Ramazan geliyor, kalpler gülüyor

YORUM | CEMİL TOKPINAR 

Cenab-ı Hakka, tüm Ramazanlarda müminlere verilen sevaplar adedince hamdolsun ki, rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayına yaklaşık bir hafta kaldı. Rabbimize esma-i hüsnasını şefaatçi yaparak dua ediyoruz ki, bizleri Kur’an ayı Ramazana ulaştırsın ve hakkıyla ihya etmeyi nasip etsin.

Bu yazımızda özellikle ayet ve hadislere dayanarak bu mübarek ayın faziletini işleyeceğiz. Ta ki, şimdiden Ramazanın coşkusu ve heyecanı bizi çepeçevre kuşatsın da ihya programları yapmaya başlayalım.

Sahabe efendilerimizden Ubâde bin Sâmit (r.a.) Ramazan ayının başladığı bir günde Resûlullahın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlatır:

“İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner, günahlar affedilir, dualar kabul edilir. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdiriniz. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayandır.” (et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2: 99)

Ramazan her türlü ibadetin arttığı bir aydır. Başta oruç ve namaz olmak üzere Kur’an, evrad ve ezkar okumak, dua, tövbe ve istiğfar etmek, infakta bulunmak adeta deryalar gibi coşar. Rabbimiz de bunlara kat kat sevap ihsan eder ve kullarını affeder.

Peygamberimizin (s.a.v.) verdiği bir başka müjde de şöyledir:

“Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” (Buhârî, Savm 5, Bed’ul-halk 11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5)

GÜNDÜZ ORUÇ, GECE TERAVİH

Ramazan ayının feyiz ve bereketini anlatan şu hadis ise adeta dünyada iken cenneti yaşamanın yollarını göstermektedir.

Selmân-ı Fârisî’nin (r.a.) anlattığına göre, Resulullah  (s.a.v.) Şaban ayının son günlerinde verdiği bir hutbede şöyle buyurdu:

“Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.

“Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir.

“Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ay müminlerin rızkını arttıracak aydır. Bu ayda her kim oruçlu bir mümine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”

Ashâb-ı Kiramdan bazıları, “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) “Allah bu sevabı bir tek hurmayla, bir içim suyla, bir yudum sütle oruçlu mümine iftar ettirene de verir” buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

“Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.

“Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.

“Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.

“Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir.

“Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah’a sığınmaktır.

“Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir. (et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2: 94)

RAMAZANI İHYANIN NETİCESİ

Başka bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Gerçekten benim ümmetim Ramazan ayını ihya ettikleri sürece asla rezil rüsvay olmayacaktır.”

Bunun üzerine: “Ya Resulallah! Onların Ramazan ayındaki rezillikleri ne olabilir?” denildiğinde Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

“Ramazanda haramlar işlemektir. Kim onda zina eder yahut onda içki içerse, bir dahaki seneye kadar Allah da, gökte bulunanlar da kendisine lanet eder.

“Eğer (bir sonraki) Ramazana ulaşmadan ölecek olursa Allah katında onun için kendisi ile ateşten sakınacağı hiçbir hasene bulunmayacaktır. O halde siz Ramazan ayında Allah’a karşı gelmekten sakının. Zira gerçekten diğer aylarda katlanmadığı kadar sevaplar onda katlanır. Günahlar da böyledir.” (Taberâni, el-Mu‘cemü’s-Sağîr: 1/248)

Bu hadisten anlıyoruz ki, adeta müminlerin kurtuluşu, başarısı ve yücelmesi, Ramazanı hakkıyla değerlendirmelerine bağlıdır. Bu hedefe ulaşmak için fert ve aile olarak programlar yapmalı, bütün vasıtaları kullanarak Ramazan’ın önemini ve ihya yöntemlerini herkesle paylaşıp teşvik etmeliyiz.

RAMAZAN, BİRE BİN VEREN TOHUM GİBİDİR

Bediüzzaman Hazretleri, Ramazan Risalesinde, bu ayda yapılan ibadetlerin sevabı hakkında şöyle bir müjde vermektedir:

“Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mal, (ibadetlerin sevabı) bire bindir. Kur’an-ı Hakîm’in, nass-ı hadîs ile her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte her bir harfin, on değil bin ve Âyet-ül Kürsî gibi ayetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı Şerifin Cum’alarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır. İşte, Ramazan-ı Şerif adeta âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılat için gayet münbit bir zemindir. Ve neşvünemâ-i a’mâl (amellerin yeşerip gelişmesi) için, bahardaki mâ-i Nisandır (Nisan yağmurudur). Saltanat-ı rububiyet-i İlâhiyeye (Allah’ın Rablık saltanatına) karşı ubûdiyet-i beşeriyenin (insanların ibadet etmesinin) resmigeçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir.” (Mektubat, 29. Mektub, 2. Kısım)

Geçmiş büyüklerimizden Ramazan ayındaki ibadetlere bire bin sevap verildiğini söyleyen başka âlimler de olmuştur. İmâm-ı Zührî “Ramazân-ı şerifteki bir tesbih, Ramazan-ı şerifin dışındaki bin tesbihten daha üstündür” demiştir. Yine İbrahim Nehaî de şöyle buyurmuştur: “Ramazan-ı şerifteki bir oruç bin oruçtan, bir tesbih diğer aylardaki bin tesbihten, bir rekat diğer aylardaki bin rekattan üstündür.” (Süyûtî, Dürrü’l-Mensûr:2/228)

Ramazan ayında yapılan her ibadete bin kat sevap verilmesi şu anlama gelmektedir:

Bir oruç bin oruç, bir Kur’an hatmi bin hatim, yirmi rekâtlık teravih yirmi bin rekât, bir kişiye iftar vermek bin iftar, bir hurmayı sadaka vermek bin hurma, bir istiğfar bin istiğfar, bir Cevşen okumak bin Cevşen okumuş gibi yazılmaktadır.

Üstelik Cuma geceleri binlere çıkmakta, Kadir Gecesinde ise otuz bine ulaşmaktadır. Buna göre, Ramazan boyunca teravihi hiç kaçırmayan bir kimse mutlaka Kadir Gecesinde de teravih kılmış olacağından, o geceki teravih 20 rekât değil, 600 bin rekât yazılır.

Böyle muhteşem bir fırsatı kaçırmamak için boş işleri, lüzumsuz sohbetleri, gaflet içinde yaşamayı terk etmek ve ibadete odaklanmak gerekir.

RAMAZANDA DUALAR KABUL OLUR

İbadetler içinde duanın özel bir yeri vardır. Dua hakkında, “Bana dua ediniz, size karşılık vereyim” (Mümin Suresi: 60) ve “De ki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye ehemmiyet versin” (Furkan Suresi: 77) buyuran Rabbimiz, bir başka ayette ise duayı şöyle emreder:

“Ey Habibim, kullarım Beni sana sorarlarsa haber ver ki: İşte Ben muhakkak yakınımdır. Onlardan biri dua edince, muhakkak duasına cevap veririm. O hâlde onlar da Benim davetime itaatle icabet ve Bana imanda devam etsinler. Ta ki, doğru yola ulaşmış olsunlar.” (Bakara Suresi: 186)

Bir hadis-i şerifte Ramazanda dua etmeye dikkat çeken Peygamber Efendimiz (s.a.v.) müminleri duaya şöyle teşvik eder:

“Ramazan’ın ilk gecesinde Cennet kapıları açılır. Her gece sabaha kadar bir münadi seslenir: Günahlarının affedilmesi için istiğfar eden yok mu? Tevbe eden yok mu? Allah tevbesini kabul buyursun. Dua eden yok mu? Cevap verilsin. Kendisi için bir şey isteyen yok mu? İsteği hemen karşılansın.” (Müsned, 4: 22)

Bir hadis-i şeriflerinde oruçluyu, duası reddedilmeyecek üç kişi arasında zikreden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyururlar:

“Üç kişinin duası geri çevrilmez: Adaletle hükmeden hâkimin, iftar edinceye kadar oruçlunun ve mazlumun.” (İbn-i Mâce, Siyam: 48)

Baştan sona İlahî rahmet tecellilerine sahne olan Ramazan’da iftar vakitlerinin ayrı bir feyzi ve kıymeti vardır. Bu müstesna vaktin dualar açısından taşıdığı ehemmiyeti Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle ifade ederler:

“Oruçlunun iftar vaktindeki duası reddedilmez.” (Tirmizi, Daavât: 129)

Maalesef bu muazzam müjde iftar vakitlerinde unutuluyor, birkaç dakikayı, belki birkaç saniyeyi duaya ayırmak gerekirken, bu altın fırsat yeme içme telaşına kurban ediliyor. Bu hazineyi kaçırmamak için iftardan biraz öncesini ve biraz sonrasını dua ile değerlendirmeliyiz.

Abdullah bin Ömer’in (r.a.) rivayetine göre Resûlullah (s.a.v.) iftar vakitlerinde şu duayı sık sık tekrar ederlerdi:

“Ya Rabbi, her şeyi kuşatan rahmetinin hakkı için beni af ve mağfiret eyle.” (İbn-i Mâce, Sıyam: 48)

KUR’AN’I OKUMAK VE ANLAMAK

Ramazan Kur’an’ın indirildiği aydır. Rabbimiz bu hakikati ifade ettiği ayette şöyle buyurur:

“O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur’an o ayda indirilmiştir. Kim bu aya erişirse orucunu tutsun.” (Bakara Suresi: 185)

Bu ay Kur’an’ın en çok okunduğu ve anlaşılmaya çalışıldığı aydır. Her mümin hiç değilse günde bir cüz okuyarak veya dinleyerek ay içinde bir Kur’an hatmi yapmalıdır. Kur’an okumayı yeni öğrenenler ve yavaş okuyanlar ise internetten yayınlanan mukabeleleri dinleyerek hem ibadet etmiş, hem okumalarını geliştirmiş olurlar.

Kur’an’ı baştan sona okuyan ve dinleyen müminler, mealini de okurlarsa hayat kitabımız olan Kur’an’ı anlama yolunda ilerlemiş olurlar. Ramazan’da ve sonraki aylarda Kur’an’ın tefsirlerini okuyarak iman ve İslâm hakikatlerini anlamadaki seviyemizi arttırmak ise ayrı bir kazançtır.

RAMAZANDA PAYLAŞMA COŞAR

Ramazan ayında yapılan her salih amele bin kat sevap verildiği için bu ayda Allah’ın bize ikram ettiği rızıkları, muhtaç müminlerle paylaşmak da güzel bir ibadettir. Başta fıtır sadakası olmak üzere zekât vermeye gücü yeten kardeşlerimiz yıllık zekâtlarını bu aya denk getirerek kat kat sevap alabilirler.

Herkes gücü neye yetiyorsa, hatta gücü yetenden daha fazlasını paylaşarak, muhtaçlara dağıtarak kendini Cehennem ateşinden korumalıdır. Bir hadis-i şerifte, “Yarım hurma ile de olsa; kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz, o kadarını da bulamayanlar güzel bir sözle bile olsa kendilerini korusunlar.” (Müslim, Zekât: 66-67) buyrulmuştur.

Tabii ki, gücü daha fazla olan kimseler daha çok sadaka vererek ahiretlerine yatırım yapmalıdırlar.

Ramazanı öyle güzel değerlendirmeliyiz ki, “başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş” müjdesine nail olmalıyız.

Çok önemli bir husus da şudur:

Gündelik hayatın meşguliyeti içinde insan gaflete dalıp unutabiliyor. Ramazanı ihya konusunda birbirimizi uyarmalı, teşvik etmeliyiz. Hadiste belirtildiği gibi, bir iyiliğe vesile olan yapan gibidir. Hepimiz telefon ve sosyal medya paylaşımlarımızla Ramazana dair yazı, resim, videoların yayılmasına vesile olabiliriz. Böylece bir Ramazan değil, belki birkaç Ramazan ihya etmiş gibi sevap kazanabiliriz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin