Edebiyatçı, şair ve yazar Ataol Behramoğlu, Türkiye’nin özellikle son yıllarını “zulüm devri” olarak nitelendirdi. Yargı kurumlarını “engizisyon mahkemeleri”ne benzeten Behramoğlu, cezaevlerindeki uygulamaları ve yargı süreçlerini sert sözlerle eleştirdi.
Ataol Behramoğlu, kaleme aldığı son yazısında Türkiye’nin 20 yılı aşkın süredir ağır bir baskı ve hukuksuzluk döneminden geçtiğini ifade etti. Bu sürecin gelecekte tarih kitaplarında “zulüm devri” olarak anılacağını söyleyen Behramoğlu, insanların iddianame dahi olmadan suçlu ilan edilerek cezaevlerine kapatıldığını vurguladı.
Behramoğlu, düşünce suçları gerekçesiyle insanların yıllarca hapiste tutulmasını “ortaçağ engizisyonu”na benzeterek, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş örneklerini hatırlattı. Tahliye kararlarının hemen ardından yeniden tutuklama kararları verilmesini ise “tarihte eşi görülmemiş bir zulüm yöntemi” olarak nitelendirdi.
“Bu kararları alan kurumları yargı kurumu değil, engizisyon infaz görevlileri olarak adlandırmak yanlış olmaz” diyen Behramoğlu, ağır hasta tutukluların cezaevlerinde ölüme terk edilmesini ve keyfi cezaevi sürgünlerini “zulüm üstüne zulüm” olarak tanımladı.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da hukuksuzluğun tescili olarak değerlendiren Behramoğlu, ülkede gelir adaletsizliğinin derinleştiğini, yoksulların daha da yoksullaştığını, orta sınıfın hızla eridiğini söyledi. Mülkiyet hakkının dahi güvencede olmadığını belirten Behramoğlu, medya kuruluşlarına ve özel mülklere el konulmasının sıradanlaştığını ifade etti.
Prof. Dr. Doğu Ergil: Yerli ve milli söylemi topluma söylenmiş bir yalandır
