‘İnfaz düzenlemesi’nde neler var?

Cezaevlerindekiler çıkabilecek mi?

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Koronavirüsün dünyayı kasıp kavurduğu bir zamanda birçok ülke salgın tehlikesine karşı cezaevlerini boşaltmaya başladı. Türkiye’de ise ülke genelinde gözle görünür, somut tedbir alınmadığı gibi çoğu siyasi 300 bini aşkın tutuklu içeride alıkonulmaya devam ediyor. 

Tahliye konusunda kamuoyunda yoğun bir baskı var, BM ve AB’den de bu yönde art arda uyarılar geliyor.

Toplumda genel af mahiyetinde bir düzenleme beklenirken, pazar günü Resmî Gazete’de “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik” yayınlandı. 

Kafalar şimdi daha karışmış durumda ve herkes birbirine şunları soruyor: İnfaz düzenlemesinde neler var, hangileri cezaevlerindekiler için lehe, hangileri aleyhe? Ve daha da merak edileni; Bu düzenlemelerle birlikte tutuklular ayrım yapılmaksızın bırakılacak mı, bırakılmayacak mı?

Bu yazımızda bu soruların cevaplarını aramaya çalışacağız…

DÜZENLEMENİN GENEL KAPSAMI NEDİR?

Resmî Gazete’de Sayı: 31083 29 ve Mart 2020 Pazar tarihi ile yayınlanan 2324 Karar Sayılı ve de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN imzalı Yönetmelik 56 sayfa ve de 148 maddeden oluşuyor… Bu düzenlemede şu genel hususlar var:

– 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük”ün yürürlükten kaldırılması,

 – Ekli “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in yürürlüğe konulması.

Bunda da şu düzenlemelerin esas alındığı ifade ediliyor:

– 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun,

– 4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumuna ilişkin Bazı Mali Hükümlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun,

– 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu,

– 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu,

– 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 121 inci maddesi,

– 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi,

– Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri.

TÜZÜKTEN YÖNETMELİĞE GEÇİŞ

Yönetmeliğin tamamını inceleyince ve de Eski Tüzük ile Yeni İnfaz Kanunu ile karşılaştırdığımızda ortaya şu detaylar çıkmakta:

– Baştan beri AKP’nin genel tavrı tüzüklerin ortadan kaldırılması idi, bu bahane ile Tüzük de ortadan kalkmış oldu… Tüzüklerde değişiklik yapılması yönetmeliğe göre daha zor olduğu için İnfaz Tüzüğü kaldırılmış oldu aslında…

Ayrıca infaz kanununda yapılacak değişiklikten sonra tüzük de aynı şekilde değiştirilmesi gerekir. Yapılacak infaz düzenlemesinden sonra bununla uğraşmamak için bu yolu benimsemişler kanımca…

– Tüzüğün hemen tamamı yönetmeliğe aktarılmış gözüküyor…

Aktarılmayan kısımlar da 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nda yer alan yasal teminat altında olan hususlar. 

Bir de tüzükte olmayan ancak uygulanan fiili uygulamalar yönetmeliğe aktarılmış oldu.

SON DÜZENLEMEDEKİ “LEHE HUSUSLAR”

– “Lehe düzenleme” olarak ifade edilen en baştaki husus “telefon hakkı”na dair: 

  1. madde de yer alan telefon görüşme hakkı ile ilgili eski düzenlemede “3. dereceye kadar görüşme hakkı” verilirken şimdi “4. dereceye kadar” denmiş. 

– Yine 74. madde de “görüntülü görüşme hakkı” getirilmiş. Kapalı/açık görüş hakkını kullanamayan hükümlü/ tutukluya bir sonraki hafta 30 dakika görüntülü görüşme hakkı verilmiş… Bu görüşme de 10’ar dakikadan üçe bölünebilecek, istenirse görüntüsüz de yapılabiliyor. (Ziyaretçisi gelmeyenler için güzel bir değişiklik. Umarım sağlıklı işler.) 

Bu görüntülü telefon görüşme hususu yeni bir durum sayılır… Tüzükte yoktu, birkaç CİK’te (Ceza İnfaz Kurumu) olduğu biliniyordu ve ihtiyaç/ talep halinde genel bir yazı ile bu –fiilen– sağlanıyordu. (Soru önergelerinde ve bütçe görüşmeleri soru- cevaplarda bununla ilgili yazılar vardı.)

-Lehe bir husus da cezaevlerindekilerin dışarıdan hediye kabulüne dair… Bundan önce bu konuda sıkı tedbirler vardı ama kolaylaştırmış oldular.

DÜZENLEMEDEKİ ALEYHE DURUM

Yönetmelikte aleyhe hususlar da var… Örgütlü suçlardan cezaevinde bulunanlara dair. Şöyle ki:

– Diğer mahpuslar için hak olarak görülen “görüntülü görüşme” ve “görüşme süresinin uzatılması” ile ilgili hak, örgüt üyeliğinden tutuklu/ hükümlüler için ancak “idare gözlem kurulunun kararı ile” mümkün olabilecek, 

– “Örgüt yöneticileri” olarak adlandırılanlar ise “görüntülü görüşme” hakkından hiçbir şekilde faydalanamayacaklar,

– Bunlar dışında Yönetmelikte düzenlenen örgütlü suç mahpusları için öngörülen ve de adetsizlik olarak değerlendirilebilecek başka hususlar da var… Fakat bunlar zaten ya önceki Tüzükte de var olan veya İnfaz Kanununda zaten var olan hususlar olduğu için onları burada tekrarlamayı gerek görmüyorum. (Biz, yenilik getiren hususlara yoğunlaşmış olduğumuzdan.)

– “15 Temmuz”dan sonra birçok siyasi tutukluyu özel hücrelere hapsetmişlerdi. Sadece disiplin suçlarında ve kısa süreli uygulanacak bir yaptırımı genel ve sürekli bir hale getirmişlerdi. Bununla da uygulayıcılara suç işlettiriyorlardı. Bu yönetmelik ile birlikte bunu tamamen yasal hale getirmiş oldular!

– Asıl sıkıntı, “çıplak arama” hususunun artık fiili bir uygulama olmaktan yasal bir düzenleme haline getirilmiş olması! Sanırım en büyük kargaşa ve keyfilik de burada oluşacak.

Devlet kadrolarının adeta kıyıma uğratıldığı yerde parti teşkilatından toplanmış kimselerin keyfi bir uygulaması idi bu “çıplak arama”! Yasada açık bir yeri olmadığı için de az da olsa çekiniyorlardı, şimdi artık onları durdurabilecek hiçbir şey yok!

AB ülkelerinde bu kadar pervasız bir düzenleme yok… Umarım bu yanlış hesap Avrupa’dan döner.

Gülen Cemaati üyeliği iddiasında içeride bulunanları ziyarete gelenlere (kadın, çocuk, erkek demeden) birçok kimseye bu onursuzluğu yapmışlardı. Fakat devlet ve emniyete karşı gelmeme mottosu üzerinden giden bu insanların sert bir tepkisi ile karşılaşmamışlardı. Ama bu uygulamayı genelleştirdikleri noktada, direnme bilinci ile hareket eden sol tandanslı örgütlerle iltisak iddiası ile içeride bulunanların yakınlarına böyle bir uygulama (“çıplak arama”) yapılmaya kalkıldığında sert tepkilerle hatta cezaevi isyanlarıyla, ölüm oruçlarıyla karşılaşabiliriz…

Hükümetin ve özellikle de Avrasyacı ortaklarının istediği de bu mudur acaba? Olabilir…

Zira cezaevlerinin eski sakinleri olan Ergenekon sanıkları (şimdilerin iktidar ortakları) uzun bir süredir cezaevlerinde kaos çıkarmak ve bu kargaşa ortamında (Hayata Dönüş Operasyonu’nda yapıldığı gibi) içeride rehin tutulanları “kim vurduya götürmek” istiyorlardı. Böylesi olası sert tepkileri öngörüp bir beklentiye girmiş de olabilirler. (Bekleyip göreceğiz.)

– Kafaları karıştıran bir mesele de Madde 32/5’de CİK’larının “yüksek korunaklı” dedikleri, terör bölümünde görevli personelin sadece sicilinin yazılması hususu var… Ki, bu usul OHAL ile gelmişti, bu tedbiri korumak istiyorlar anlaşılan.

Yani bir hadise vuku bulduğunda buna müdahale edecek görevlilerin (ya da görevli görüntüsündeki kimselerin) isimleri yazılmayacak, sadece sicilleri olacak… Siciller de (Avrupa ve Amerika’daki gibi açıkça üzerlerine yazılmadığından) akla şüpheler getiriyor. Yine “Kaos çıktı” deyip içerideki insanlara çok sert müdahale edecek olsalar, hatta insanları infaz etseler vuranların kimliği bir nevi gizli olacak!

“Niye bu kadar şüphecisin ki!” derseniz, bu iktidarın bundan önceki sayısız icraatlarından derim. Minareyi çalmadan önce kılıfını uydurmalarından, “Sen kapıyı gir al, mevzuatı arkandan düzenler yollarız” sözünü motto haline getirdiklerinden!.. “15 Temmuz”da masum erlerin/ askeri öğrencileri infaz ettirdikleri, kafalarını kestirdikleri canilere sonradan koruma zırhı getirmiş olduklarından! Gibi…

DİĞER BAZI DETAYLAR…

– Avukat görüşmeleri, madde 72/c ile daha ayrıntılı ele alınmış…

 Nitekim 2013 yılında avukat görüşme odaları, dışarıdan görülebilecek ancak duyulamayacak camlı, şeffaf alanlara çevrilmiş idi. Bu kısımdaki değişiklik bununla ilgili. 

OHAL’de daha fazlası ve ağırı uygulanmış, kamera ve 2 İKM (İnfaz Koruma Memuru) görevlisi eşlik etmişti.

Ayrıca madde 72-e fıkrasında, 3713 özel olarak eklenmiş, diğer kısım ise aynen bırakılmış…

– 109. madde ziyaret ve ziyaret yeri ile ilgili kısım tüzükte ayrıntılı düzenlenmiş iken yeni yönetmelik ziyaret yönetmeliğine atıf yapılmakla yetinilmiş.

– Ve 34. maddenin sonunda, elektronik sayım uygulaması getirilmiş, esaslarını bakanlığın belirleyeceği kaydedilmiş…

SON TAHLİLDE…

Son olarak şunu eklemek istiyorum ki:

Yönetmeliğin şimdi tam da bugünlerde değişmesi -anlaşıldığı kadarıyla- içerikten daha ziyadesiyle bir anlamı var gibi… Çünkü yeni infaz yasası, af vs. beklenirken böyle bir değişikliğin gelmiş olması çok mantıklı gözükmüyor. 

Görüldüğü gibi; içerikte de öyle pek büyük bir değişiklik de yok…

Belki “af tasarısı” üzerindeki pazarlıklar çerçevesinde bilmediğimiz bir pazarlık ile ilgili de olabilir. 

Telefon ve görüntülü görüşme konusunda getirilen iyileştirmeler yanında, hamile ve çocuklu bayanlara yönelik kısmi iyileştirme de sevindirici… Halbuki iktidarın soykırım dozajında giden uygulamaları kesintisiz ve tavizsiz tavrı ortada. Hele Avrasyacı ortaklarının “çocuklara bile acımayacağız!” ahdiyle yola devam edişleri herkesin malumu… Hal böyle iken, sebebi ne ola ki böyle bir “hukukilik”, “insanilik”, diye akıllara da gelmiyor değil hani…

Belki de bu düzenleme ile Avrasyacıların veya diğer yandaşların/ ortakların izni ve iradesi dışında bir değişiklik yapılmak suretiyle hükümetin elini -kısmen de olsa- rahatlatmak amacı olabilir… yoksa Yavuz Baydar’ın iddia ettiği gibi biraz da hesapta olmayan bu virüs ile birlikte Erdoğan’ın despotizm kurgusunun sallantıya girmesi üzerine dizginleri -göstermelik de olsa- gevşetme ihtiyacı mı hissettiler ki?!

Bir başka kayda değer gelişme ise Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin on binlerce hükümlünün cezaevlerinden tahliyesini öngören infaz paketine yönelik önerilerini kısa süre önce AK Parti’ye yazılı olarak iletmesi idi… (Nitekim taraflar geçtiğimiz hafta da Meclis bünyesinde bir görüşme gerçekleştirmişlerdi.) 

Tasarıda Anayasa hukuku profesörü ve CHP milletvekili Prof. İbrahim Kaboğlu gibi değerli bir hukukçunun olması da umutları ve beklentileri artırıyor! Nitekim Kaboğlu, basına yaptığı açıklamada; adi suç ve suçlular yerine siyasal suç ve suçlular af kapsamında yer alması ve de yapılacak iyileştirmede, önceliğin tutuklulara, fikir suçlularına ve siyasal suçlara verilmesi gerektiğini ifade etmişti. 

**

Bu yönetmeliğin çıkarılmasında acaba şu gizli niyetler de var mı, diye akla geliyor: 

– Küçük iyileştirmelerle beklentileri kırıp tahliyeleri engellemek,

– Kapalı-açık görüş ziyaretçi yasağını da kırmak için görüntülü görüşme uygulamasını düzenlemelere dahil etmek,

– İKM’lerin (İnfaz Koruma Memurları, gardiyanlar s.) koğuşa girip sayım yapmasını önlemeye yönelik de elektronik sayımın getirilmesi…

Yeni bazı mahkeme kararlarında tahliyeler oldu son günlerde, hastalık durumları vs. bahane edilerek. Fakat bu genel bir tahliyeye dönüşecek mi? Görünürde öyle bir şey pek gözükmüyor.

Ama bakalım; uygulamayı görelim hele…

Bu hafta içinde bazı toplu tahliyeler olmaya başlarsa buna yorabiliriz.

Konunun ehemmiyetine binaen –yeri geldikçe ve yeni gelişmeler oldukça– meseleye dair değerlendirmelerimize devam ederiz.

Bir dipnot: Pazartesi günkü açıklamasında Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, koronavirüs tedbirleri kapsamında cezaevlerinde görevli personelin bugünden itibaren evlerine gönderilmeyeceğini, izole edilen yerlerde kalacaklarını duyurmuştu. Bu ne anlama geliyor şimdi, böyle bir yönetmelik gündemdeyken?! İnsanın aklına çeşitli senaryolar geliyor. Ama bunun değerlendirmesini de sonraki yazılara bırakalım.

Ve son bir hatırlatma daha: Adli kontrol imzaları olan bazı kimselerin “Kovid19 gerekçeli” dilekçeyle başvurmaları üzerine mahkemece adli kontrollerinin kaldırılmış olduğunu öğrendim…Dolayısıyla da “Adli kontrol tedbiri” çerçevesinde imza atmakta olanların avukatları aracılığıyla “tedbirin kaldırılması için” müracaat etmesinde fayda var..

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin