Sonucu ‘Trump korkusu’ belirleyecek

HABER ANALİZ | ADEM YAVUZ ARSLAN 

Kaderin cilvesi olsa gerek.

Dört yıl önce Tr724’te yayınlanan ilk köşe yazımın başlığı “Trump Korkusu”ydu.

Özetle o yazıda “Trump’ın öngörülemez kişiliği nedeniyle çalkantılı bir döneme girdiğimizi ve Amerika’yı zor günlerin beklediğini anlatmıştım.

Trump’lı yıllar gerçekten de skandallarla dolu geçti.

Çalkantılı bir dört yılın sonunda döndük dolaştık ve yine aynı konuya geldik: “Trump korkusu”.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Bana göre önümüzdeki hafta yapılacak başkanlık seçimlerinde sonucu belirleyecek olan temel faktör Demokrat aday Joe Biden’ın cazibesi değil geniş kitlelerde oluşan “Trump korkusu” olacak.

Bu durumun temel nedeni ise bizzat Trump’ın icraatı.

Çok bilinmeyenli formüllere ya da karmaşık algoritmalara gerek yok. “Ölümüne Trumpçı” kitleler ve “Kökten Demokratlar” dışında sonuca etki edecek kitleler için belirleyici olacak olan şey vaatler değil icraatlar.

Şöyle ki:

Seçmen her zaman cazip vaatlere bakarak oy vermez. Bazen de “kaçılan” kötü tecrübeler, sonucu belirler.

Nitekim Demokrat aday Joe Biden seçmeni coşturan, heyecanlandıran bir aday değil.

Ancak rakibi Donald Trump öyle büyük skandallara imza attı ki normalde Biden’ı seçmeyecek isimler bile sandığa koşup oy veriyor.

Çünkü geniş kitleler için 3 Kasım ABD’nin geleceğinin oylanacağı bir seçim olacak.

Bu aşamada 4 yıllık Trump dönemine kısa bir göz atmakta fayda var. Mesela Donald Trump, ABD tarihinde azledilme süreci başlatılan üçüncü başkan oldu.

Trump’ın başkanlık seçimlerinde elini güçlendirmek için Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’e siyasi rakibi Joe Biden ve oğlu Hunter Biden’in iş faaliyetlerini soruşturması için baskı yaptığı ortaya çıkmıştı.

Üstelik Trump, Ukrayna’ya yönelik ABD yardımlarını pazarlık kozu olarak kullanmıştı.

Temsilciler Meclisi’nde azledildi ancak Senato’daki Cumhuriyetçi çoğunluğu sayesinde koltuğunu korudu.

Rusya soruşturması da aynı şekilde Trump’ın başkanlık döneminin alametifarikalarından oldu.

Özel savcı Robert Mueller, Rusya’nın 2016 başkanlık seçimlerinde Trump lehine müdahil olduğu iddialarını araştırdı.

Soruşturmanın detayları manşetlerden düşmedi.

Gerçi soruşturma sonunda Trump’a suçlama yöneltilmedi ama savcı Trump’ı temize de çıkarmadı.

Beyaz Saray bu süreçte “Survivor”a döndü.

Dışişleri Bakanı’ndan FBI başkanına onlarca kişi kovuldu ve çoğunluğu bu kararı Twitter’dan öğrendi.

Trump’ın her tweeti başlı başına olay oldu.

Amerika’yı yeniden muhteşem yap” sloganı ile 2016 seçimlerini kazanan Trump çok tartışmalı kararlara imza attı.

Medya ile sürekli olarak kavga etti.

‘Düzen’le didişip durdu. Bir yandan Çin’le ticaret savaşı başlatırken öbür yandan İran Nükleer Anlaşması ve Paris İklim Anlaşması’ndan çekildi.

ABD’nin geleneksel müttefikleri ile bile sürtüşürken Rusya ve Kuzey Kore ile yakın temas kurdu. Hatta ‘küçük roket adam’ dediği Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile üç kez görüştü.

Öyle ki Covid-19’a karşı maske takıp takmamak bile politik bölünmelere neden oldu.

Trump 230 bin ABD’linin hayatını kaybettiği Covid-19’u önemsemedi, ne maske ne de sosyal mesafe kurallarına uydu.

Hatta gazeteci Bob Woodward’ın kitabında yer alan detaylara göre hastalığın ölümcül olduğunu bildiği halde kamuoyuna sorunu hafife alan açıklamalar yaptı.

George Flyod’un polis şiddeti sonrası hayatını kaybetmesiyle başlayan olaylar ırkçılık tartışmalarını alevlendirdi.

Trump ne polis şiddetini ne de beyaz ırkın üstünlüğünü savunanları kınadı.

Hatta polis şiddetini protesto edenler için “Amerika’nın sonunu getirecek aşırı solcular” yakıştırmasını yaptı.

Trump toplumun fay hatlarıyla oynamaktan çekinmedi.

Öyle ki, eski Savunma Bakanı General James Mattis, Trump için “ABD’yi bölen ilk Başkan oldu” demek durumunda kaldı.

Trump’ın başkanlığı kişiliği gibi sıradışıydı. Örnekleri sıralamaya kalksam sayfalarca yazmam gerekir.

Mesela ben bu yazıyı yazarken seçmenlerine “Biden başkan olursa araba hayatınızdan çıkacak, uçaklar uçmayacak, polis dağıtılacak, Amerika sosyalist olacak” diyordu.

Hilaf-ı hakikat o kadar çok şey söyledi ki artık kimse şaşırmaz oldu.

Özetle, önümüzdeki Salı yapılacak seçimde kitleleri Demokratlara yöneltecek olan şey Biden’in vaatleri ya da ekibi değil Trump’ın icraatı olacak.

Bir diğer kritik nokta şu: 2016 şartlarında değiliz.

2016 seçimlerinde sandığa gitmeyenler ya da Clinton’u beğenmediği için çekimser kalanlar bu kez “Trump faktörü” nedeniyle işi sıkı tutuyor.

Bana göre Trump döneminin sonunun gelmiş olma ihtimali hayli yüksek.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin