Saadet, Saraya yeni gelin mi?

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Daha önce demokrat ve haktan yana görüntüler veren Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu’yu devşirerek onların içindeki gerçek kimlikleri ortaya çıkaran Recep T. Erdoğan bu sefer Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na teklif götürmüş ve ‘bizim birlikte çalışmamız lazım’ demiş. Karamollaoğlu’nun hık mık yok mok demesi bir tarafa anlaşılan pazarlıklar başlamış.

Abdulkadir Selvi’nin yazdıkları doğru ise oradan anladığım, Karamollaoğlu; ‘cemaat mensuplarını çok hunhar katlediyorsunuz, olayları oturup izlediğimiz için tabanda bize yoğun baskı geliyor bu yüzden biraz daha zarif katledin’ demeye getirmiş. Bunun için Erdoğan’a yaptığı önerilerden de anladığım ‘’Üç beş şöhretli düşünce suçlusunu salıverin ki, lohusa kadınlar, bebekler, dört duvar arasında tedavi olamadığı için ölenler yüzünden yediğimiz baskı biraz azalsın, böylece onlar çok göze çarpmasın da demeye getirmiş.

Aslında Saadet Partisi, Erdoğan’a yeni göz kırpıyor değil. Arada bir CHP gibi muhalefet ediyor gibi yapıp sonra bütün olanlara sessiz kalmayı tercih ediyor. Sükutun dolaylı onay olduğu gerçeğini yüzlerine  haykırmak gerekiyor. Milli Gazete Gaziantep’de KHK’lı zor durumdaki ailelere yardım edenlere karşı yapılan operasyonu büyük bir sevinçle haber yapmış yardım edenler için ‘enselendiler’ başlığıyla haberi vermişti.

Oysa Saadet Partisi bu süreçte yapılan zulme sahici bir şekilde itiraz etseydi, muktedirler bu kadar küstah, bu kadar pervasızca bu zulmü yapmaya cesaret edemezdi. Parti yöneticileri hakkında birkaç soruşturmayı, bir de göz altıyı bahane edip yapılan zulümlere sessiz kaldılar. Zulüm zamanında ‘tarafsız’ kalıp vebalin ortağı  haline geldiler. Sessiz kalmakla yetinmeyip yer yer yapılanların destekçisi de oldular.

Ama eğer ortalama bir insanın, ortalama bir müminin göstereceği kadar yapılan zulme karşı gelselerdi bu onları herhangi bir şeyci yapmazdı ama bu insan olarak kalmalarını sağlayabilirdi.

Temel Karamollaoğlu tam da Erdoğan’ın istediği gibi ‘bir sorun varsa bana iletin kamuoyunda konuşmanın ne alemi var’ yaklaşımına uygun olarak yapılan yanlışları kürsülerde seslendirmek yerine kapalı kapılar arkasından dillendirmeyi daha uygun bulmuş olmalı.

SP yönetimi çok da umurlarında olmayan bir kitlenin soykırımına ses ederek kendilerini riske atmamayı uygun görüyor.

Erdoğan, Saadet Partisinin bir iki puan oyunu kendi tarafına çekmek istiyor ancak ondan çok daha önemlisi uzaklaşmaya başlayan İslami çevrelere karşı, yeni bir İslamcı grubu yanına almış olmayı çok önemsiyor. İslami çevreler Erdoğan’ın din düşmanı bir şebeke ile yaptığı ittifakın kendi kuyularını nasıl kazdığını, yeşil urba örtünmüş 28 Şubatçıların her şeyi kontrol edip nasıl boyunlarına ip doladıklarını yavaş yavaş da olsa fark ediyorlar. Bu fark ediş de büyük kopuşlara sebep oluyor.

Partiyi işte tam da böyle bir zamanda yanında istiyor ancak Saadet’in Saray’a gelin olup olmayacağına Temel Karamollaoğlu değil Saadetin derin abileri karar verir. Bu abileri de Erdoğan’ın ‘ortaklarının’ ikna etmesi gayet kolay görünüyor.

Neticede pazarlık başlamış, köyün ağası göz koymuş bir kere, ‘hem ağlarım hem giderim’ diyecekler gibime geliyor. Umarım yanılırım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin