Ramazan ayı ve seksen yıla bedel bir gece

YORUM | Prof. Dr. MUHİTTİN AKGÜL

Bu gece, gecelerin sultanı. Sultanlar Sultanı’na yakınlaşma, O’nun rahmetinden bol bol istifade etme, meleklerle kol kola gezme ve her tarafı kapsayan mânevi huzurun (sekine) etrafa mükemmel bir râyiha olarak yayıldığı eşsiz bir zaman dilimi.

Adı üstünde Kadir Gecesi. Onu yaratan ona o adı layık görmüş. Kudret, değer, şan, şeref, rütbe, takdir gibi anlamlara gelen bu gece, bütün bu anlamlarıyla Kudret-i Sonsuz’un kâinat çapındaki icraatına ve bu icraattaki eşsizliğine işaret ediyor.

“Kadir” ismini alması, gecenin kendinden değil, bu gecede meydana gelen, takdir edilen, kaderin, kazaya çevrildiği, Ezeli ve Ebedi Hitap olan Kur’ân’ın insanla buluşmasından ve Kur’ân’ın tebliğcisi Kainat Elçisi’nin (s.a.s.), nübüvvetine bir başlangıç olmasındandır.

Bu gecede kıymetler üstü bir Kitap, meleklerin en üstünü olan Cebrail tarafından, insanların en üstünü olan Efendiler Efendisine, ondan da ümmetlerin en şereflisi olan Ümmet-i Muhammed’e indirilmiştir. Kadir Sûresinde üç kez tekrar edilen “KADİR” kelimesi de, Allahu Âlem buna işaret etmektedir.

Bu gece midir Kadir Gecesi? Elbette ki bilmiyoruz. Tembelliğe düşmememiz, sürekli tetikte olmamız, onun da ötesinde her geceyi, özellikle de Ramazan gecelerini hep dolu dolu geçirmemiz için, Gecenin Sahibi, tam olarak zamanını bizlerden gizlemiştir. Böylelikle de kul, her geceyi kadir bilme mülahazasıyla davransın ve insanlığın yaratılışındaki hikmeti, başta tam kavrayamayan meleklere Yüce Allah’ın:

“Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği vakit onlar: “Â! Oradaki nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahlûk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, Sen’i tenzih etmekteyiz” dediler. Allah: “Ben, sizin bilmediğiniz pek çok şey bilirim” buyurdu. Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Müteakiben önce onları meleklere göstererek: “İddianızda tutarlı iseniz haydi Bana şunları isimleriyle bir bildirin bakalım!” dedi. “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan Sensin” dediler. Allah: “Âdem! Eşyanın isimlerini onlara sen bildir” dedi. O da isimleriyle onları bildirince Allah buyurdu: “Ben size demedim mi ki göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim.” Ve Ben sizin gizli açık yapmakta olduğunuz her şeyi de bilirim.” (Bakara 2/31-33) şeklindeki hitabının, ne denli doğru olduğunu göstermiş olsun.

Gecenin önemine binaendir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.): “Kadir gecesinde Cebrail, büyük bir melek topluluğu içinde yeryüzüne iner ve Allah Teala’yı gerek ayakta gerekse oturarak anan kimler varsa hepsine dua ederler. Bayram gününe eriştiklerinde ise Yüce Mevla meleklere karşı kullarını överek şöyle buyurur:

“Ey Melekler! Kullarım kendilerine farz kıldığım oruç ibadetini tam bir şekilde yerine getirdiler. Şimdi de bana duaya çıkıyorlar. İzzetime, Celalime, Keremime ve Yüce Uluhiyetime yemin olsun ki, onların istediklerine icabet edeceğim” Bayram Namazı sonrasında da: Ey kullarım! Evinize dönebilirsiniz. Sizi affettim. Günahlarınızı sevaba çevirdim.”

Bu kutlu müjdeyi alan kullar, evlerine bu affedilme müjdesiyle dönmüş olurlar.

Meleklerin bu kadar yoğun bir şekilde bu gece yeryüzüne inme hikmetlerinden birisi de, gökyüzünde görmedikleri şeyleri görmek içindir. Ramazan Ayı boyunca infakta bereketli bir rüzgâr gibi esen, fakirlerin dertleriyle dertlenen, onlara sofralar açan, yardımlarına koşan ve giydiren zenginlerin, bu güzel davranışlarını ve günahlarından ağlayıp gözyaşı döken, âh u eninde bulunan kulları görmek için ve onlara şahitlik etmek için inerler. Zira bu gibi davranışları, gök ehli arasında görmek mümkün değildir.

Peki o zaman bu kadar kıymetli bir geceyi nasıl değerlendirelim? Elimize tepsi içinde sunulan bir altın bir fırsat var. Bu fırsatı en güzel nasıl kâra çevirelim?

  1. Yapmamız gereken şeylerin başında, bu güne kadar geçirdiğimiz ömrümüzün nelerle ve nasıl geçtiğini gözden geçirmek, hayatımızın muhasebesini yapmak, ebedi ticaretimizle ilgili durumumuzun nasıl olduğunu, yeniden gözden geçirmek olacaktır.
  2. Bu gece, Kur’ân’ın yeryüzüne inişinin başlangıç gecesidir. Dolayısıyla bu geceye değer katan faktör olan Kur’ân’ı sanki yeni iniyormuş gibi okumanın peşinde olmalıyız.
  3. Günahtan uzak olmamız mümkün değil, içten gelen yalvarış ve yakarışlarla, geçmişte kusur adına yaptıklarımızdan kesin bir dönüş yapmalı, kendi dilimizle söyleyebildiğimiz kadar Cenab-ı Hakk’tan istiğfar talebinde bulunmalıyız.
  4. Kıyamet gününde ilk önce kendisinden hesaba çekileceğimiz namaz ibadetinde şayet eksiklerimiz varsa, -ki olmaması düşünülemez- onları ikmal etmeli, bu güne kadar kılmamışsak, kılamamışsak, kendimize söz vermeli, namaz kılan, namazı ikame eden kâmil bir insan olacağımızı Yüce Mevla’ya söz vermeliyiz.
  5. Günahlarımıza, kaybettiklerimize, tam bir kul olamayışımıza, Rabbimiz’in bize gönderdiği özel bir mektup olan Kur’ân’ı tam anlayamadığımıza gözyaşı dökmeliyiz.
  6. Ve seksen seneye bedel bu zaman diliminde, dua dua Rabbimiz’e yalvarmalı, özellikle de yeryüzünün değişik yerlerindeki mâsum ve mağdurlara, bu gecenin kurtuluşa ve huzura vesile olmasını içten ve samimi olarak dilemeliyiz.

Ve son olarak da bu gece, Allah Resûlünün bu geceye mahsus tekrarladığı şu duayı bolca okumalıyız: “Allâhümme inneke afuvvun, tuhibbül afve fa’fu annî”

Kadre uygun bir Kadir Gecesi geçirmeniz dileğiyle.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin