Taliban’la Afgan hükümeti barış için gün sayarken

HABER YORUM | YÜKSEL DURGUT

Afganistan geçmişte yaşananları tekrarlamamak için yıllardır zorlu mücadeleler veriyor. Aylardır zorlu yollardan geçen barış görüşmeleri, Taliban örgütü ve Kabil yönetimi arasında geçici bir hükümet kurulması konusunda bir anlaşmayla sonuçlanmak üzere.

Taliban ve Afganistan hükümeti arasındaki görüşmeler Katar’ın Doha kentinde aylar önce başladı. Ancak bu görüşmeler sürerken ülkede yaşanan şiddet tırmanarak devam etti. Bu olayların görüşmeleri sekteye uğratmasından endişe ediliyordu. 24 Ekim’de Kabil’deki bir eğitim merkezine düzenlenen saldırıda en az 30 kişi hayatını kaybetti. Bu saldırı ile Taliban elini bir kez daha kana buladı. Dünyanın gözü kulağı bu görüşmelerin sonucunu beklerken yaşanan saldırılar sonrası Afgan hükümeti ve masadaki diğer ülkeler Taliban’ın ateşkesi kabul etmesi yönündeki baskılarını da arttırdı.

Taliban’ın yaşanan şiddeti sona erdirmek için öne sürdüğü tek koşul ülkede kendi çerçevelerini çizdikleri “İslami bir sistem” kurulması. Anlaşmazlıkların çözümü için İslami içtihatlar ile ilgili taviz vermediğinden görüşmeler çok kez sekmeye uğradı. Ancak masada duran tek ve en önemli mesele “ateşkes”.

KANLI GEÇİŞ HÜKÜMETLERİ

Taliban, ateşkesi kabul etmesi karşılığında, ABD’nin askerlerini ülkeden çekmesinin yanı sıra uygulanan yaptırımların kaldırılmasına yönelik daha fazla güvence isteyecek. Kabil yönetiminden ise mevcut hükümeti her iki tarafın temsilcilerinden oluşan geçici bir hükümet ile değiştirilmesini talep ediyor. Geçici hükümet, Doha anlaşmasında belirlenmeye çalışılan Afganistan’ın siyasi geleceği için bir “yol haritası” konumunda. Fikir, Kabil’de tartışılıyor. Ancak bu türlü barış süreçlerinde uygulanan “geçici hükümetler” Afganistan tarihinde hep kanlı sonuçlandığı için endişeleri beraberinde getiriyor.

ABD’nin Taliban hükümetini devirmesinin ardından Aralık 2001’de imzalanan Bonn Anlaşması ile yaşanan sorunlar bunun somut bir örneği. Yenilenen seçimler ve yeni bir anayasa ülkedeki kanı asla durdurmadı. Bu anlaşma sonrası Taliban süreçten dışlanmış ve yapılan  hatalar barıştan ziyade daha farklı bir savaşı getirmişti.

NECİBULLAH’IN RUSYA BAĞLANTISI

Afganistan’da 1991 ile 1992 arasında da geçici bir hükümet kurma deneyimi yaşanmıştı. BM öncülüğünde, ABD ve Rusya’nın desteklediği hükümet kurulmuş ama Devlet Başkanı Muhammed Necibullah’ın istifası ile sonuçlanmıştı. Bu istifanın ardından yerel silahlı militanlarla hükümet güçleri arasında çatışma çıktı ve devlet kurumlarının çökmesine yol açtı. Bu süreç Taliban’ın ülkeyi yönetecek konuma yükselmesiyle sonuçlandı.

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Ghani, bu yaşanan olayı örnek göstererek, Necibullah’ın istifasının hayatının hatası olduğunu söyledi ve bu filmin yeniden oynatılmamasını istedi.

Bahsi geçen olaya daha yakından bakıldığında Nisan 1988 Cenevre Anlaşması ile Sovyet birliklerinin 15 Şubat 1989’a kadar Afganistan’dan çekilmesi sağlandı. Aynı zamanda bu anlaşma ile Sovyetlere karşı mücadele eden Mücahitlere ABD yardımı da kesilmiş oldu. Cenevre Anlaşması siyasi bir geçiş için herhangi bir hüküm getirmedi, ancak 1989’da Sovyetler Birliği’nin çekilmesinin ardından Moskova, BM destekli bir siyasi çözüm ve her iki tarafın da askeri yardımı sona erdireceği koşullar hakkında ABD ile diyaloğa başladı.

KAOS VE TALİBAN’IN DOĞUŞU

Necibullah ve Sovyet destekçileri, görevde kalma konusunda ısrar etse de, ABD, mücahitler ve Pakistan, Necibullah’ın istifa etmesi ve yerine BM’nin arabuluculuğunda geçici hükümetin gelmesi konusunda ısrar etti. Sovyetler Birliği, Ağustos 1991’de Moskova’da Sovyetler Birliği’nin dağılmasını tetikleyen başarısız darbenin ardından anlaştı. Her iki taraf da Ocak 1992’ye kadar Afganistan’daki destekçilerine askeri yardımı sonlandırmayı kabul etti ve geçici hükümet, 15 Nisan 1992’de görevi Necibullah’tan devraldı.

Ancak Pakistan’daki Mücahid liderler bu anlaşmayı reddettiler ve Necibullah’ın BM eskortuyla Hindistan’a uçmasını engellediler. Bunun sonucunda ülkede büyük bir güvenlik sorunu baş gösterdi ve Kabil içinde gruplar arasında bir savaş başladı. Bu iç savaşın ortaya çıkardığı kaostan Taliban yükseldi.

DOHA’NIN 1992’DEN FARKI

Doha’daki görüşmelerde geçici hükümet ihtimaliyle artan endişeleri giderecek ve 1992 tarzı bir çöküşü önleyecek unsurlar mevcut.

Birincisi, görevdeki hükümete yardımlar sürdürülecek. Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından Necibullah hükümeti, buradan gelen yardımı kaybetmişti ve bu durum isyanlara yol açmıştı. Bugün Afgan hükümeti, Necibullah rejiminden daha fazla yardıma bağımlı, ancak Taliban ile müzakereler ABD güçleri hala ülkedeyken ve yardımlar sürerken başladı. Taliban, ABD’den Afgan hükümetine yardımı durdurmasını istemedi ve ABD bu yardımı aynı miktarda olmasa bile sürdürmeye kararlı. Taliban’ın talebi üzerine ABD ile imzalanan Doha anlaşmasına göre Washington yönetimi Afganistan’ın gelecekteki kalkınmasını desteklemeyi taahhüt ediyor.

İkincisi, müzakereler çok şeffaf bir şekilde yapıldı. 1992’de gerçekleştirilen barış planı müzakereleri tamamen Necibullah ve BM elçisi Benon Sevan arasında geçmişti. Necibullah’ın kendisini bilinmeyen bir kadere terk ettiği görüşündeki iktidar ortakları müzakereye katılmadı. Ancak bu sefer barış çabası Ghani’nin seçimlerdeki en büyük rakibi Afganistan’ın eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah tarafından yönetiliyor ve müzakere ekibi ülkenin tüm önemli gruplarının temsilcilerini içeriyor.

Üçüncü nokta ise 1990’larda mücahitler Kabil rejiminin temsilcileriyle görüşmeyi reddettiler ve bu durum iktidar paylaşımı için geçici bir hükümet kurulmasını imkansız hale getirmişti. Taliban, ABD ile Şubat ayında askerlerin çekilmesi konusunda yaptığı anlaşmadan önce Afgan hükümetiyle görüşmeyi reddetti, ancak şimdi buna rağmen hükümet temsilcileriyle doğrudan müzakerelerde bulunuyorlar. Potansiyel bir geçici hükümetin tarafları doğrudan Doha’da bir araya geliyor.

Son olarak, 1992’deki barış planı, geçiş hükümetinin yasal çerçevelerini çizmemişti. O zaman güvenlik güçlerinin gelecekteki komuta kademeleri başta olmak üzere çeşitli grupların hangi kurallar altında hangi rolü üstlenecekleri veya geçişin nasıl sona ereceğini gösteren bir yol haritası yoktu. Afganistan’da hukukun üstünlüğü güçlü değil, ancak şimdi bir anayasa ve işleyen üç hükümet dalı var. Afganistan, Birleşmiş Milletler’in bir üyesi ve birçok uluslararası anlaşmaya taraf. Bu geçiş ile devletin ve kurumlarının, özellikle de güvenlik güçlerinin yasal kimliğinin devamlılığı sağlanacaktır.

Diğer bir deyişle, geçici bir hükümetin geleceği bu sefer 1992’dekinden çok daha iyi olacaktır. Sadece tarafların her birinin, uzlaşacakları noktaları netleştirilmesi gerekiyor.

Masadaki taraflar Doha’daki görüşmelerde herhangi bir arabulucuyu veya uluslararası müzakerecileri görmek istemiyor. Bu tür karmaşık ve uzun süreli bir anlaşmayı sonuca bağlamak ve uygulamak zor olsa da imkansız değil. Görüşmelerde herhangi bir ilerleme olmazsa, masanın bir ucunda oturan ABD ayrılabilir. ABD’nin Sovyetler Birliği gibi dağılması zaten mümkün değil, ancak pandemi ve yeni başkanın Beyaz Saray’a yerleşme süreci nedeniyle dikkatler dağılacaktır. Süreç 1992’dekinden çok daha farklı ve güzel olabilir çünkü Afgan halkı yıllardır süren bu ızdırap dolu kanlı yılları geride bırakıp geçmişine dönmek istiyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin