Sizin gibi olmayacağız

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

CHP’nin Tunceli eski Milletvekili Hüseyin Aygün iki polisin, 15 Temmuz’dan sonra ByLock listelerinin nasıl hazırlandığını kendisine nasıl anlattığını Twitter’da paylaştı: “Her sabah ‘ByLock Listeleri’ geliyor, biz bunları düzenliyor, savcılık ve diğer makamlara sunuyorduk… Sonra bu listede olmayan ama ‘Eklenecekler Listesi’ gelmeye başladı. Bunları da ByLock kullananlar içine ekledik ve ilgili mercilere göndermeye başladık… Bu ‘Eklenecekler’ gerçekte ByLock kullanmayan ama tutuklanmaları istenen kişilerdi… Sonra bir sabah ‘Eklenecekler’ listesinde bizim de ismimiz vardı.”

Türkiye’de son beş yılda yaşananların özeti olan bu hikayeyi dinleyen Hüseyin Bey, beş yıl boyunca bu konuyu gündeme getirmeden, hiçbir şey yapmadan yüz binlerce kişinin son derece keyfi sebeplerle işinden, özgürlüğünden, ailesinden, anayasal haklarından mahrum edilmesini görmezden gelip kulağının üzerine yatıyor. Tıpkı partisi CHP gibi sessiz bir kabullenişle olanları seyrediyor. Bilemiyorum belki korkmuş da olabilir.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Ülkede sosyal bir soykırım yokmuş gibi davranan, soykırımı yapanlar ne zaman başı sıkışsa, ne zaman meşruiyet sorunu yaşasa hemen yardımına koşan CHP’nin korkmaktan çok daha başka nedenlerle böyle davrandığını söylemek mümkün.

Peki neden?

Naziler, Yahudilerin ülkedeki bütün kötülüklerin sebebi olduğuna inanıyor ve onlarla hukuk çerçevesinde baş edemeyecekleri düşündükleri için çoluk çocuk, yaşlı genç demeden toplama kamplarına alıyorlar. Sadece ve sadece Yahudi oldukları için cezalandırılıyorlar.

Kendinizi nasıl konumlandırırsanız konumlayın, hangi kılıfı üzerinize geçirirseniz geçirin, bu tavır bir Nazi tavrıdır. Ve sizin de tarih önünde, Nazi uygulamalarına alkış tutan bir Alman gibi anılmanızı sağlar.

Barçın Yinanç T24 sitesindeki “Dış Güçler ve ‘FETÖ’ ile mücadelenin dış boyutu” başlıklı yazısında Cemaat’i kast ederek diyor ki, “Bunlar öğretmen, gazeteci, akademisyen gibi siviller yaşadıkları ülkelerde kuralların dışına çıkmıyorlar, hukuka uyuyorlar, son derece iyi eğitimliler, sular seller gibi yabancı dil biliyorlar bu da bunlarla mücadelede işimizi zorlaştırıyor.”

Peki, sorması ayıp niye mücadele ediyorsunuz bunlarla? Hem eğitimli, hem dış dünya ile uyumlu, hem kriminal işleri yok, hem şiddetten fersah fersah uzaklar. Bu dünyada olabilecek bütün iyi vasıfları üzerinde taşıdığını kendinizin söylediğiniz bu insanlarla, neden mücadele etme gereği duyuyor, onlara hangi utanmaz duygularla terör örgütü diyorsunuz.

Sizin sorununuz gerçekten nedir?

Sadece yurt dışında değil yurt içinde de bu yapıyı didik didik etmenize rağmen kriminal bir şey bulamadınız. Hatta kriminali üretmek için çok gayret ettiniz ama bir dikiş tutturamadınız. Hem Türk hukukuna hem evrensel hukuk kurallarına ters gelecek hiçbir şey bulamadınız. Bulamadığınız için ByLock gibi, Digitürk iptali gibi kargaların bile güldüğü gerekçelerle tutuklayıp hapsediyorsunuz.

Sadece ve sadece kimliklerinden, aidiyetlerinden dolayı cezalandırıyorsunuz. Bu bir Nazi söylemi ve uygulaması değil midir? Hem Neonazi fikirleri hararetle savunacak hem de yerinizin çağdaş dünya olduğunu zannedeceksiniz. Çağdaş dünya sizin bu ilkel düşüncenizi 75 yıl önce dünyadan kazıyıp attı.

Ama bir gün bu ülkeye hukuk geri geldiğinde biz sizin yaptıklarınızı yapmayacağız. Sizin kinlerinize, hasetlerinize, kıskançlıklarınıza aynıyla karşılık vermeyeceğiz. Size rağmen barış elimizi uzatacağız. Asırlardır içinizde biriktirdiğiniz kinden, öfkeden besleniyor olabilirsiniz ama biz öyle değiliz. Bizim intikam gerektiren bir davamız yok.

Bu topraklara barışı barışla getireceğiz öfkeyle değil.

4 YORUMLAR

  1. “Size rağmen barış elimizi uzatacağız. Asırlardır içinizde biriktirdiğiniz kinden, öfkeden besleniyor olabilirsiniz ama biz öyle değiliz. Bizim intikam gerektiren bir davamız yok.

    Bu topraklara barışı barışla getireceğiz öfkeyle değil.”

    Değil ey insan! Barış adaletle, yapılan anlaşmaya uymayla sağlanır.

    Bir anlık öfkeyle ağızdan çıkan bir söz veya kazara ve istemeden mala verilen bir zarardan bahsetmiyoruz. Sistematik, planlı ve inatla sürdürülen bir zulümden bahsediyoruz. Zalime “hadi gel barışalım” demek, onu sonraki fırsatta daha da şehvetlendirir sadece.

    Ey insan, zulme karşı bir öfke yoksa içinde, kendini tekrar muhasebe et. Elbette öfkede ileri gitmekle veya intikam ile değil. Ancak insanlarda doğal olarak biriken bir öfke var. Bu öfkeyi söndürmenin yolu, hesap sorma ve adalettir. Pek adalet nedir?…

  2. Andolsun ki Allah Resulünde, Allah’a ve hesap gününe kavuşmayı murad edenler için ve Allah’ı çokca zikredenler için en güzel bir örnek vardır… (Ahzab Suresinden)
    Anlasın bigane bilsin aşina ki; Bizim için yegane çıkar yol O’nun yoludur.

    Gerisi hep angarya,
    Bu kafayla daha çok sürünürsün
    Aklını başına devşir Sakarya!!!

  3. Doğrusunu söylemek gerekirse Alper Ender Fırat´ın yazısından pek bir şey anlamadım. “Bu topraklara barışı barışla getireceğiz öfkeyle değil”, diyor. “Size rağmen barış elimizi uzatacağız”, diyor.
    Bu topraklara barışı barışla getireceğiz ne demek sayın yazar? Size rağmen barış elimizi uzatacağız ne demek? Hz. İsa´ya atfedildiği gibi size “Bir tokat atana diğer yanağını uzatmak” mı? “Yaşananlar yaşandı, zaten öbür dünya da var, ayrıca bizde ölenlerin arkasından kötü konuşulmaz, yaşananları unutalım geleceğe bakalım” mı demek istiyorsunuz?
    Eğer böyle yapılırsa Türkiye bu acı tecrübeden hiç bir ders çıkarmamış olarak yoluna devam edecektir. Ve ileride bu tür acı tecrübeleri yeniden yaşamaya aday olarak kalacaktır. Sonra birileri – bugüne kadarki zihniyette olduğu gibi – “Kimse bizim atalarımıza söz söyleyemez, kimse bize onlar yanlış yaptı dedirtemez, devlet düşmanlarına pabuç bırakmayız” deyip bugünkü dönemin de üstünü örtme yoluna gidecektir.
    Madem yazınızda Almanya´nın geçmişinde bulunan Nazi deneyimi örneğini verdiniz, biz de oradan örnek sunalım. Nazi rejimi yıkıldığında Nürnberg Mahkeme´sinde rejimin hala hayatta olan önde gelen isimleri yargılandı. (İsrail devleti Eichmann´ı yıllar sonra mahkeme önüne çıkardı). Almanya Nazi dönemine tarih ders kitaplarında geniş yer verdi, o dönemle hesaplaştı, suçunu kabul etti, kendini temize çıkarmaya çalışmadı.
    Bir şey daha yaptı ve hala yapıyor: O dönemle ilgili Nazileri kınayıcı net tavır sergilemeyen, muğlak bir tutum içine giren sağcı veya sağ popülist parti ve akımlara sıfır toleransla yaklaşıyor. Bugün Almanya´da sağ popülist AfD partisi ile işbirliği yapılmıyor. Thüringen eyaletinde bu partinin de evet oyuyla eyalet başbakanı olan liberal bir politikacı sadece 28 gün dayanabildi, sonra istifa etmek zorunda kaldı. Çünkü o partinin desteği ile bir makama gelinemezdi.
    Bence Türkiye´nin de bu dönemi ile hesaplaşma “Hadi barışalım, geçmişi unutalım, affetmek büyüklüktür” gibi romantik duygu ve düşüncelerle olmaz. Bu dönemin zulümleri sistematik bir şekilde anlatılmalı, dersler çıkarılmalı, bu dönemle ilgili reddedici, kınayıcı bir tavır içine girmeyenlerle de asla işbirliği yapılmalı, tolerans gösterilmemelidir.

  4. Barış asla barışla gelmez dostum birazcık tarih okuyun ve ne adına kim adına yazıyorsunuz bilmem ama zirvalamayı kesin o yumuşak cenenizi kapatın ve kendi adınıza konuşun.
    Size bir ata sözü hatırlatayım:
    Donanı Kar’la ovarlar.
    Umarım anlamışsınızdır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin