Rezerv bitti, dolar fırladı, faiz yüzde 19… Suçlu kim?

HABER ANALİZ | YUSUF DERELİ 

AKP rejiminin kötü ve ‘öngörülemez/belirsiz’ para ve maliye politikalarının en önemli sonucu, Türkiye ekonomisinin inanılmaz ‘kırılgan’ hale gelmiş olması. Dış kaynaklı en küçük bir gelişme bile dolar ve Euro’nun TL karşısında değer kazanmasına neden oluyor.

Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığı ve ABD Başkanı Joe Biden’ın 24 Nisan’da 1915 olayları hakkında ‘Ermeni soykırımı’ tabirini kullanacağı haberleri sonrası TL üzerindeki baskı arttı. Dün sabah dolar kuru 8.19’la güne başladı. Öğle saatlerinde 8.36’ya kadar tırmanan dolar günü 8,30 seviyelerinde tamamladı. Euro ise gün içerisinde 10 TL sınırını aştı.

TL’nin değer kaybetmesinin temel nedeni ‘güvensizlik’. Ne piyasalar ne de vatandaşlar AKP’nin ekonomi politikalarına güvenmiyor. Merkez Bankası başkanı değişikliğiyle yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında yaşanan çözülme iki haftadır yerini yeniden alıma bıraktı. Özellikle şirketlerin döviz talebiyle geçen hafta döviz mevduatı 225.3 milyar dolara yükseldi. İki haftada parite etkisinden arındırılmış net alım 1.7 milyar lira oldu.

TL’nin değer kaybına bağlı olarak Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri de Merkez Bankası’nın ‘hiç’ edilen 128 milyar dolarlık rezervi. İktidar temsilcileri konuyla ilgili şu ana kadar tatmin edici bir açıklama yapmış değil.

15 AYLIK REZERV KAYBI 79 MİLYAR DOLAR

Somut gerçek şu; 2019 sonunda Merkez Bankası’nın swaplar hariç net rezervleri 18,4 milyar dolardı. 2020 sonu itibarıyla rakam eksi 58,4 milyar dolara geriledi. İktisatçı Mahfi Eğilmez’e göre 9 Nisan 2021 itibarıyla rakam eksi 60,6 milyar dolar. Eğilmez, “Rezervlerdeki azalma 2021 yılında durmamış, artmaya devam etmiş görünüyor. Son 15 ayda rezerv kaybı 79 milyar dolar olmuş.” diyor.

Merkez Bankası’nın Hazine’ye döviz sattığı bizzat iktidar temsilcileri ve MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu tarafından açıklandı. Hazine’nin de bu dövizleri kamu bankaları aracılığıyla kurun yükselmesini önlemek amacıyla piyasaya verdiği artık sır değil. Bunları da hesaba katınca kamuoyunda konuşulan 128 milyar dolarlık tutara ulaşılıyor.

AĞA İLE MARABANIN HİKAYESİ GERÇEK OLDU!

Rejim, doları baskılamak için rezervleri eritti. Peki amacına ulaşabildi mi? 2020 yılının başında dolar kuru 5,95’di. Bugün 8,30’u aşmış durumda. Dolar TL karşısında yüzde 28 değer kazandı. Demek ki rezervleri eritmek hiç bir işe yaramamış. Aksine ‘riskleri’ artırdığı için dolar kurunun normalin üzerinde yükseldiği bile söylenebilir.

Daha vahim bir tabloyu aktaralım; Murat Uysal’ın görevden alındığı 7 Kasım’da dolar kuru 8,35, faiz oranı yüzde 10,25’di. O gün için politika faizinin en azından 200-300 baz puan artırılarak yapısal reformlar için zaman kazandırabileceği belirtiliyordu. Bugün dolar kuru 8,30’un üzerinde ancak faiz oranı yüzde 19’a çıkmış durumda! Yani Merkez Bankası’nın elinde kullanabileceği bir ‘faiz’ silahı bile kalmadı denilebilir.

Peki rezervleri heba etmek faizlerin düşük tutulmasını sağlayabildi mi? Hayır! Yüzde 8,25 olan politika faizi Murat Uysal döneminde yüzde 10,25’e, ardından göreve gelen Naci Ağbal tarafından da ardı ardına artırılarak yüzde 19’a kadar çekildi. Ancak buna rağmen dolar 8,30’u aştı. Türkiye, faizler döviz kurunu aynı anda artırmaya başaran yegane ülke olarak gösteriliyor!

Tam bu noktada meşhur ‘Ağa ile Marabanın hikayesi’ geliyor insanın aklına… Hani hikayenin sonunda maraba ağaya şöyle sesleniyordu: “Ağam köyden çıkarken araba senin, at senindi. Yürüyen de bendim. Köye giriyoruz. At senin, araba senin, yürüyen yine ben. Ağam iyi de biz bu haltı niye yedik?”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin