Şeffaflıkta Kopenhag Kriterleri [Haber-Analiz: Hasan Cücük]

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün açıkladığı 2016 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde üst üste 5 yıl Danimarka yolsuzluk ve rüşvetin en az olduğu ülke oldu. Yolsuzluk Algı Endeksi’nde ülkeler, yolsuzluk derecelerine göre sınıflandırılıyor. 100 puana yaklaştıkça, yolsuzluğun en az olduğu ülke konumuna doğru ilerleniyor. Danimarka, bu yılki endekste 90 puan alırken, Türkiye 41 puanla 176 ülke içinde geçen yıl bulunduğu 66. sıradan 75. sıraya düşerek 9 basamak geriledi.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, yıllık raporunda sistemsel yolsuzluk ve eşitsizliğin birbirini körüklediği belirtilirken, popülist liderlerin yolsuzluk algısının yükselmesine yol açtığı aktarıldı. Raporda, “Türkiye ve Macaristan gibi otokratik liderlerin olduğu ülkelerde puanın düştüğü görülüyor. Popülist hükümetin yönetimden gittiği Arjantin’de ise skor yükseliyor” ifadeleri kullanıldı. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Başkanı Jose Ugaz, “Sadece ifade özgürlüğün, siyasi süreçlerde şeffaflık ve güçlü demokratik kurumların olduğu ülkelerde sivil toplum ve medya iktidardakilere hesap sorabilir ve yolsuzlukla başarılı bir şekilde mücadele edilebilir” açıklamasını yaptı.

Devlet 3 bağımsız kurumun denetimi altında

Danimarka’nın 5 yıl üst üste listede ilk sırada olması ülke vatandaşları için şaşırtıcı değil. Kuralların çok net olduğu ülkede görevini kötüye kullanan kim olursa olsun cezasını çekiyor. Devletin kasasına vatandaşın vergilerinden giren her kuruşun yine vatandaşın lehine kullanıldığını denetleyen 3 kurum bulunuyor: Devlet Denetleme Kurulu, Sayıştay ve ‘Meclis Denetçisi’ (Ombudsman). Birbirinden bağımsız bu 3 kurum, hem kamu harcamalarını hem de birbirinin çalışmalarını denetliyor.

Devlet Denetleme Kurulu, parlamentoda temsil edilen partilerin milletvekilleri arasından seçiliyor. Her partinin bir üye ile temsil edildiği kurumun görev süresi 4 yıl. Akıllara “Siyasilerden oluşan bir Devlet Denetleme Kurulu nasıl objektif olur?” sorusu mutlaka gelecektir. Birincisi, her partinin eşit dağılımı, ikincisi diğer iki kurumun bunları denetleme yetkisinin olması. Devlet Denetleme Kurulu, Sayıştay’ın hazırladığı raporları değerlendiriyor. Yani bir anlamda asıl denetimi Sayıştay yapıyor. Sayıştay’a herhangi bir konuda araştırma iznini sadece Devlet Denetleme Kurulu veriyor. Sayıştay’ın başkanı parlamento tarafından üst düzey hukukçular arasından seçiliyor. Görev süresi 6 yıl ancak bir defaya mahsus 4 yıl uzatılabiliyor.

Sayıştay 220 kurumu denetliyor

danimarka sayıştayDanimarka Sayıştay’ı, 1849’da kabul edilen anayasa ile varlığını sürdürmeye başlayan anayasal bir kurum. Kendilerinin ifadesiyle ‘toplumun bekçi köpeği’. Görev alanına tüm kamu kurumları giriyor. Sadece kamu kurumlarını denetlemiyorlar. Kamudan ihale alan özel şirketleri ve sivil toplum örgütlerini de denetliyorlar. 270 çalışanının sorumlu olduğu tek kurum parlamento. Başka hiçbir kurumun denetleme yetkisi yok. Başbakan veya herhangi bir bakan soruşturma emri veremediği gibi yapılacak soruşturmaya hiçbir engel çıkartamıyorlar. Danimarka Sayıştay Başkanı Lone Ström, “Biz kimseden emir almayız” diyerek her yıl 220 kurumu denetlediklerini söylüyor. Hazırladıkları raporu ya direkt parlamentoya ya da Devlet Denetleme Kurulu’na sunduklarını ifade eden Ström, “Parlamentoya çok ciddi dosyaları sunarız. Bir bakanlıkta ciddi suiistimal tespit ettiğimizde düşürülmesi için direkt parlamentoya raporumuzu sunarız” diyor.

Ancak Danimarka’nın yakın tarihinde Sayıştay raporundan dolayı düşürülen bir bakan yok. Sayıştay, yıllık raporunu sadece parlamentoya göndermiyor, tüm kamuoyuna açıklıyor. Sıradan bir Danimarka vatandaşı rapora ulaşıp okuma imkânına sahip. Ström, vatandaşın vergilerinin vatandaş lehine kullanılmasının çok önemli olduğunu belirterek “Her kuruşun hesabını takip ediyoruz” sözlerini kullanıyor.

Kamu kurumlarının tepesinde Ombudsman’ın kılıcı

‘Meclis Denetçisi’ (Ombudsman) ise tüm kamu kurumlarının verdiği kararları denetleme hakkına sahip, parlamentodan çıkan kanunları ve mahkeme kararlarını denetleme hakkına ise sahip değil. Kanunların vatandaşın lehine doğru bir şekilde uygulanıp uygulanmadığını kontrol eden Ombudsman’ın kararları kanunen bağlayıcı olmamasına karşılık, hiçbir kurum verilen kararın aksi hareket etmiyor. Ombudsmanlık kurumu yolsuzluğun önünde en önemli engellerden biri. Verilen her kararı denetleyen bir kurumun olması, görev dışına çıkılmasını engelliyor.

Yolsuzluğun en çok görüldüğü kamu ihaleleri Danimarka’da çok sıkı kontrol altında tutuluyor. Ülkenin önde gelen uzmanlarından oluşan Rekabet Kurulu, ülkede yapılan tüm kamu ihalelerinin kanuna uygun olarak yapılmasını denetliyor. 500 bin kronu (66 bin Euro) aşan tüm kamu ihaleleri detaylarıyla açıktan ilan edilmek zorunda. 1,5 milyon kronu (200 bin Euro)  geçen ihalelerin ise tüm AB sınırları içinde ilan edilmesi gerekiyor. Kamu kurumları 500 bin kronun altında tüm alacaklarını ilan etmek zorunda ancak ihale yapmadan satın alma hakkına sahip. Alımda usulsüzlük olup olmadığını Rekabet Kurulu denetliyor. Rekabet Kurulu, sadece ihalenin kanunlar çerçevesinde yapılmasını denetlemekle kalmıyor, aynı firmaların kamu ihalelerini alarak kartel oluşturmasını engelliyor. Yapılan ihalelerde usulsüzlük durumunda İhale Şikâyet Kurulu devreye giriyor. Şikâyetler yazılı yapılıyor. Kurulun verdiği karar bağlayıcı oluyor. Haksızlık durumunda tazminata hükmediyor, ihaleyi iptal ediyor. Her firma her ihaleye giremiyor. Kamu kurumları ihaleyi verirken, firmanın uzmanlığının yanı sıra ucuz ve kaliteli olmasına dikkat ediyor.

Polise, kamu, eğitim kurumlarına hiç rüşvet vermedim diyen Danimarkalıların sayısı yüzde 99 düzeyinde bulunuyor. Halk sadece kendine hizmet verenin dürüst olmasını istemekle kalmıyor, kendi de dürüstlükten taviz vermiyor.

yolsuzluk endeksi

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin