Memura sıfır zammı ‘müjde’ diye vermek

HABER-ANALİZ | SEMİH ARDIÇ

Memurlar iki senede bir hükûmetle pazarlık masasına oturuyor. 2018 ve 2019 senelerini ihtiva eden toplu sözleşme müzakerelerinde hükûmet ilk sene için yüzde 3,5+yüzde 3,5, 2019 için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay için de yüzde 5 zam teklif etti.

Masada memurları temsil eden Memur-Sen’in Başkanı Ali Yalçın bu teklifi de kabul etmeyeceklerini söylese de grev hakkını kullanmayacakları için nihaî zam bu oranların civarında, hatta aynısı olacak.

DOSTLAR PAZARLIKTA GÖRSÜN

Memur konfederasyonları nihaî teklifi kabul etmediğinde Uyuşmazlık Zabtı imzalanıyor ve 3 gün içinde Hakem (Uzlaştırma) Kurulu’na müracaat ediliyor. Kurul kararlarına tarafların katılması durumunda mutabakat metni imzalanıyor. Aksi halde memur maaşlarına yapılacak zamma dair kararı Bakanlar Kurulu veriyor.

Memura Türk tipi sendika hakkı böyle oluyor. Bütün o pazarlıklar vesairenin idare-i maslahattan başka bir manası yok. Hükûmet masada ya da akabinde ne kadar istiyorsa o kadar zamma memuru razı ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın hali hazırda masaya getirdiği nihaî teklif, bakanlar kurulundan çıkacak kararın ipucu esasında.

MEMUR MAAŞI TÜİK’İN YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA

Telaffuz edilen rakamlardan çıkan netice şu: En düşük dereceli memurun maaşı 2018’de bin 811 liradan 1.937 liraya çıkacak. Aynı memurun eline Temmuz 2019’da 174,3 liralık zamla 2 bin 111 lira geçecek. Ortalama memur maaşı ise 2018’de 168 TL artarak 2 bin 575 lira olacak. Ortalama maaş Temmuz 2019’da ise 231 lira artışla 2 bin 806 liraya çıkacak.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ilan ettiği yoksulluk sınırı 4 bin 997 lira. Mevcut tabloya göre ‘en düşük maaş’ ya da ‘ortalama maaş’ kategorisindeki memurlar, 2020’ye gelindiğinde yoksulluk sınırının çok altında bir ücretle maişetini idame ettirecek!

İŞÇİYE VERİLEN ZAM MEMURDAN ESİRGENDİ

Hükûmet cenahından gelen beyanlar, kamu işçilerine verilen yüzde 12 zam ve ek göstergede 300 liradan fazla artışın faturasının memurlara kesildiğini gösteriyor. İşçiye verilenin yarısı bile konuşulmuyor memurlar için.

Babanın evlatları arasında ayrım yapması ne kadar doğru ise bu tavır da o kadar doğru. Madem kaynak yoktu işçiye niye o kadar zam yapıldı. Az ya da fazla kaynak her halükârda bütün kamu çalışanları arasında adilane taksim edilmeliydi.

ENFLASYON EZİP GEÇTİKTEN SONRA

Enflasyon oranında zam da ‘müjde’ gibi takdim ediliyor. Oysa 2017 için yüzde 3 zam verilmişti. Amma velakin 6 aylık enflasyon yüzde 6 oldu. Bu arada memurun maaşı eridi. Temmuz 2017 maaşlarına yüzde 3 enflasyon farkı ilave edildi edilmesine de memur buna niye sevinsin? Böyle olunca memur enflasyona ezdirilmedi, öyle mi? Memur marketten, pazardan, AVM’de ihtiyaçlarını temin ederken, “Ücretini enflasyon farkı gelince ödeyeceğim.” diyebiliyor mu?

Memur ve emekli, zamları peşin peşin ödediğine göre kaç ay sonra enflasyon farkı kadar ilaveyi ‘lütuf’ gibi takdim eden Başbakan Binali Yıldırım’a sendika başkanları, “Sizdeki hesap çarşıda tutmuyor?” diyebilseydi iktidar, memurun cebindeki paranın mum gibi eridiği hakikatini hiç değilse yeni toplu sözleşme masasında kabul edebilirdi.

SENDİKA BAŞKANLARININ KEYFİ YERİNDE

TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve mütekaid Diyanet İşleri Reisi Mehmet Görmez ile lüks Mercedes yarışında geri kalmamak için etliye sütlüye karışmayan sendika başkanlarının böyle bir tasası yok tabiî. Onların önceliği koltuklarını muhafaza etmek. Memur, mesaiyi müteakip taksi şoförlüğü yapmış, çocuğunu özel okula gönderememiş, gırtlağına kadar borçlanmış, bütün bunlar sendika başkanlarının umurunda değil.

Enflasyon hedefini şu ana dek tutturamayan hükûmet, hâlâ senelik hedefe göre zam oranı teklif ederek memurun refahından çalmaya devam edeceğini ima ediyor. Sendikalar da bu tiyatroyu ‘yarım puan daha koparsak kâfi’ teslimiyeti ile seyrediyor.

15 SENEDE MAAŞLAR YÜZDE 60 ERİDİ

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidara geldiği 2002 senesinden bugüne kadar ortalama memur maaşlarında bin 85 TL aylık düşüş yaşanırken, en düşük memur maaşında ise aylık kayıp 515 TL’yi buldu. 15 senedir dövizdeki artış ve TL enflasyonu yüzünden maaşları yüzde 60 eriyen memurlar için çok fazla uzağa gitmeyelim.

2017’yi ele alalım. Senelik zam yüzde 6, enflasyon en az yüzde 10-11. Akaryakıttan sebze-meyveye her kalemde zamsız ay vaki değil. Madem ilk 6 ayda enflasyon, memura verilen zammın iki katına çıktı o takdirde geriye dönük kayıpları telafi etmek adına ücret artışı reel, yani enflasyondan fazla olsun. Böylece gelecek senelerde memur maaşlarının nispeten düzeleceğine dair umut ışığı belirirdi.

‘İSTEMEZÜK’ VEYA DANIŞIKLI DÖĞÜŞ

3,2 milyon memur ve 1,9 milyon emekliyi temsilen masaya oturan Memur-Sen’in ilk turda 2018 için yüzde 3+yüzde 3 teklifini kabul etmemesinin danışıklı dövüş olduğu zam oranları Resmî Gazete’de yayımlandığında idrak edilecektir.

Memur Sen, enflasyon üzerindeki örtüyü kaldırıp atmadıkça reel ücret artışını tahakkuk ettiremez. Memurların temsilcisi, enflasyon hesaplanırken gıda fiyatlarındaki artışın TÜİK verilerine tam olarak aksetmediğine niye dikkat çekmiyor?

GIDA ZAMMI ENFLASYONA AKSETMİYOR Kİ

Nitekim 2010’da TÜFE sepetinde yüzde 27 olan gıdanın ağırlığı yüzde 21,77’ye indirildi. Hane halkının 100 liralık bütçenin 40 lirasına yakınını harcadığı gıdanın sepetteki payı indirilmesinin maksadı gayet açık: Fiyatları mütemadiyen artan gıda kalemi, enflasyonu yüksek göstermesin. Çarşıda pazardaki enflasyonun üçte biri bile değil TÜİK’in enflasyonu. Hükûmet bunu esas alarak adil davranmadığını, memurları müşkül vaziyete düşürdüğünü, hatta bu yüzden kamuda rüşvetin rutine dönüştüğünü bilmiyor olamaz.

Enflasyon farkının kayıpları telafi etmediğini belirtmiştim. ‘Enflasyon farkı’ diyerek kelime cambazlığı yapılıyor. Memurun mağduriyetini şerh etmek için en doğru ifade ‘sıfır zam’dır.

Büyüme yüzde 5, memura reel zam sıfır! Böyle sendikacılığa böyle zam!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin