Rol aldığınız filmi söyleyin, size kim olduğunuzu söyleyeyim!

YORUM | VEYSEL AYHAN

“Güzel, gerçeğin peşinden koşmayanlardan kendini gizler.”
(Mühürlenmiş Zaman) Tarkovski

Var sayalım ki bir filmde oyuncu olmak istediniz.

Yerel kalmak istemezsiniz.

Tüm dünyanın seyretmesini istersiniz.

Türk sinemasını mı yoksa Hollywood’u mu tercih edersiniz?

Peki, nasıl bir filmde rol almak istersiniz?

Macera, drama, savaş, gerilim…

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Tom Cruise olup Görevimiz Tehlike’de veya Son Samuray’da oynayabilirsiniz.

Al Pacino olup Şeytan’ın Avukatı veya Vendik Taciri’nde.

Robert De Niro rolünde Heat veya Ronin’de.

Benzer şekilde kadın olarak başka büyük filmlerde rol almak isteyebilirsiniz.

Şunu da diyebilirsiniz:

“Ben bu saydığın hareketli filmlerde koşup yorulmak istemiyorum.”

“Durağan, monoton bir film istiyorum” 

Böyle der misiniz?

Oynayacağınız filmde erkek mutlu olsa, kadın neşe içinde bahçede çocuklarıyla oynasa.

Kimse hasta olmasa, korku duymasa, herkes tok yaşasa…

Kin, haset, intikam, kan ve ter gibi sözcükler senaryoda yer almasa.

Kimsenin ayağına taş değmese.

Hiçbir şey ters gitmese.

Tüm rollerde iyi insanlar olsa.

Herkes sevgi ve aşk insanı olsa.

Böyle bir filimde oynamak ister misiniz?

Kimse istemez. Siz de istemezsiniz.

Hiçbir senaryo yazarı böyle bir metin yazmaz. 

Çünkü kimse böyle bir filme gitmez.

Saydığım şöhretli oyuncular da bu tür bir filmde oynamaz.

Hemen herkes seyirciyi cezbedecek filmlerde oynamak ister.

Sonu merak edilen senaryolar…

Olayların düğümlendiği kurgular…

Gerilimin en üst perdeye çıktığı filimler…

İyi oyunculuk böyle filmlerde ortaya çıkar.

Yetenekler böyle senaryolarda ortaya konur.

HAYAT TRUMAN SHOW, HEPİMİZ BİRER JIM CAREY’İZ

Peki dünya hayatı nedir?

Dünya hayatı bir “oyun”dan yani bir anlamda sahnelenen bir tiyatrodan ve filmden ibarettir.

Bunu ben demiyorum.

Dünya’nın ‘Yaratıcı’sı, kıssalarla (hikâyelerle), prototip konseptlerle örneklediği kitabında bunu dört kez vurgulamış.

“Dünya hayatı bir oyundan ibarettir!” 

Bu içerikte tam dört ayet var. (En’am, 32) (Ankebut, 64) (Muhammed, 36) (Hadid, 20)

Dünya hayatının bir gerçekliği yok. 

Gerçek ve kalıcı olanı anlatan ayet şu:

“Mal mülk, çoluk çocuk… bütün bunlar, dünya hayatının süsüdür. Ama Allah yolunda ve ıslaha yönelik olarak işlenmiş doğru ve yararlı işler ise, Rabbinin katında hem getirecekleri ‘gelir’, hem de kendilerine ümit bağlama bakımından daha hayırlıdır.” (Kehf, 46)

Gerçek hayat öldükten sonradır.

Truman Show filmindeki ortam tam bir dünya benzerliğidir. 

Hepimiz bir bakıma birer Jim Carey’iz.

Film kısaca şöyle:

Truman (Jim Carrey) suni olarak tecrit edilmiş küçük bir adada yaşıyor. Ada dev kubbeli bir stüdyo. Duvarlar, bulut resimleriyle kaplı. 5 bin kamera günlük hayatının her noktasında çekim yapıyor. Truman’ın yaşamı 24 saat canlı olarak tüm dünya televizyonlarında yayınlanıyor. Ada dışına yani stüdyo dışına çıkması yasak. Hayatı zorbalıkla gözlem altına alınmış. Özgür değil. Özel yaşamı reklam ve reyting için istismar ediliyor.

Hikâye özetle böyle.

Dünya tam da böyle bir yer.

Hepimiz dev bir film platosunda hayata gözlerimizi açtık.

Küre şeklinde.

Sürekli dönüyor. 

Geceler ve gündüzler.

Yukarıdan su akıyor. 

Yerden yiyeceklerimiz çıkıyor.

Sabit ve değişmez hiçbir şey yok.

Var olan her şey bir süre sonra yok oluyor.

Televizyon ekranı gibi.

Gelip kaybolan ışıltılar gibiyiz.

Televizyon ekranı iki boyutlu: En-boy.

Bizim ekranımız ise üç boyutlu: En- boy- yükseklik.

Zamanı da katarsak dört boyutlu.

İşte bu çok boyutlu ekranın içinde yaşıyoruz.

Dün dünya ekranında yoktuk. 

Bugün varız.

Yarın yine yokuz.

Ekranda veya sahnede bizim gibi 7,5 milyar insan var.

Herkes iradelerini doğru kullanmakla sınanıyor.

Her davranışımız kayıt altına alınıyor.

İnsan olmaktan sınanıyoruz.

Yaratan’ımıza saygımızla, yaratılmış olmaya teşekkür ediyoruz.

Ama Truman gibi değiliz.

BEDELSİZ ALINANI, SONSUZ KARŞILIĞINDA SATMAK

Filmde Truman’ın hayatı bir hiç uğruna istismar ediliyor. 

Zorbalıkla çalınıyor.

Biz öyle değiliz.

Bir bedel ödemeden aldığımız varlığımızı ve hayatımızı sonsuzluk karşılığı Yaratan’ımıza satıyoruz.

Zaten bize ait olmayan varlığımızı veriyoruz karşılığında sonsuzu alıyoruz.

Şu dakika bu saat itibariyle rol sırası bizde.

Truman, 30 yıl bu “rüya”yı fark etmiyor. 

Yaşadığı ortamın yapay olduğunu anlamıyor. 

Filmin içinde Show’un yönetmeni rolündeki Christof’a televizyon röportajcısı, sorar: 

“Truman niçin içinde bulunduğu dünyanın gerçek olup olmadığını araştırmak için bu kadar gecikti?”

Christof’un cevabı şudur: “Biz, bize sunulan dünyanın gerçekliğini tartışmaz, kabul ederiz. Bu kadar basit.”

Rüya bir bilinç düzeyidir.

Uyandığımız hal ve şu durumumuz ise onun bir katman üstü.

Ölüm sonrası bilinç düzeyi ise daha üst bir şuur katmanı.

Daha kapsamlı bir bilinç düzeyi.

Her insan ulaştığı “insan olma” mertebesine göre daha fazla boyut kazanabilir, daha fazla şuur katmanına erişebilir.

Bunu dünyadayken algılamak mümkün değil. 

Tıpkı rüyada iken uyanık olmayı algılamak mümkün olmadığı gibi.

Her yaratılan, kendi filminde oynuyor. 

Önüne çıkan olaylar karşısında tavrıyla rolünü yerine getiriyor.

Kameralar hep açık ve kayıtta. 

İsteyen gerçeği arar, filmi sorgular, yapımcı ve yönetmeni bulmaya çalışır, rüyadan uyanmak için çırpınır. 

Tarkovski doğru diyor: “Güzel, gerçeğin peşinden koşmayanlardan kendini gizler.”

İsteyen Truman’ın ilk otuz yılı gibi filmi umursamaz.

Kameraları fark etmez, tatlı hülyalarda dolaşır, uyku katmanları arasında sörf yapar.

(Devamı var)

1 YORUM

  1. Bayraminiz mübarek olsun.
    Emekleriniz icin Allah razi olsun.
    Sitedeki yazilari sesli köselerden takip ediyorum.
    Daha önce de degisik yazilarin altina bu yorumu yazmistim.
    Yazilari seslendirirken kullandiginiz fon müzigi cok rahatsiz edici. Burc FM günlerinden beridir kullaniliyor.
    Yazilar okunurken fon müzigi kullanmak zorunda degilsiniz. (Bazi yazilari okurken en azindan bu müzigi kullanmiyorsunuz cünkü!)
    Yazilarin kendilerini dinletmek icin fon müzigine ihtiyaclari yok bence!
    Allah rizasi icin ve de kiymet verdiginiz ne varsa onlarin hatiri icin bu müzigi kullanmayin, en azindan yazilar okunurken.
    Ne olur!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin