Trump-Erdoğan dönemini nasıl bilirdiniz?

HABER ANALİZ | ADEM YAVUZ ARSLAN 

Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump yenilgiyi kabul etmese ve seçimlerde oy hırsızlığı yapıldığı iddiasıyla mitinglere başlayacak olsa da gayri resmi sonuçlara göre Demokrat Parti adayı Joe Biden 46. ABD başkanı oldu.

Şimdi yeni bir dönemin kapısı aralanıyor.

Yarından itibaren Biden döneminin nasıl olacağından, dünya siyasetine yansımalarına kadar onlarca analiz yapılacak.

Fakat bu aşamada durup geriye bakmak ve Trump dönemini hatırlamak, hatırlatmak gerekiyor.

Özellikle de Erdoğan ile olan ilişkileri bakımından.

Çünkü her şeyiyle sıradışı olan Trump dönemi Ankara ile Washington DC ilişkileri açısından da ‘benzersiz’ oldu.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

TRUMP ‘APTALLIK ETME’ DEDİ ERDOĞAN SUSTU

Öncelikle şunun altını çizelim: Geride kalan dört yıl içinde Türkiye-Amerika ilişkilerinden çok, doğrudan bir Trump-Erdoğan ilişkisi vardı. Devlet kurumları ve bakanlıklar bypass edildi.

Mesela Erdoğan ile Trump arasında ‘damatlar hattı’ kuruldu.

Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak ile Trump’ın damadı Jared Kushner ve Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ üçlüsü ayrı bir kanal açtı.

Erdoğan ile Trump sık sık telefonla konuştu.

Bir dönem Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’nı yürüten John Bolton’un kitabına göre Trump çalışma ekibine “Erdoğan ne zaman ararsa bağlayın, golf oynuyor olsam bile,” demişti.

Hatta denebilir ki Trump karar alırken yakın çalışma ekibi ya da kabine üyelerinden çok Erdoğan’la istişare etmeyi tercih etti.

Nitekim Trump, 6 Ekim 2019’da Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesi sonrası Suriye’deki Amerikan askerlerini çekeceğini açıkladı.

Bu karar Washington’da şok etkisi yaptı çünkü başka Savunma Bakanı James Mattis olmak üzere kimsenin konudan haberi yoktu.

Mattis bu karar üzerine istifa etti. Trump’ın bu sürpriz kararı sonrası mecliste tarihe geçen kavgalar çıktı.

Erdoğan-Trump ilişkisine dair en dikkat çekici mesele ise Trump’ın Erdoğan’a hitaben yazdığı tarihi mektup oldu.

ABD Başkanı, 9 Ekim’de Erdoğan’a yolladığı mektupta Sert adamı oynama, aptallık etme dedi. Mektubun dili Amerikalıları bile şok etti. Erdoğan ve kadrosu ise asgari nezaketten yoksun bu mektubu adeta yuttu.

Erdoğan ekibi uzun süre mektuba dair bir açıklama yapmadı.

Daha sonra “mektubun reddedilerek çöpe atıldığı” açıklandı fakat takip eden süreçte mektubun Trump’a elden geri verildiği de iddia edildi.

Ancak bu ifade Beyaz Saray tarafından teyit edilmedi.

AKP’Lİ BAKANLAR VE GÜLEN’İ KAÇIRMA TOPLANTISI

Geride kalan dört yılda Amerikan medyası da Trump ile Erdoğan arasındaki sıradışı ilişkiyi takibe aldı.

Nitekim NBC kanalında yer alan “Oligarklar ve Watergate: Trump’ın Türkiye Aşkının Arka Yüzü” başlıklı habere göre iki başkanın Rus oligarklar, işadamları ve lobicilerle örülü girift ilişkileri var.

Söz konusu araştırma dosyasına göre ortada milyonlarca dolarlık lobicilik anlaşmaları ve hatırlı Oligarklar var.

Bu konudaki tek haber NBC’nin kapsamlı dosyası değildi. Nitekim Wall Street Journal’dan CNN’e, New York Times’tan Washington Post’a tüm ana akım medyada iki başkan arasındaki ilişkilerin detayları yer aldı.

Mesela Trump yönetiminin ilk ulusal güvenlik danışmanı olan Michael Flynn’in Erdoğan hükümeti adına gizli lobicilik yaptığı, Trump’ın seçildiği gün The Hill sitesinde ‘Gülen Türkiye’ye iade edilmeli’ diye yazdığı ortaya çıktı. Flynn bu yazı ve bir dizi proje karşılığı 530 bin dolar almıştı. Parayı ise o dönemin Türk Amerikan İş Konseyi başkanı Ekim Alptekin verdi. Alptekin bu ilişkiye dair çelişkili açıklamalar yaptı ve olay yargıya intikal etti. Alptekin yıllardır ABD’ye giriş yapmıyor.

Flynn’in adının karıştığı tek skandal bu değildi.

Wall Street Journal Gazetesi’nin haberine göre Türkiye Gülen’i kaçırmak için Flynn ile pazarlık yaptı ve 15 milyon dolar önerdi. Eski CIA Başkanı James Woolsey’in de katıldığı toplantıda Gülen’i Pensilvanya’dan kaçırıp İmralı Adası’na götürme planı tartışıldı.

ABD medyasına yansıyan haberlere göre toplantıya Erdoğan’ın damadı ve dönemin Enerji Bakanı Berat Albayrak ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu katıldı.

“AL PAPAZI VER PAPAZI”

Trump’ın başkanlığının büyük bir bölümü ‘rahip krizi’ne sahne oldu.

Uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan Rahip Andrew Brunson, Aralık 2016’da Erdoğan rejimi tarafından rehin alındı.

Akla ziyan iddialarla tutuklanan Rahip Brunson ABD’ye karşı şantaj malzemesi yapıldı. Erdoğan 2017 Eylül’ünde kameraların karşısına geçip “Ver papazı al papazı” dedi.

Her ne kadar burada ‘papaz’ ifadesi ile Fethullah Gülen kastediliyor diye düşünülse de gerçekte Erdoğan rahip Brunson’u rehin alarak Reza Zarrab’ı kurtarmaya çalışıyordu.

Kriz uzun süre devam etti.

ABD 2018 Ağustos’unda bir dizi yaptırımı yürürlüğe koydu. Ardından Trump’ın tweet’i ile Türk lirası çakıldı.

Brunson önce ev hapsine çıkarıldı, ardından 12 Ekim 2018’deki duruşmada 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak sürpriz bir şekilde ev hapsi ve yurt dışı yasağı kaldırıldı. Brunson, ABD’ye döndü ve Beyaz Saray’da ağırlandı.

Trump telefon ettiğini ve Erdoğan’ın Brunson’u serbest bıraktığını söyledi.

Bu açıklamasıyla Türkiye’de yargı bağımsızlığı diye bir şeyin olmadığını tüm dünyaya ilan etti.

ERDOĞAN’IN TEMEL AMACI ZARRAB VE HALKBANK OLDU

Erdoğan’ın geride kalan 4 yıl içinde Amerika ile ilişkilerde gündeminin ilk maddesi her zaman Halkbank davası ve Reza Zarrab oldu.

17 Aralık 2013 büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ‘esas oğlan’ı Reza Zarrab sürpriz bir şekilde ABD’ye gidip itirafçı olduktan sonra Erdoğan’ın tek derdi Zarrab’ı geri almak oldu.

Zarrab’ı almak için milyonlarca dolarlık lobi anlaşmaları yapan Erdoğan, Rus Oligarklar üzerinden Trump’a ulaşmaya çalıştı.

Öyle ki Erdoğan, Türkiye’de sürekli “Fethullah Gülen’i bize verin” dedi ancak ne zaman ABD’lilerle bir araya gelse ya da Trump ile konuşsa Gülen’i değil Zarrab’ı istedi.

Rahip Brunson ve NASA çalışanı bilim adamı Serkan Gölge’yi bu amaçla rehin tuttu ancak başarılı olamadı. Erdoğan Trump’tan Zarrab’ı bizzat isterken Halkbank davasının sonlandırılması için girişimlerde de bulundu.

Erdoğan’ın Halkbank’a yönelik çalışmaları ABD medyasına yansıdı.

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’un kitabına göre Erdoğan Trump’tan Halkbank’a bakan savcıların değiştirilmesini istedi.

Bolton’un kitabında yer alan detaylara göre Trump Erdoğan’a “New York’taki o savcılar hep Obama’nın adamı. Ben kendi adamlarımı yerleştirene kadar bekleyin. Ve o zaman bu konuyu halledeceğiz,” dedi.

Nitekim geçtiğimiz günlerde New York Times’da yer alan kapsamlı bir habere göre Trump, Adalet Bakanı William Barr aracılığı ile New York Güney Bölge savcısını Washington’a çağırarak Halkbank davasının kapatılmasını istedi.

Ancak savcılar bu talebi geri çevirdi.

S-400 VE KOPMA NOKTASINA GELEN İLİŞKİLER

Türk-Amerikan ilişkilerinde en büyük kriz ise S-400 hava savunma sistemlerine yaşandı. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemleri almasıyla ABD Kongresi CAATSA yaptırımlarını geçirdi.

Ancak Trump, Kongre’nin baskısına direndi ve yaptırım yasalarını imzalamadı. Türkiye bugün bir yandan yeni nesil savaş uçağı F-35 projesinden çıkarılırken öbür yandan S-400 yaptırımları ile karşı karşıya.

Ayasofya’nın tekrar camiye çevrilmesinden Türkiye’nin Doğu Akdeniz açılımlarına kadar Türkiye ile ABD arasında geride kalan dört yılda yaşanmış çok sayıda kriz var.

Özetleyerek anlattığım gibi Türk-Amerikan ilişkilerinde bol krizli bir dönem geride kaldı.

Buna rağmen Erdoğan ve AKP hükümeti Trump’a toz kondurmadı. Erdoğan medyası ölümüne Trump’çı bir yayın çizgisi takip etti.

ABD’de yaşayan AKP’liler Trump lehine seçim kampanyası yürüttü.

Trump’ın ırkçı ve Müslüman karşıtı ifadelerine rağmen AKP’lilerce çok sevilmesi bu döneme damga vuran gelişmelerden birisi oldu.

BİDEN’DEN NE BEKLENEBİLİR?

Erdoğan rejimi her ne kadar Trump’ın seçilmesi için yoğun çaba sarf etse de bir yandan Joe Biden için de kanal arayışını bırakmadı.

Biden’ın kampanyalarına bağışlar yaptırdı, Washington’a heyetler yolladı.

Ancak Joe Biden ve Kamala Harris döneminin Trump döneminden çok farklı olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Bunun iki nedeni var: Birincisi Biden 47 yıldır siyasette. Daha önce senatör olarak önemli konumlarda bulundu ve Obama döneminde başkan yardımcılığı yaptı.

Erdoğan ile bizzat tanışıyor.

İkincisi takip edeceği dış politikaya dair Foreign Affairs dergisinin Mart-Nisan sayısına özel olarak yazdı.

Trump ve Erdoğan ile taban tabana zıt bir politika tarifi yapan Biden uzun  makalesini şöyle bitirdi: “Bugün dünyanın karşı karşıya olduğu zorlukların üstesinden gelmek için özgür dünyayı bir araya getirmeliyiz. Öncülük etmek ABD’ye düşüyor. Başka hiçbir devlet bu kapasiteye sahip değil. Başka hiçbir millet bu fikir üzerine inşa edilmemiştir. Özgürlüğü ve demokrasiyi savunmalı, güvenirliğimizi geri kazanmalı ve geleceğimize sarsılmaz bir iyimserlik ve kararlılıkla bakmalıyız.

Biden ekibinin Erdoğan ile ilişkilerinin Trump döneminden çok farklı olacağı kesin. Bunu söylerken tabi ki Biden’ın yumruğunu masaya vurup Erdoğan dönemini sona erdireceğini iddia etmiyorum.

Aslında Biden’ın Erdoğan’ın canını yakması için özel bir şey yapmasına gerek yok. Trump gibi Erdoğan’a kol kanat germemesi bile iki ülke ilişkilerini kökten değiştirmeye yeterli.

Özetle Trump döneminden çok farklı bir dönemin kapısı açılıyor.

2 YORUMLAR

  1. Sayin Adem Bey, Hocaefendi’den bahsederken, lütfen Sayin veya Muhterem ön ifadesini de kullanin.
    Diger gazetecilerin bir üslubu varsa bizim de kendimize has bir uslubumuz var.

    Ayrica, Hocaefendi, piril piril bir omur yasamis ve yaşıyor, muslumanlar için gercek ornek olan bir insan olarak günümüzde en çok saygıyı hak eden bir Zat-i Muhterem.

    Allah cc. Kendilerine hayirli uzun omurler nasib eder ins. Allah cc. sayilarini artirir ins.

    Çünkü günümüz dünyası, gözyaşı ve adaletsizliklerden kurtulabilmesi için Onun ve gönüldaşlarinin rehberliğine her zamandan daha çok ihtiyaci var.

    Saygilarimla

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin