TTMS 101: Yumurtadan Omerta’ya mafyaya giriş dersi

Yorum | Bülent Keneş | @bkenes

Artık şartlar iyice olgunlaşmış, zamanı gelmişti… Demesi iyi oldu… Gerçi benzer şeyleri daha önce de söylemişti ama hep anlamazdan gelmiştik. Yani adam üstüne basa basa bir daha söylemekte haklı. Baktı ki hep anlamazdan geliyoruz, eee o da ne yapsın, açık ve yalın bir şekilde “Yahu anlayın artık, burası bir hukuk devleti değil. Bir mafya rejimi ve bütün her şey de ona göre olacak,” demek zorunda kaldı. Haksız mı? Haklı…

Evet, doğru anladınız. “Alem buysa kral benim” modundaki AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Eğer racon kesilecekse bu raconu bizzat kendim keserim, bu da böyle biline!..” şeklindeki son derece haklı, zamanlı ve yerinde çıkışından bahsediyorum. Haklı, çünkü hukuksuz, kuralsız bu mafya düzeninin kurucu babası kendisi. Hakikaten de böyle bir düzende racon kesilecekse bu Erdoğan’dan başkasına yakışmaz. Zamanlı, çünkü kurduğu mafya düzeni olgunlaşmış ve dünya aleme resmen duyurulmasının zamanı gelmişti. Yerinde, çünkü Cem Küçük gibi şirret tetikçilerinin kendi gölgesine sığınarak sağa sola ayar çekmesi, racon kesip kelle istemesi kendine göre bir “ahlakı” (sakın gülmeyin) olan mafya ahlakına uymuyordu.

ERDOĞAN HEPİMİZE KAPAK YAPTI!

Aslında iyi-kötü tanımlanmış bir kurallar rejimi olan demokrasinin öldüğünü, hukuk sistemi ile birlikte hak ve hukukun da yerlerinde yeller estiğini çoktan biliyorduk. Ama, yeni rejimin adını bir türlü koyamıyorduk. Sağ olsun Erdoğan, mafya babasına yakışır bir babacanlıkla(!) bu müşkülümüzü de şıpın işi hallediverdi. Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır. Onca hukuksuz, gaddarca, zalimane ve alçakça eylemlerine rağmen kurduğu düzenin adına “mafya” diyemeyenlere resmen kapak yaptı. Bu çıplak gerçekliğin ismini koymakta bile aciz kalan Türk entelijansiyası ise bu acziyeti ve ayıbıyla tarihe geçti.

Tabii ki, bu konuda kabahat Erdoğan’da değil. Daha ne yapsın adam! Nasıl bir düzeni hayal ediyorsa, ne yapmak istiyorsa hepsinin işaretlerini çok çok önceden ve apaçık vermedi mi? Ama, bu samimi gayretleri bir türlü anlaşılamadı. Ya da hep anlamazdan gelindi. Mesela, “Ananı da al da git!” dediğinde, bu sözün kurmak istediği düzenin eşsiz ahlakî temellerine işaret ettiği görülmek istenmedi. Hafife alındı ve sadece “Yeni Türkiye”nin edebi kültürüne Kasımpaşa’nın engin kültürü kaynaklı güzel bir katkı(!) olarak değerlendirildi.

Ama Erdoğan bu, yılar mı hiç! Bugün elebaşılığını yaparak racon kestiği düzenin nasıl bir şey olacağına dair işaretleri ısrarla, inatla vermeye devam etti. Mesela, 2010 yılı 23 Nisan’ında koltuğuna oturttuğu ilkokul 4. sınıf öğrencisi Elgin Koçubaba’ya “Artık yetki sende. İster asar, ister kesersin,” dediğinde, “şakadır şaka” deyip çoğumuz işi zevzekliğe vurdu. Hukuk devletinin başına çuval geçirme azminin işareti olan bu çarpıcı sözleri çok azımız Erdoğan’ın sorunlu bilinçaltının dışa vurumu olarak görmeyi tercih etti. Eğri oturup doğru konuşalım, kabahat Erdoğan’da mı?

ASLINDA ERDOĞAN HAYALLERİ KONUSUNDA HEP DÜRÜST DAVRANDI

Ülke babasının malıymış gibi “Ben bu ülkenin anonim şirket gibi yönetilmesini istiyorum,” dediğinde de çoğumuz ya “Vay be, TC A.Ş. nihayet hayallerimizdeki aile şirketine dönüşüyor ve layık olduğu CEO’ya kavuşuyor galiba” deyip sevindirik olduk ya da yine anlamaza vurduk. Oysa Erdoğan, bugün gerçeğe dönüşen hayallerinin peşinde hiçbir engel tanımadığını bulduğu her fırsatta dile getirerek oldukça dürüst(!) davranmıştı. Yani “racon kesme” aşamasına birdenbire gelmedi, bu noktaya geleceğinin sinyallerini yıllarca öncesinden defalarca verdi.

Bütün yerleşik kuralları, ahlaki ilkeleri ve o dönemde henüz can çekişmekte olan yargının arkasında adam gibi duramadığı kararlarını hiçe sayarak inşa ettiği bin yüz küsur odalı Kaçak Sarayı’nda yaptığı bir toplantıda, muhtarlara yaptığı gibi karşısına aldığı kaymakamlara da raconu kesmiş dürüstçe şöyle demişti: “Bazı muhtarlar kaymakamları şikâyet ediyor, takip ediliyorsunuz ona göre… Mevzuat şöyledir, böyledir. Mevzuatı koyun şöyle bir tarafa yeri geldiğinde, ben bunu bu şekilde yaparım deyin ve yapın. İşte bu iradeyi kullanmaktır.”

Neyse, Türkiye’deki mevcut rejimin hukuksuz, kuralsız, ahlaksız bir mafya düzeni olduğundan, bu mafyanın elebaşının ise doğrudan kendi ifadesiyle Erdoğan olduğundan sanırım artık hiç kimsenin şüphesi kalmamıştır. Eee hala şüphesi olan kalmışsa kusura bakmayın ama buna Erdoğan ne yapsın! Adam illa gidip bu yalın gerçeği anlamayanların ya da anlamazdan gelenlerin tek tek ayağına mı sıksın! Yahu insaf edin. Her şeyi de Erdoğan’dan beklemeyin.

ERDOĞAN, BU KADAR ANLAYIŞSIZLIĞINIZI HAK EDECEK SİZE NE YAPTI?

Hakikaten artık biraz anlayış gösterin… ‘Havuz’ adıyla foseptik gibi kesif kokular saçan devasa bir suç şebekesi kurdu, anlamadınız. Reza’ların önüne yatıp İran’dan Singapur’a, Libya’dan Malezya’ya, Malta’dan Katar’a uzanan bir uluslararası kara para trafiğinin odağına oturdu, anlamadınız. Komisyon, humus adı altında uçan kuştan haraç topladı, anlamadığınız. Cadde ortalarında adam kaldırdı, anlamadınız. Muhsin Başkan örneğinde olduğu gibi rakip gördüklerini ortadan kaldırdı, anlamadınız. Soylu, Kurtulmuş örneğinde olduğu gibi menfaat üleştirerek düzenine en ufak cızırtı çıkarabilecekleri üç beş kemikle devşirip her durumda kullanışlı adamlarının en hırlısı haline getirdi, anlamadınız. Kestiği racona boyun eğmeyenleri ise ibret-i alem için beşikteki bebeklerine kadar meydan dayağından geçirdi, yine anlamadınız. Hamile kadınlardan ninelere kadar on binlerce masumu işkenceden geçirdi, hala anlamadınız…

Eee daha ne yapsın? Adam baktı ki ne yaparsa yapsın dişiyle tırnağıyla, haracı, rüşveti, aldığı kelleleriyle geldiği konumun ne olduğunu bir türlü anlamıyorsunuz, çıkıp “alem buysa kral benim” diyerek kurduğu mafya düzenini ve bu düzenin elebaşının kendisi olduğunu açıktan deklare etmek zorunda kaldı. Yazık valla! Erdoğan bu kadar anlayışsızlığınızı hak edecek size ne yaptı?

HUKUK, YARGI, TEMYİZ GİBİ BOŞ İŞLERLE UĞRAŞMAYI BIRAKALIM

Her neyse geç olsun, güç olmasın! Madem ki, Türkiye’deki düzenin bir mafya düzeni olduğunu artık hepimiz biliyoruz, o zaman hukuk, yargı, mahkeme, temyiz gibi boş işlerle uğraşmayı bırakıp tez elden bu düzenin ne menem bir şey olduğunu anlamamız menfaatimiz icabıdır. Bu konuda derhal bir eğitim seferberliği başlatılmalı. Mesela, halk eğitim merkezleri kurslar açmalı. Tıpkı cihat, terör, bombalama, kafa kesmeyi içeren radikalleştirme konusunda olduğu gibi mafyacılık da milli eğitim müfredatına zinhar alınmalı. Cillop gibi düzenin maşasına dönüştürülen üniversitelerimizde “mukayeseli mafya düzenleri” konulu dersler açılmalı. Enstitüler kurulup yüksek lisans, doktora programları başlatılmalı.

Hatta, başkalarına talk vermekle kalmayıp derhal işe koyulmalı. İşin ehemmiyetine binaen, sırf küçük bir örneklik teşkil etsin diye, mafya düzeni konusundaki eğitime bu yazıyla başlamalı. Başlayalım öyleyse. Hadi, vira bismillah!…

Her ne kadar Türk Dil Kurumu mafyayı “yasa dışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt” diye tanımlıyor olsa da, maalesef bu kifayetsiz açıklama mafyanın sadece evrensel tanımına karşılık geliyor. Oysa bir mafya var, bir de Erdoğan’ın mimarisini üstlendiği, el emeği göz nuru ilmek ilmek işlediği “Türk Tipi Mafya Sistemi” (yazı boyunca TTMS şeklinde zikredilecektir) var. Aman ha, aradaki bu büyük farkı çok iyi anlayın. Bu farkı anlayamazsak yine çok büyük bir hata ederiz.

DEĞİL OMERTA, TAZE YUMURTADAKİ OMURGA KADAR BİLE KURAL YOK

Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki, her mafya ve hatta her çete bir “sistem” değildir. Erdoğan’ın racon kesme konumunda olduğu TTMS ise, adı üzerinde, sistemleşmeyi dört başı mamur şekilde başarabilmiş nadir örneklerden biridir. Sistem dediysek yanlış anlaşılma olmasın. Tamamen sui generis. Yani nev-i şahsına münhasır bir mafya sistemi bu!.. Neticede, ister beğenin ister beğenmeyin, evrensel anlamdaki mafyanın adına “Omerta” dedikleri bir ahlakı, çok keskin kuralları ve kaideleri var. Erdoğan’ın icat ettiği TTMS’de ise, değil Omerta, taze yumurtlanmış yumurtadaki omurga kadar bile bir ahlak, kural ve kaide hak getire. Anlayışı en kıt, en cahil insanların bile kolayca anlayabilmesi gibi halis bir niyetle olsa gerek, Erdoğan TTMS’yi sadece tek bir kurala dayandırmış. O kural da hakikaten basit: Dün, hatta demin ne dediğinden bağımsız olarak, bugün ya da şu an Erdoğan ne diyorsa o. O kadarrr!.

Cehaleti kutsayıp, taraftarlarını çoğunlukla fanatik omurgasızlardan devşiren TTMS’nin Omerta gibi keskin kurallara sadakat göstermesi de zaten beklenemez. Mesela, kendi çocukları dahil masum insanları ihbarla övünen insanlık artığı TTMS’nin makbul tebası Omerta’nın ilk kuralı olan “kaçmakta olan namuslu bir adamı evinde saklamayı” becerebilir mi hiç? Cıkkk… Beceremez! Ya da kendilerine emanet edilmiş çocuklara bile tecavüz eden, muhaliflerinin ırzını ise ganimet bilen bir sapkınlar güruhu “kendi kızına veya şerefli bir adamın kızına yaklaşanı öldürmek” gibi bir kurala uyabilir mi? Cıkkk… Uyamaz! Hele hele “hırsızlık yapmamak” gibi bir kuralın hırsızların şahının inşa ettiği bir TTMS’de hayat bulması mümkün mü? Cıkkk… Mümkün değil! Peki ya “bir para başkasına ya da başka bir aileye aitse almamak,” kuralının Erdoğan’ın racon kestiği bir TTMS’de geçerliliği olabilir mi? Iıı ı… Olamaz! Ya da “bir şey sorulduğunda doğru cevap vermek,” gece-gündüz hayasızca söyledikleri yalan ve iftiralar üzerine kurulu TTMS’ye uyar mı? Yok… Uymaz!

MEVZU TTMS OLDUĞUNDAN TÜM MAFYA TANIMLARI KİFAYETSİZ KALIYOR

Öyleyse, TTMS’nin diğer mafya düzenlerinden çok farklı bir mafya sistemi olduğunda hemfikir olabilir, sonra da kendisinden astığı astık, kestiği kestik bir ferman düzeni beklenirken nihai tercihini racon kesmeye dayalı TTMS’den yana kullanan Erdoğan’ın kurduğu sisteme dair akademik dersimize devam edebiliriz. “Mukayeseli Mafya Düzenleri” (Google’da aradım böyle bir çalışma çıkmadı, ama olsun idare edin) isimli akademik çalışmada, mafya, “yasadışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan, çoğunlukla gizli ve hiyerarşik bir teşkilatlanmaya dayalı örgüt ya da bu örgütün mensubu kişiler anlamına gelir,” dense de bu tanım da tıpkı TDK tanımı gibi TTMS’yi açıklamakta kifayetsiz kalıyor.

Bu tanım hakikaten eksik. Yahu “yasadışı işler” ne demek? TTMS’de istediğinde asan, istediğinde kelle ya da racon kesen Erdoğan ne diyorsa yasa o değil mi? Dolayısıyla Erdoğan’ın kestiği racon kapsamında olduğu müddetçe TTMS’de “yasadışı” ve hatta “ahlak dışı” diye bir şey olamaz. Erdoğan’ın kestiği racon kapsamında olduktan sonra (en isabetli örnekleri temsile önem veren her liderde olduğu gibi, bizzat Erdoğan ve yakın çevresinin eylemleriyle gösterilen) kumar, ticaret, uyuşturucu, finans, inşaat, kadın ticareti, fuhuş, taciz, tecavüz, kaçakçılık, komisyon, peşkeş çekme, bakanların mangırlı menfaat karşılığı kendi rızalarıyla Reza’ların önüne yatması, mala çökme, gasp, yağma, hırsızlık, rüşvet alma, zimmete geçirme, adam kaçırma, adam öldürme, on binlerce insanın özgürlüklerini tahdit etme, rehin alma, tehdit, şantaj, topyekûn şehirlere yönelik kundaklama, yakma, yıkma, fidyecilik gibi yüzlerce eylem tamamen meşruluk ve yasallık sınırlarına dahildir.

NE RACONU YAHU! ADAM BOL FALSO, FUL KUSUR

Aslına bakarsanız TTMS özelinde “racon” tabirinin de yeniden tanımlanmasına ihtiyaç bulunuyor. “Keyfiliği, kural dışılığı kurallı bir şekilde uygulama kuralı” olarak da tanımlanabilecek “racon”, Refi Cevat Ulunay’ın “Eski İstanbul Kabadayıları” isimli kitabında “Aslı İtalyanca olan racon, İstanbul çapkınları ve kabadayılarının eskilerde aralarında halledemedikleri meseleleri bir hakem vasıtasıyla karara bağlamaları olayıdır,” şeklinde tanımlanıyor. Ama bu tanımın TTMS’nin kurucu ve her an yeniden değişen canlı anayasası niteliğindeki “racon”la uzaktan yakından bir alakası bulunmuyor. Çünkü, TTMS’de fail de, uyuşmazlığın sebebi de, racon kesen de aynı kişi olabiliyor. TTMS’yi diğer mafya sistemlerinden ayıran önemli farklardan biri de budur zaten. En adi mafyatik yapılarda bile racon kesenlerde aranan “tarafsız olmak”, “yalan ve iftira gibi falsolarının olmaması”, “olgun ve tecrübe sahibi olması” gibi şartlar TTMS’de hükümsüzdür. Anlayın işte! “Yahu ne tarafsızlığı, ne falsozluğu?.. Adam hem parti başkanı hem de devlet başkanı, üstelik her bakımdan bol falso, ful kusur!” dedirtmeyin insana…

Okumakta olduğunuz bu güzide akademik çalışmayı yaparken sosyal medyada da derinlemesine araştırmalar yapmayı ihmal etmedim. Rastladıklarımdan çok istifade ettim, ufkum açıldı. TTMS’ye cuk oturan bazı enfes bilimsel tanımlamalara da bu vesileyle tesadüf ettim. Mesela, kavramsallaştırmanın ve analojinin Nirvanasına ulaşmış sosyal medyada meskun bir bilim insanımız aynen söyle diyordu: “Mafyalar virüs programları gibidir. Virüs programı satan şirketler önce virüsleri üretirler, böylece insanlar bilgisayarlarını korumak için virüs programı satın alırlar. Mafyalar da koruma ücreti altında haraç alırlar. Kimden korurlar peki? Kendilerinden. Kendi yarattıkları tehlikeden korunmak istiyorsanız haraç vermek zorunda kalırsınız.”

Tanım güzel, kavramsallaştırma 10 numara, analoji harika ama örnek vermekte biraz eksik kalmış bu güzide bilim insanımız. “Mesela” deyip, “Tıpkı 7 Haziran 2015 seçimlerinde büyük oynayıp büyük kaybeden Erdoğan’ın tetiklediği tedhiş ve terör eylemleriyle yaptığı gibi, kendisinden kaçanları kendisine sığınmaya mecbur bırakmayı başaran yapılar” şeklinde bir örnek verebilseymiş hem mafya, hem de TTMS için çok daha isabetli bir açıklama getirmiş olurdu. Neyse o kadar kusur racon kesenlerin şahı mafya babasının metresinde de olur.

TTMS’NİN İHYA ETTİĞİ MAFYA, ATA MİRASIMIZ, ÖZ MALIMIZ

Bu ciddi mevzuu sulandırmayıp TTMS 101 dersimize kaldığımız yerden devam edelim: Biliyor musunuz “mafya” sanıldığının aksine kültürümüze uzak bir terim değil. Tam tersine, Erdoğan’ın TTMS ile ihya ettiği, ata mirasımızın ve öz malımızın ta kendisi. Şöyle ki, bir tanımına göre, Sicilya kökenli “mafia” terimi Arapça’da “zayıfların cesaretle korunması” anlamına gelen “mu’afah” kelimesine dayanmaktadır. Ya ne sandınız? Erdoğan gibi şanlı tarih aşığı bir tıynet, merhum II. Abdülhamit’in paranoyalarla bezeli kesif istibdadını, o istibdada binlerce tur bindirecek şekilde ihya eder de ana sütü gibi helal kendi malı olan mafyacılığı bir sistem olarak hiç ihya etmez mi?

Özetleyelim: Osmanlı tebaası Arap tüccarlar, Fransız donanmasının saldırılarına karşı bölgenin güvenliğini sağlama karşılığında Sicilya’daki halkla ticari ilişkiler kurmuştu. Sicilyalılar, bölgedeki Osmanlı tüccarlarına himaye edenler, koruyanlar manasında “mafya” diyordu. Bakmayın İstanbul’un varoşlarında yetişmiş dünün sokak bitirimlerinin, bugün racon keser hale gelmesine, mafya aslında bu kadar da asil bir kelime ha!..

LÜTFEN SIK SIK OKUYUN VE AKLINIZA GELDİKÇE TEKRAR EDİN

Bu kadar teori yeter. Bugüne Anayasa’nın şu maddesinin falanca fıkrası, TCK’nın falanca maddesinin filanca ifadesi diye çok çektik. Bu zulüm artık bitti. TTMS öyle mi? Hayır, TTMS sağolsun çok daha eğlenceli ve gerçek hayatta yaygın karşılığı olan pratikler sunuyor. Erdoğan’ın zagonuna ve raconuna uygun kalıp tepki ve ifadeler için dilimizi şimdiden alıştırsak iyi ederiz. Öyleyse temrine hemen başlayalım. Aşağıdaki TTMS norm ve kurallarını lütfen sık sık okuyun ve aklınıza geldikçe tekrar edin:

“Alem buysa kral benim”, “Ananı da al da git”, “Eğer racon kesilecekse bu raconu bizzat kendim keserim, bu da böyle biline!..”, “Gücünü göstermek için delikanlı olacaksın!”, “Uçmak istiyorsan hayal kurma biz seni uçururuz. Ama sonra inişin kötü olur koçum!”, “Bizim mekanımızda bize hava atma! Sonra olursun 1,5 Adana!..”, “Alırım hesabını üstün kalır, ona göre ayık ol!..”, “Üç kuruşluk hareketler yapma bana, alırım ifadeni yakında!”, “Ayaklarını eline veririm, yürümesini unutursun ona göre!..”, “Parazit yapma çekil aradan, çorap niyetine giyerim seni!”, “Lafımla bu alemi titretirim, şeklimle herkese önünü iliklettiririm!..” “Bizimle dans etmeye çalışma yürümeye hasret kalırsın!”, “Traş yapma kimseye, kesilir güzel yüzün birdenbire!..” “Dalımızı kıranın ağacını kökünden sökeriz!”, “Milletin etiket olduğu yerde fiyatı biz koyarız!”, “Hava attığın yerde rüzgarım eser!”, “Kalabalıkta artistlik yapanın tenhada afı olmaz!..”, “Seni alır boncuk yapar nazar diye duvarıma asarım!” vesair vesaire…

Eğitimle hayatın gerçeklerini uyuşturma idealine yönelik bu eşsiz katkımı umarım takdir eder ve asla unutmazsınız. Nasıl diyorlardı? Ha şöyle: “Heyyyttttt!.. Var mı ulan bana yan bakan!..”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin