Suçlamıyorum, suçlusunuz! [Konuk Yazar: Oğuz Atabey]

Emile Zola değilim. Gerçeği aramıyorum. Gerçek ortada. Görmek isteyene…

“Gerçeğin ortaya çıkması için her cephede savaşırım” diyen birini bekledik; çıkmadı… “Gerçeği söyleyeceğim, benim görevim konuşmak. Suç ortağı olmak istemiyorum” diyen birini bekledik; çıkmadı…

İçi boş böbürlenmelerin, ucuz pazarlıkların, içini irin kaplamış ihanetlerin toplumu. Seninle başlayalım… Suçlusun!

Suçun büyüğü sende… Gerçeği haykırmaktan korktuğun için suçlusun! Gerçeği bilmiyorum diyorsan, peşine düşüp araştırmadığın için suçlusun! Gerçeği sorgula(ya)mıyorsun çünkü ortaya çıkacaklar konforunu bozacak! Öyle düşünüyorsun…

Korkuyorsun! Zavallısın…

Bu kadar korku ile gerçeğin aranamayacağının bile farkında olmayan bir zavallı… Korkunun ve menfaatin zebunu olmuş bir heyula… Genetiğiyle oynanmış hilkat garibesi… Görüntüsünden korktuğu için sürekli maskeyle dolaşan bir yaratık.

Ölüm maskeni düşürecek diye bu dünyayı çok seviyorsun…

Kendini bilmeyen Rabbini nasıl bilecek ki! Dini değerleri kullanıyorsun ama Allah’tan korkmuyorsun!

Suçlusun!

Senden bir Emile Zola olmanı beklememeliydik. İtiraf ediyorum; yanıldık. Masken yanılttı bizi. Hakikatbîn bir topluluk sandık…

Ey kifayetsiz muhterislerin şâhı! Maskeli dolaşanlar çetesinin ustası. Kıskançlık krizlerinin, güç zehirlenmelerinin sahte kabadayısı…

Her şey hırsın ve hırsızlığınla başladı… Orada kalmadı… Eline kan bulaştı! Kimse elindeki kanı yuyamaz, bu kadar günahla seni kimse temize çıkaramazdı!

Suçun o kadar çok ki! Nereye gidersen git bu dünya seni taşıyamaz(dı)… Suçlusun!

Büyücülerin, işlediğin suçlarından aklayamaz artık seni.

İlk suçu işleyince kaybettin… Yırttığını, kazandığını sandın!

Hakikat karşısında hiçbir gücünün olmadığını anlayacaksın. Bilmiyorsan öğretecekler. Hem bu dünyada hem de ötede…

Kimse gerçekliği yenemez… Hakikat konuşmaya başlayınca susturamazsın! Hakikat susmaz…

Ey kendisine emanet edilenleri arsızla hırsıza peşkeş çeken güruh. Milletin öz evlatlarını yemeğe çalışan sırtlan fıtratlılar… Hayran olduğunun kusmuğunu yalayan leş yiyicileri…

Sureti haktan görünmeye çalışmanız örtemez iğrençliğinizi. Yerdeki sarhoş kusmuğu kadar haysiyetiniz kaldı mı?

Kimsenin gerçeği söyle(ye)memesi suçunuzu ortadan kaldırmaz. Suçunuz büyük! Suçlusunuz!..

Ey yavuz hırsızın bastırdığı ev sahibi. Mülkün temelini çökerten kemirgen. Kemik atana yaltaklanan… Kancık pusuların sahibi… Sahte kabadayılıklara önünü ilikleyen… Gerçeği arayacak yerde, soytarılıkların(nın) esiri… Müktesebatını satılığa çıkarmış madrabaz… Gücü iğdiş edilmiş, dev aynasındaki cüce…

Hırsızla birlik olduğun için sen de suçlusun! Zulme ortak olduğun için de… Suçların büyük! Say(a)mayacağım! Görmediğin, görmek istemediğin hakikati gün gelecek anlayacaksın… Kendi haline acıyacaksın!

Hakikati susturamazsınız!…

Suçlusunuz gerçeklik önünde… Suçunuz büyük!

Gerçek yürüyor ve onu kimse durduramayacak.

Gerçeğin gücü, sahte güçlere ve esirlerine yenilmez.

Suçlamıyorum sizi çünkü suçlusunuz! Gerçek ise suçlanamaz! Suçunuzu ortaya çıkartır… Çıkartacak!

Suçunuz büyük! Hakikatten kaçamazsınız! Gerçek etrafınızı sararken ne de çok gürültü yaptınız…

Hem burada hem ötede kıskıvrak yakalanacaksınız!

Herkesi sustursanız hakikati susturamazsınız!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin