Saadet’te neler oluyor?

YORUM | BÜLENT KORUCU 

Siyaset sanki seçim sathına girilmiş gibi canlı. AKP’den ayrılan partiler gündemin hareketlenmesinin itici unsuru. Ancak bugünlerde başka bir aktör üzerinden yürüyor tartışmalar: Saadet Partisi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ittifakı genişletmek ve yeniden seçilmeyi garantilemek için yaptığı ziyaret SP’yi gündemin ilk sırasına taşıdı. Aksaçlılardan oluşan Yüksek İstişare Kurulu’nun Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü evinde ziyaret eden Erdoğan siyaset kulisleriyle birlikte SP’nin içini de hareketlendirdi. Daha doğrusu var olan çalkantıyı görünür hale getirdi.

Aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Erdoğan, HÜDAPAR ve DSP gibi başka partilerle de görüştü. Hiçbirisi aynı etkiyi oluşturmadı. Adı geçen partilere nazaran biraz daha büyük bir parti olması dışında başka sebepleri de var bu farklılığın. SP’nin ölçülebilen değeri yanında bir özgül ağırlığı da bulunuyor.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Başta AKP olmak üzere HAS Parti ve Yeniden Refah Partisi’ni içinden çıkaran bir siyasi gelenek Milli Görüş ve SP onun bayrak taşıyıcısı. O yüzden ittifak tercihinde oy oranının ötesinde bir etkiye sahip. Kürtlerin kalp kırıklığını HÜDAPAR’la tedavi etmeye çalışan Erdoğan, siyasal İslam tabanındaki meşruiyet krizini ise SP ile aşmayı düşünüyor. Vaktiyle ‘ırkçı’ dedikleri MHP ile ve derin devletin fabrikatörü gördükleri Doğu Perinçek’le koalisyon hem Kürtleri hem de kimi İslamcıları uzaklaştırıyor.

Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül’ün çıkışlarının Millet İttifakı’nın büyük partisi CHP’yi zayıflatacağını hesap eden Erdoğan, HDP’yi yalnızlaştırıp SP’yi de yanına çekerse hedefine ulaşabilir. Bunları yaparken de MHP’yi ürkütmemek ve Devlet Bahçeli’yi öfkelendirmemek zorunda.

İktidarın paydaşlarından olma ihtimali bazı Saadetlileri heyecanlandırsa da önemli bir kısmını tedirgin etti, hatta öfkelendirdi. AKP’nin meşruiyet krizinin farkında olanlardan eski Genel Başkan ve YİK üyesi Mustafa Kamalak, “Vebali büyük olanla ittifak olmaz” diye yazdı. Öfkenin asıl sebebi günaha ortak olma endişesi değil. Erdoğan, partideki fay hatlarını iyi biliyor ve depremi tetikleyecek müdahalelerde bulunuyor. Tam bu noktada oklar ziyaretin muhatabı ve ev sahibi Oğuzhan Asiltürk’e yöneliyor.

Kurucu lider Necmettin Erbakan döneminden itibaren etkisi her zaman tartışılan bir isim Asiltürk. Erbakan hayattayken onun üzerinden ‘gölge lider’ rolü yapardı ancak bu kadar ön plana çıkmazdı. Hoca siyasi yasaklı hale gelince gölge lider pozisyonunu belirginleştirdi. Yeni Genel Başkan Recai Kutan’ın pasif duruşundan da yararlanarak gücü elinde toplamaya çalıştı. En büyük hamlesi  TBMM yönetimine seçilecek isimleri belirlediği korsan liste oldu. Kutan’ın aksi görüşüne rağmen isteyenin aday olmasını engellemek için genel başkan yardımcılarını odasında toplayarak liste hazırladı. Asiltürk korsan listeye “Fazilet Partisi Grubu” mührü vurarak “resmi” hale getirdi. Süleyman Demirel’in tekrar cumhurbaşkanı olmasının önünü açacak 5 artı 5 müzakerelerinde Grup Başkanı Bülent Arınç’la karşı karşıya geldi. Demirel’i yeniden seçtirme girişimi son anda önlendi.

Numan Kurtulmuş Genel Başkan olduğunda, aksaçlıların vesayetine son vermek için kongrede Asiltürk’ün de aralarında bulunduğu abileri listeye almadı. Ancak stratejik bir hata yaptı. Erbakan’ın çocukları ve yakınlarının da üstünü çizince Erbakan’ı da öfkelendirdi. Bin 250 delegenin oy kullandığı seçimde listesi 490, kendisi 310 oyla seçildi. Asiltürk, “Tecrübesizliğinin kurbanı oldu” diye küçümsediği Kurtulmuş’a karşı teşkilatı örgütleyerek olağanüstü kongre imzası topladı. Kurtulmuş direnince de 14 farklı dava açarak kongreyi ne pahasına olursa olsun toplamakta kararlı olduğunu gösterdi. Sonunda mahkeme kongre için görevlendirdiği üç kişiyi kayyım olarak atadı. Katıldığı bir parti iftarında masasına çatal bıçak atılarak tartaklanması Kurtulmuş için bardağı taşıran damla oldu. Ayrılıp HAS Parti’yi kurdu.

Asiltürk, Erbakan’ın vefatından sonra partiye tamamen hakim olmak için Kurtulmuş’a karşı ittifak ettiği aile üyelerini hedef aldı. Fatih Erbakan’ın babasının koltuğuna oturmak istediğini biliyordu ve önleyici hamleleri gecikmedi. Bilhassa malvarlıkları ve lüks yaşantıları üzerinden onları yıprattı. Fatih Erbakan’ın tepkisi sert oldu: “Teşkilatımızın en üst kademesindeki kişilerin, merhum Liderimizin vefatının hemen ardından Erbakan Hocamızın ailesinin gayrimenkullerini, arabalarını, banka hesaplarını, evlerindeki kasaları İl Başkanları, İlçe Başkanları toplantılarında konuşmaları değil Milli Görüşte ve Saadet Partimizde, CHP’de bile olmayacak bir iştir.”

Erdoğan’ın Truva Atı olarak suçlanan oğul Erbakan son hamlesini 2014’te genel başkan olmak için yaptı. Seçilemeyince ayrıldı ve 2018’de Yeniden Refah Partisini kurdu. Aile şirketinin mülkiyetinde görünen SP Genel Merkez binasını mahkeme kararıyla tahliye ettirmesi bütün köprülerin atılmasına sebep oldu.

Yüksek İstişare Kurulu Başkanı unvanı, Erbakan’ın doğal ve daimi liderliğini sürdürmesi için ihdas edilmiş ve aslında hukuken karşılığı olmayan bir makam. Fakat Asiltürk tam aksini düşünüyor ve kendini Milli Görüş Hareketi’nin lideri olarak tanıtıyor. Böylece seçilmiş genel başkanlar onun memuru ve emanetçisine dönüşüyor.

“Erbakan bu davanın lideriydi, sonrasında bu konumu istemediğim halde bana zorla devrettiler. Sayın Cumhurbaşkanı milli görüş liderini ziyarete geliyor. Bu çok takdir edilecek bir şey,” sözleri kendini konumlandırdığı yeri gösteriyor. Asıl önemli ve deprem etkisi gösteren cümlesi ise şuydu: “Seçime bir hafta kala karar verilir. Yapılır. Ondan önce açıklarsam bir bölünme meydana gelir. Ben bunu açıklamam. Ne yapacağım kalbimde durur.” Kendini sadece genel başkan değil bütün kurulların üzerine koyuyor.

Saadet Partisi tarihinin en zorlu imtihanına hazırlanıyor. AKP’yi de sayarsak üç bölünme yaşamış bir parti için çok iddialı bir cümle gibi görülebilir. Ama öyle değil. Asiltürk’ün bu tavrının çelik çekirdeği çatlatma riski büyük. Bu defa karşısında yine bir ‘aksaçlı’ Temel Karamollaoğlu var. Yine bir YİK üyesi, eski genel başkan ve hepsinden önemlisi camianın en saygın hukukçusu Mustafa Kamalak ilk dakikadan karşı duruşunu ortaya koydu.

Asiltürk yakın zamanda önemli bir konuda gücü test etti ve bozgun yaşadı. Genel Başkan, İstanbul İl Başkanı Abdullah Sevim’i değiştirmek istedi. Görevlendirilen biri eski bakan üç kişilik heyetin görüşmeleri neticesinde üç yıldır görevde bulunan Sevim’in alınması kararlaştırıldı. Asiltürk sürpriz bir çıkışla “Abdullah Bey görevde kalsın,” dedi. Buna rağmen Karamollaoğlu geri adım atmayarak, Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Faruk Yazıcı’yı il başkanı atadı. SP’nin, sosyal medyayı en etkin ve başarılı kullanan parti olarak öne çıkmasının rüzgarını arkasına alan Yazıcı, teşkilatlardaki gençleştirme çabalarının da sembol isimlerinden.

Rakiplerini ilhak ederek ya da bölerek gücünü sürdüren Erdoğan her seçenekte kârlı çıkacak gibi görünüyor. Asiltürk başarılı olursa SP de Saray’a taşınabilir. “TSK’daki Amerikan karşıtı milli unsurlar tasfiye ediliyor” sözleriyle Ergenekon ve darbe davalarını ilk eleştiren isimlerden olan Asiltürk, Doğu Perinçek’in yanında sırıtmaz. Aksi halde parti, Asiltürk’ün tetiklediği iç çalkantılarla boğuşur ve etkisi iyice azalır.

3 YORUMLAR

  1. Mış gibi yapıyorlar zaten secim diye bir sey yok aslında mış gibi yaptıkları secimin sonuclarını halka duyururken aldatması kolay olsun diye ziyareti yapmak suretiyle, uydurdukları sonucu halka kabul ettirmeleri kolay olacak , adam zaten sp yi ziyaret ettiydi demek onlardan oy almış oyları artmış filan….. Bu arada iktidar hırsı ile yanıp tutusan SP tabanı da AKP politikası gibi gorunen zulumleri destekler kolayca muhalefet etmez. Bir ziyaretle iki kuş vuruyorlar. Bence bunları hic konusmayalim allaha havale edelim

  2. Bülent Bey,

    Böyle giderse AKP bin yıl yaşayacak. Erdoğan’da bin yıl yaşar gibi geliyor. Azrail’i bile atlatma ihtimali var.
    Adamın siyasi yetenekleri muhteşem. Garip olan Furkan Vakfı ve Cemaat hariç, herkesin buna koşarak gitmesi.
    Zaten herkes Erdoğan bana teklif etse diye bekliyor. Dış Politika bile böyle.
    Bugün Yunanistan’la ciddi bir sürtüşme söz konusu. Yunanistan baya da ciddi. Osmanlı’ya karşı isyanlarının 200 . yılı bu sene. Hamileri Fr İng ve Rus yöneticler de Yunanistandaki törenlere katılacaklar.
    Sözü bağlamak istediğim nokta şu: Erdoğan isterse Yunanistan’la ilişkileri bir günde muhteşem seviyeye çıkarabilir. Adam da bu yetenek var.
    Biden dersen, Erdoğan’ı ve ailesini hedef alacak bir yaptırım uygulayacaklarını sanmıyorum. Propagandası yüksek, ama etkisi küçük yaptırımlarla yetinecekler ki bu Erdoğan’ın iktidarını biraz daha sürdürmesini sağlayacaktır. Biden, Obama’nın Suriye Dış Politikasını teslim ettiği kişidir. Onun döneminde IŞİD’in gelişmesine büyümesine seyirci kalındı.

    ÖZETİ ÖZETİ: Erdoğan’ın daha yürüyeceği çok yol var. İnsanların bunu bilmesi lazım. Esaretteki insanların çoğunluğu verilen cezaları çekip de çıkabilecektir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin