Soylu’dan Alparslan Kuytul itirafı: ’15 Temmuz’un nasıl olduğunu, arkasını dinlemek isterim’ cümlesi çok tehlikeli

Yandaş bir televizyon kanalında canlı yayına katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 22 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen hakkında açılan tüm davalardan beraat eden Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nın kurucusu Alparslan Kuytul hakkında hali hazırda hiçbir dava olmamasına birçok davadan yargılandığını iftirasını attı.

Furkan Vakfı Gönüllüleri’nin Ramazan’ın son 10 gününü ihya etmek için itikafa girdikleri camilere postalla giren güvenlik güçlerince darp edilip biber gazı sıkılarak gözaltına alınması hakkında konuşan Soylu, ‘‘Müdahale etsen bir dert, etmesen bir dert. Biz bu adamı bugün mü tanıyoruz? Hayır. Ben 4,5 yıldır içişleri bakanıyım. 4,5 yıldır bu adam ilgi alanımızda. Adana’da parklarda oturuyor. Bir şey vermiyor. Dini bir şey… Türkiye karşıtı ve Türkiye düşmanı ne kadar mesele var, onların savunucusu. Türkiye düşmanlığı nasıl yapılır? Bütün bunların savunuculuğunu ortaya koyan bir portreyle karşı karşıyayız.” İfadelerini kullandı.

KUYTUL’UN 15 TEMMUZ’U SORGULAMASI RAHATSIZ ETMİŞ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yandaş 24 TV’de yayınlanan bir programa konuk oldu. Güvenlik güçlerinin postalla camiye girmesi ve Kur’an okuyan oruçlu insanların yüzüne biber gazı sıkıp, darp etmesi ve ters kelepçeyle gözaltına alınmasıyla ilgili konuşan Bakan Soylu, Alparslan Kuytul’un 15 Temmuz darbe girişimi sorgulayan açıklamalarından sonra hedef tahtasına oturtturduğunu itiraf etti.

”4,5 YILDIR BU ADAM İLGİ ALANIMIZDA”

1 Temmuz 2016’da hayatını kaybeden 2 polis hakkında ‘öldürüldü’ ifadesi kullanan Alparslan Kuytul’u sırf bu yüzden peşinen Türkiye düşmanı ilan eden Soylu şunları söyledi:

“Böyle bir şey var mı? Bir pandemiyle karşı karşıyayız. Camilere de gidiliyor. İnsanlar Müslümanlığı bu Anadolu coğrafyasında doya doya yaşıyorlar. Kimsenin engellediği de yok. Allah’ımıza hamdüsenalar olsun. Kurban Bayramı geliyor. Ardahan’dan Edirne’ye kadar her yerde tekbirlerle kurbanlar kesiliyor. İnsanlar bayramlaşıyor. Biz büyük bir memleketin, zengin bir memleketin büyük bir medeniyetin evlatlarıyız. ‘Ben bu teravih şeyini saymıyorum, kılacağım.’ Birçok camiye gitti bunun propagandasını yaptı, teravih de kıldı. Müdahale etsen bir dert, etmesen bir dert. Biz bu adamı bugün mü tanıyoruz? Hayır. Ben 4,5 yıldır içişleri bakanıyım. 4,5 yıldır bu adam ilgi alanımızda. Adana’da parklarda oturuyor. Bir şey vermiyor. Dini bir şey… Türkiye karşıtı ve Türkiye düşmanı ne kadar mesele var, onların savunucusu. Türkiye düşmanlığı nasıl yapılır? Bütün bunların savunuculuğunu ortaya koyan bir portreyle karşı karşıyayız.

”15 TEMMUZ’U NASIL OLDUĞUNU, ARKASINI DİNLEMEK İSTERİM CÜMLESİ ÇOK TEHLİKELİ”

Orada çok tehlikeli bir cümle var. Ben bunu 10 defa dinledim. Bu cümleyi 10 defa dinledim. Diyor ki; ’15 Temmuz’un nasıl olduğunu, arkasını dinlemek isterim. Bu metotlara bundan sonra birleştirerek devam edelim.’ Şimdi ondan önce söyledikleri, 1 Temmuz 2016’da söylediği… Bir kere ‘2 tane polis öldürüldü.’ diyor. Zihniyetinin ne olduğu, dini istismar ettiği, aynı zamanda provokasyon yaptığı, Makyavelist yani nereden istifade edebilecek bir Türkiye düşmanlığı ve karşıtlığı ortaya koyduğu belli. Ne zaman bir hadise yapsa polise, devlete karşı hem hakaret eden hem de şiddet uygulamaya çalışan bir anlayışı var. Daha da ötesi var. Kadınların eline Kur’an-ı Kerim’i veriyor. Polislerin üzerine salıyor. Dün bir manzara vardı sonra sildiler. Oradan serbest bırakıldığı bir kısmı ellerine kitapları, Kur’an-ı Kerim’leri, caminin içerisine geldikleri ki Kur’an-ı Kerim sürekli olarak şeye karşı kullanıyorlar. Bu bize geçmiş birtakım manzaraları hatırlatıyor.”

”BİZ BUNUNLA SABAH AKŞAM UĞRAŞIYORUZ”

Kuytul’un 22 ay hapis yattıktan sonra yargılandığı tüm davalardan beraat etmesine rağmen birçok davadan hali hazırda yargılandığı yalanını ortaya atan Soylu şöyle devam etti:

“Sürekli bunu gerginleştirerek, terörize ederek getirmeye çalışıyorlar. Camileri, imamları sindirmiş, bilmem neleri yapmış. Sindirmeye çalışıyor daha doğrusu. Ürkütüyor, korkutuyor. Aynı zamanda bir vakıf kurmuş. Vakıftan da kendine ait bir gelir oluşturmuş. Orada da birtakım yolsuzlukları ve dolandırıcılıkları söz konusu.

Daha önce gözaltına alındı. Şu anda yürüyen birçok davası var. Biz bununla sabah akşam uğraşıyoruz. Sürekli olarak farklı kılıklarda farklı adımlar atmaya çalışıyor. Bütün bunların üzerinden elbette ki buna kanuni çerçevesi içerisinde yapmaması gerektiği ifade ediliyor. Şimdi nihayetinde ‘Ben 20, 25, 30 kişi bu itikaf ibadetine gideceğim.’ Amacı istismar. Dini istismar. Amacı provokasyon, huzursuzluk ortaya çıkarmak.

”DİYANET DİYOR Kİ ‘1-2 KİŞİ GİR İTİKAFI YAPACAKSAN YAP”

Diyanet diyor ki ‘1-2 kişi gir itikafı yapacaksan yap. Burada ne yaptı? Talimat verdi, ‘Bu camilere gireceksiniz’. İtikaf yapacaksan yap, benim söylediğim camilere gir, ben bunu kontrol edeyim. Caminin içinde bizimkiler müdahale ettiği zaman hükümete, devlet başkanına, bize ağza alınmayacak, caminin o haline yakışmayacak sözler söyleyince ortam geriliyor. Tabii üzüldüm. Orada olmaması gereken bir personelin gaz sıkması kabul edilebilir değildir. Ben bunu hayatta kabul edemem. Zannediyorum olay ani gelişti. Orada hemen soruşturma başladı. Ama olayın başı bambaşka bir tablo. Camide oturulup, masa atılıp sandalyeyle birlikte itikaf mı yapılır? Burası Müslümanlığı doya doya her haliyle yaşandığı bir ülkedir. Etrafımızdaki bütün coğrafyanın Müslümanlığın yaşanması açısından imrendiği bir memlekettir.

Bir düzeltmeyi ortaya koyayım: Biz o akşam sadece 2 cami değil, 40’ın üzerinde camide 500’ün üzerinde kişi aynı anda itikaf gerçekleştirmek istediler. Arkadaşımız gece gerekli hassasiyeti göstererek oradan uzaklaştırdılar. “Ben sizin devletinizi tanımıyorum, teravihi kılacağım” diyor. Hep beraber kılalım, evde kılalım. Ama oradan Türkiye’yi terörize etmeye çalışan bir anlayış gerçekleştirmek istiyor. Buna müsaade etmeyiz.”

3 YORUMLAR

  1. Birden, zamanında çöp arabasıyla cesedi nakledilen bir içişleri bakanını hatırladım. Neyse, Allah o günleri tekrar yaşatmasın. Ama o günlerin benzeri 15 Temmuz’da yaşandı. Binlerce askeri personel ve yargı nensubu atıldı. O günlerin sonrasında şartlar olgunlaştırılmaya başlanmıştı. Bugunde benzer bir yol izleniyor gibi.

  2. İyi de pandemi döneminde topluca iltikaf yapmak zaten sakıncalı değil mi? Soylu’nun konuşunca doğru konuştuğunu sanmıyorum ama İltikaf konusunu iyi ele almalı!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin