vasıf ve mahiyetinin CMK’nın 100/3-A maddesi kapsamında kalan suçlardan olduğunu belirtmişti!

– Paşa’nın tutuklanmasının ardından, İyidil’in kayınbiraderi olan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir’in oğlunun ve gelinin de geçtiğimiz perşembe günü gözaltına alındıkları haberi gelmiş, bu gelişme de kamuoyunda şaşkınlık oluşturmuştu.

YARGIDA YAŞANANLAR DA MALUM!..

Benzer davalarda yaşanan yargıya müdahalelerin bir benzeri bu olayda da yaşandı.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), eski Korgeneral Metin İyidil’in darbe girişimi davasında aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kaldıran, beraatına ve tahliyesine karar veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesi heyetini dağıttı, her birisinin görev yerlerini değiştirdi.

Biletleri kesilen üyelere bir göz atalım. 20. Ceza Dairesi Başkanı: Hulusi Gül.

Üyeleri: Bülent CAN, Derda GÖKMEN, İsa KARAKOÇ, Hakan TURAL, Alaaddin AKDERE.

GELİŞMELERİ NASIL OKUYALIM?

Sahi, 20. Dairenin Başkan ve üyelerini niye apar topar görevden aldılar?

İzinsiz beraat ve tahliye ettirdikleri için mi?

Yoksa rüşvet vb sebeple mi? Nihat Özdemir’in oğlu ve gelini de mi bu yüzden gözaltına alındı? Bazı haber siteleri, “Oğul ve gelinin Paşa’yı kaçırmak için çalışma yapmış olduklarını” yazdı, öyle mi acaba?

Hulusi Akar’a yakın olduğu ileri sürülen İyidil Paşa’nın salıverilmesinde, Perinçek ekibinin karşı bir atağından da bahsediliyor.

Ortada her hâlükârda bir “Havuz Problemi” olduğu muhakkak.

Zira “15 Temmuz” ve sonrasında yargıda grup savaşlarının olduğu ve “Darbe ve Fetö” denilen dosyalarda bir “Borsa”nın ve “Havuz”un oluştuğu artık herkesin malumu…

“Hukukun siyasetin köpeği” olduğu ifade edilen günümüz Türkiye’sinde havuzun başında oturanlara sormadan birilerinin kaynaktan su çekmeye çalışılmasına verilmiş bir tepki olarak okunurken bu yeni tutuklamalar, bu tür girişimlerde bulunmaya yeltenmek isteyeceklere bir gözdağı idi anlaşılan… Nihat Özdemir’in oğlunun alınması da bu piyasadaki fiyatları bir hayli yükselttiği söylenebilir. Allah bilir kimler neler ister şimdi?!..

“Futbolda şike” davalarının tekrar görüldüğü, kartların tekrar karıldığı şu günlerde bu yeni gelişmenin başka sonuçlar doğuracağı da kesin… Yani futbol camiasında çarşı yeniden karışacak anlaşılan…

BEKLENTİLER…

Eski Korgeneral Metin İyidil, mahkemedeki savunmasında, suçsuz olduğunu söyleyip eklemiş:

“44 yıl devletime, milletime hizmet ettim, mankurt değilim. Darbe gecesi yaptığım tüm faaliyetler darbenin engellenmesine yönelik olmuştur. Size şu an detaylı olarak anlattığım gibi dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin dikkatli bir şekilde incelenmesi halinde bunlar açıkça görülecektir. 

İstinaf 20’nci Ceza Dairesi’nin kararında bunlar detaylı olarak anlatıldı. Benim darbeye karışmadığım tespit edildi. Emrimdeki bana bağlı zırhlı birliklerden tankların çıkmaması ve darbenin bastırılması yönünde katkıda bulunmak üzere fiillerde bulundum. Hakkımda verilen beraat kararı doğrudur. Devletime, milletime, ülkeme, bayrağıma hep bağlı kaldım. Şu an neden burada olduğumu anlayabilmiş değilim. Tutuklanmam talebinin kabul edilmemesini, serbest bırakılmamı talep ediyorum.”

Evet, 15 Temmuz’un bir komplo olduğu, şu an suçlananların, hain ilan edilenlerin ileri kahraman olarak addedileceği, şimdi kahraman diye geçinenlerin ileride lanetle anılacağı artık çokça dillendirilmekte. Buna dair örnekler den birisi de İyidil Paşa olayı idi…

Adil yargılama”nın olmadığı bir yerde kimse suçlanamaz, gerçek bir suçlu olarak adlandırılamaz ve verilecek her bir ceza ve tedbir şaibeli olarak görülecektir. Bu tür yargılamalara da “tünel bakışlı davalar” deniliyor. Bunun ne demek olduğunu da Prof. Dr. Adem Sözüer açıklıyor:

“Kolluk, savcılık, mahkeme, Yargıtay’da bir zincirde oluşturulmuş, adli sistem dışından bu zincire ‘belli kişilerin suçlu bulunması ve mahkûm edilmesi’ talimatı veriliyor. Bu zinciri oluşturan her halkada bulunan hâkim savcılar adil bir yargılama değil, daha baştan suçlu olarak damgaladıkları kişiyi mahkûm etmek için hareket ediyor.

Bu nedenle bu tür önceden kararı verilmiş yargılamalara tünel bakışlı dava diyoruz. Tünelin başından sonuna kadarki her aşamada, yani soruşturma kovuşturma ve temyiz evrelerinde tünelin sonundaki kişi hep suçlu görülmektedir, mutlaka mahkûm edilecektir.”

Böyle bir süreçte tek şüpheli vardır; Yargıyı bu hale getirip onu istediği gibi yönlendiren muktedirler! Bunlara da zamanında gereken cezalar verilmediği için yaşanıyor her şey!

Yaşayarak öğreneceğiz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin