Tanju Özcan ile Yasin Aktay arasında sıkışıp kaldık

HABER-ANALİZ | M. AHMET KARABAY

Türkiye bir taraftan yeni sığınmacıları topraklarına alırken, öte yandan da mevcut sığınmacıları tartışmaya devam ediyor. Hem de öyle bir tartışma ki sarkacın iki ucuna savrulmuş durumdayız. Bir tarafta Ayyıldız Hareketi lideri Ümit Özdağ ve yeni partneri Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, diğer tarafta ise AK Parti göç politikalarının önemli ismi Yasin Aktay’ın etrafında kümelenen bir tartışma. 

Sığınmacı tartışması daha uzun yıllar tartışılmaya devam edecek. Bundan şüpheniz olmasın. Size en baştan bu konuda düşündüğümü söyleyeyim. Sığınmacı konusu yarın bugünden daha yoğun maalesef daha sert bir şekilde gündemimizde olacak.

Önce sizin önünüze bazı rakamlar koymam gerekiyor. Neyi tartıştığımızı bilmemiz açısından önemli. 

Ama daha önce sığınmacı konusu hayatımıza yeniden nasıl girdi ona bakalım. Afganistan’dan gelmesi muhtemel yeni bir göç dalgası ile birlikte 1,5 milyon Afgan’ın Türkiye’ye doğru yola çıkma ihtimali söz konusu. Bu ihtimal bizzat Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani tarafından gündeme getirildi.

Afganistan şu an için potansiyel risk. Esas tartışma ise topraklarımızda yaşayan resmi makamlara göre 3.6 milyon, fiili rakam olduğu söylenen 5.3 milyon Suriyeli sığınmacı. 

2011’de Suriye’de iç savaşın fitilini ateşleyenler, o dönemde Türkiye’ye en fazla 100 bin dolayında sığınmacı gelebileceğini hesapladılar. 

Bunu o zamanki iktidar mensupları, (AK Parti o zaman iktidarda değildi biliyorsunuz!) 100 bin sığınmacı sayısını kırmızı çizgi olarak duyurmuşlardı. Olur da sığınmacı sayısı bu rakamın üzerine çıkarsa bu insanlar için Suriye topraklarında barınma yerleri oluşturacaklardı.

TÜRKLER VE SURİYELİLER ARASINDAKİ DOĞURGANLIK ORANI UÇURUMU

2012 yılının son aylarında dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Suriyeli sığınmacıların durumunu yerinde görmek amacı ile Kilis’e gitmiştim. Sığınmacı sayısının Ekim ayı ortasında 100 bini aştığı açıklandı. 

Daha o sıralarda gelenler oluşturulan konteyner kentlerde barındırılıyordu. Buralarda da Türkiye’nin desteklediği muhaliflerin ortasında üç yıldız bulunan yeşil, beyaz ve siyah bantlı bayrağı dalgalanıyordu. 

Davutoğlu’nun ağzından söylenen bir söz değildi ama konteynır kentlerde aktarılan bilgilerden giden gazetecilere aktarılan hava, Suriye’de bir yıla kalmadan Cumhurbaşkanı Beşşar Esad devrileceği ve sığınmacıların yurtlarına dönecekleri yönünde idi. 

Artık o günler çok geride kaldı. Bugün Kilis’te, Kilislilerden çok Suriyeli sığınmacı bulunduğu bizzat devletin Göç İdaresi Başkanlığı tarafından açıklanmış durumda. Şanlıurfa, Gaziantep ve Hatay’ın da 20 yıl içinde benzeri akıbetlere ulaşacağı dile getiriliyor. 

Bu hesaplamaların çıkış kaynağı ise Hacettepe Üniversitesi tarafından Türkler ve Suriyeliler arasında yapılan doğurganlık araştırma. Cumhurbaşkanlığı tarafından sağlanan fonla yapılan araştırmaya göre Türkler arasında doğurganlık oranı yüzde 1.9 iken bu oran Suriyeliler arasında 5.3 ortalamasına sahip.

ÜMİT ÖZDAĞ VE TANJU ÖZCAN’IN SÖZLERİ

Suriyeli sığınmacılar son 10 yıldır Türkiye’nin gündeminde. Üzerinde bir türlü ittifak sağlanamayan sığınmacılar konusundaki rakamlar çok farklı. Bu konuda en iddialı hesaplamaları Ayyıldız Hareketi Lideri Prof. Dr. Ümit Özdağ tarafından ortaya konuyor. 

Özdağ’a göre Türkiye’de 3.6 milyonu kayıtlı toplam 5.3 milyon Suriyeli yaşıyor. Aynı Özdağ, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu’nun “Türkiye 9 milyon Suriyeliyi besliyor” sözlerini esas alarak 2 milyon da başka ülkelerden gelen yabancılar olduğunu söylülor. Özdağ, ardından da “Türkiye 11 milyon yabancıya bakıyor” sonucuna varıyor. 

Özdağ, bütün bu rakamları paylaştıktan sonra demografik yapısının değiştirilmesi için bilinçli olarak yapıldığını ve Türkiye’nin bir iç savaşa sürüklenerek parçalanmak istediği sonucuna varıyor. 

Suriyelilerin ülkelerine dönmesi konusunda aceleci davranılmasını isteyen bir siyasetçi daha var. Milletvekilliğinden yerel yönetime geçen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan. CHP’li Başkan Özcan, misafirlik sürelerinin uzadığını ve bu insanların bir an önce evlerine dönmelerini sağlamak için yerel yönetim olarak üzerlerine düşeni yapmak istediklerini söyledi.

Özcan, dönmelerine katkıda bulunmak için Bolu’da yabancılara sağlanan su ve atık gideri hizmetinin Bolululara göre 10 kat pahalı vereceklerini duyurdu. Başkan Özcan, kendisine “faşist” denilmesini umursamadığını da söylemekten çekinmedi. 

YASİN AKTAY’IN SÖZLERİ GERÇEĞİ NE KADAR YANSITIYOR?

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen’in Suriyelilerin dönmesini isteyenlere yönelik sözleri tartışıldı. “Türkiye’den ilk olarak Suriyelilerden önce gelenler gitsin” anlamındaki Türklerin Anadolu’dan Orta Asya’ya gitmesini isteyen çıkışı Mustafa Şen’in önüne pek çok yerde ve zamanda çıkacak.

Şen’in sözlerini gölgede bırakan çıkış yine başka bir AK Partiliden geldi. Partinin göç politikaları konusundaki önemli ismi olan Prof. Dr. Yasin Aktay, Suriyelilerin gitmesi halinde ülke ekonomisinin batacağını söyledi.

Euronews’in konuyla ilgili sorularını cevaplandıran Yasin Aktay, Türkiye’nin Suriyeli mültecilerle yaşamak zorunda olduğunu iddia etti. Göçün bir toplumu dirilteceği iddiasını gündeme getiren Aktay, İşverenlerin Suriyelilerden çok memnun olduğunun da altını çizdi.

Aktay, bununla da kalmadı ve CHP liderinin iktidara geldiklerinde Suriyelileri Esad ile anlaşıp kendi ülkelerine gönderecekleri yolundaki ifadelerinin de gerçekçi olmadığını söyledi. Aktay, bu sözlerinin hem pratik açıdan hem de uluslararası hukuka göre mümkün olmadığını iddia etti. 

KİMSE EKONOMİNİN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNİ KONUŞMUYOR

Suriyelilerin ülkeye girişinin üzerinden geçen 10 yılda ekonomi nereden nereye geldi ona bakmak gerek. Bunun sorumluluğunu Suriyelilere yüklemek insafsızlık ve haksızlık olur. Bunun bir tek sorumlusu var o da “Ben ekonomistim” diyen zat. 

Gayri Safi Milli Hasıla 2010 yılında 1.1 trilyon iken bu rakam 2020’de 5.05 trilyon TL’ye ulaştı. Rakamların büyüyüp şiştiğine bakmayın siz. Kişi başına düşen milli gelir 2010’da 10 bin 761 dolar iken 2020’de 8 bin 599’a geriledi. 

Tek iyileşen makro reel rakamlar ihracatta gerçekleşti. 2010 yılında Türkiye’nin yaptığı ihracat 113.9 milyar dolar iken, 2020’de bu rakam 169.5 milyar dolara ulaştı. 

Maalesef bu ihracat rakamları daha fazla malı, daha az fiyata satarak gerçekleşti. İhracat birim fiyatı 2010’da 1.20 dolar iken bu değer en yüksek rakamına 2014’te 1.59 dolar ile ulaştı. 2020’de ise maalesef 0.96 dolara geriledi.

Yani ucuz işçilikle daha fazla mal satarak elde ettiğimiz bir sonuç. Sosyalist bir ifade ile dile getirmek gerekirse, kendimizi daha fazla sömürterek ihracat artışı gerçekleştirdik.

Suriyeli işçiler, maalesef ekonomiyi yön verenler tarafından Türk vatandaşlarını ücret anlamında terbiye etmek amacıyla kullanılıyor. 

Çok basit bir soru, Aktay’ın dediği gibi sığınmacılar ekonomiyi şaha kaldırıyor olsa Avrupa onları Türkiye’de tutmak için üzerine para verir mi sizce?

Gerçekten ülke ekonomisi Suriyeliler gittiğinde çökecekse, esas tartışılması gereken nokta ekonomiyi bu hale getirenler olmalı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin