Recep filleri ikiledi! 

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Bütün Dünya gibi Türkiye’de koronavirüs ile yatıp kalkıyor. Denebilir ki; İkinci Cihan Harbi’nden bu yana hiçbir şey dünyayı bu kadar tesiri altına almamış, hiçbir konu bu kadar çok konuşulmamıştı. Milyonluk kentlerden, küçük köylerde yaşayanlara, herkes evlerine kapandı, çalışamıyor, üretemiyor, gelecekle ilgili bir plan yapamıyor. 

Dünyanın en güçlü ekonomileri bile bu durumdan etkilenirken Türkiye’de de iş yerlerinin büyük bir bölümünün çalışmasına müsaade edilmiyor. Koronavirüs salgınından önce zaten çok kötü olan ekonomi, zor durumda olan ve günlük kazançlarla ancak karnını doyurabilen kesimler için büyük bir yıkıma sebep oldu. 

Böyle bir zamanda günlerdir kendisini virüsten saklamak için muhkem sarayından çıkmayan Recep T. Erdoğan telekonferansla yaptığı hükümet toplantısı sonrasında kameraların karşısına geçti. İşleri ters yüz, hayatları allak-bullak milyonlarca insan hükümetin virüs salgınına karşı açıklayacağı mücadele planını öğrenmek için ekran kitlendi. Bütün ülke can havliyle hükümetten gelecek bir ümit ışığı bekliyordu.

AKP Genel Başkanı ise, sanki bir hemşehri derneğinde konuşma yapıyor kaygısızlığıyla başlıyor istatistikler açıklamaya. Yine hiçbir şey söylemeyeceği zamanlarda yaptığını gibi kimseyi ilgilendirmeyen bir sürü rakama boğuyor. Kaç tane maske dağıttıklarından, kaç tane galoş hediye ettiklerinden, gençlere kaç GB bedava internet verdiklerinden, hastanelerin kaç yatak olduğundan, hangi şehir hastanesinin ne zaman faaliyete geçeceğinden konuşuyor da konuşuyor. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Seçim konuşması yapan tarzını hiç değiştirmediği için birazdan kaç kilometre duble yol yaptığını, kaç kilometre köy yolunun asfaltlandığını, kaç tane köye ilkokul götürdüklerini söyleyecek diye bekliyor insan. Hatta hızını alamayacak solcuların köprüye nasıl karşı çıktıklarını, İnönü döneminde camilerin nasıl ahıra çevrildiğini, Cehape zihniyetinin tek parti döneminde neler yaptığını söyledikten sonra dünyanın en büyük sarayından sonra, dev gibi bir havaalanını inşa ettiklerini bu yüzden, dünyanın onları nasıl kıskandığından bahsedecek; yüzündeki plastik ve cansız ifade hiç değişmeden, suya sabuna her yerde anlattığı ezberlerini tekrar be tekrar söyleyecek diye bekliyoruz.

Bu arada koronavirüs mahalleyi cayır cayır yakmaya devam ediyor ama anlaşılıyor ki onun saç taramaktan vazgeçmeye hiç niyeti yok.  

Haftalardır işyerlerini kapalı tutanlar, gelecek dönemin belirsizliğiyle can ve mal kaygısı içine düşen milyonlarca insan hükümetten bir çıkış reçetesi beklerken kendisini bir anda yardım kampanyasının içinde buluyor. 

Kampanyaya da yedi maaşını bağışladığını açıklayan Recep T. Erdoğan, ülkenin dört bir yanında inşaatı devam eden Sarayları yapmaktan vazgeçtikleriyle ilgili bir şey ise söylemiyor. 

Her yıl milyarlarca liraya mal olan saray giderlerinde kısıtlamaya gittiğini de söylemiyor. Hatta devletteki on binlerce makam arabasının bir bölümünü satışa çıkardıkları ye da en azından yeni alımları durdurduklarını duymak istiyoruz. 

Emine Erdoğan ve ayrıcalıklı seçkinler on binlerce dolarlık çantalar kullanmayacak, alışverişler için ultra lüks mağazalar kapatmayacaklar artık da demiyor. AKP yöneticileri olarak devlet ihalelerinden aldılıkları komisyon oranlarında indirim yaptıklarını söylese millet varını yoğunu verecek ama onunla ilgili de bir şey demiyor. . 

Bunun yerine yardım kampanyası başlattıklarını açıklıyor. Yani bütün sıkıntıların faturasını siz ödeyeceksiniz diyor. Vatan-Millet-Sakarya laflarıyla nasıl çocuklarınızın canını alıyorsam, kalan son kuruşlarınıza da aynı edebiyatla el koyacağım demeye getiriyor. 

Ödemeyenin boğazına basıp almasını bilirim demese de siz o kadarını anlıyorsunuz. 

Filden şikayet etmek için Timur’a giden köylünün ikinci fili alması kadar trajikomik. Halk faturaları için kolaylık beklerken, Saray’ın faturalarını da ona yazdılar.

Hayat bir seçimler yekûnu değil mi? Halk Erdoğan’ı bir kişi olarak seçmedi, onun bütün yolsuzluk ve hukuksuzluklarına onay vererek, görmezden gelerek bu günleri inşa etti.

3 YORUMLAR

  1. “Hayat bir seçimler yekûnu değil mi? Halk Erdoğan’ı bir kişi olarak seçmedi, onun bütün yolsuzluk ve hukuksuzluklarına onay vererek, görmezden gelerek bu günleri inşa etti.” Bugünler yaşanmasın diye yasaların verdiği yetkiyle hesap soranlara çoluk çocuğuna varana kadar zulmettiler. Bugün işlerinin başında olsalar yardım seferberliği nasıl olurmuş tüm dünyaya gösterecek insanlar ağaç kabuğu yemeye mahkum edildiler; çoluk çocuğa kan kusturdular. Asit kuyularına atılanlar, bir arabaya konup kaybedilenler, yıllar sonra bulunan kemiklere uygulanan DNA testi ile kimliği tespit edilenler ve daha nice katledilenler, cemaat dediginiz insanların akrabalar mıydı? Ama siz gidip sizi kesen bıçağı tutan eli öptünüz. Doktoruna saldıran cahil ve zalim hasta misali, toplum elinden tutmaya çalışan insanların elini kırdı. Evet bu toplum bir tercih yaptı ancak “içimizde beyinsizler yüzünden mazlum, mağdur ve adaletin yanında olanlar helak olmasın.”
    “Temenni ederim ki mazlumlar, müşteriler değil, zalimler, gaddarlar ve bunlarin alet-i mezalimi kiitle-yi beşerden ayıklansın.”

  2. Eee napalım, kurt kuzuyu yer sonrada dişinin kirasını istermiş.Elektrik su d.gaz derken şimdide diş kirası ödenecekk.Zarara kendi gidene acınmaz….

  3. Insanları allaha cagırmayan bir adam aksama kadar dinden bahsetse neye yarar , her deyip yaptıgı gosterisden oteye gitmez. Bu adamı konusup duracakmıyız daha. En buyuk zararı bizi simizden ediyor

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin