Rakamlarla cezaevleri ve yapılacaklar!

HABER-ANALİZ | RAMAZAN F. GÜZEL

Türkiye’de ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlü sayısında görülen artış, artık ülkenin en temel sorunlarından biri. Ülkeye daha fazla adalet getirme” iddiası ile yola çıkan ve isminde “Adalet” ifadesini kullanan bir parti, kendisine muhalif olan/ ya da ileride muhalif olabilecek kim varsa cezaevlerine doldurma hırsı ile ülkeyi koca bir mahpushaneye çevirdi! Bu noktada da dünya genelinde ön sıralarda…

Koronavirüs salgını ile birlikte toplu ölüm riski, cezaevlerindeki doluluk konusunu tartışmaya açtı. Sayıları 300 bini aşan tutuklular arasında ayrım gözeten ve siyasi tutukluları içerde bırakmayı planlayan infaz düzenlemesi Meclis’te görüşülüyor. Sağduyu sahibi kesimler, hatadan dönülmesini ve taslağın tekrar Komisyona geri gönderilmesini çağrısında bulunuyor. Yoksa Ahmet Altan’ın da dediği gibi; bu infaz düzenlemesi, son hakiyle AKP’nin en büyük siyasi hatalarından biri olacak! 

Cezaevlerindeki vahim durumu Dünyadaki cezaevleriyle yapılan karşılaştırmalar da gözler önüne seriyor. Bu yazımızda Türkiye ve Dünyadaki cezaevlerin durumunu verilerle ve tablolarla özetlemek istiyoruz.

TÜRKİYE VE DÜNYADA HÜKÜMLÜ ve TUTUKLULAR

Nüfusa oranla hükümlü veya tutuklu olarak infaz kurumlarında bulunan kişi sayısı itibarıyla Türkiye’de her 347 kişiden biri, ceza infaz kurumlarında hükümlü veya tutuklu olarak tutuluyor!. İzzet Özgenç ve İhsan Yılmaz Bayraktarlı’nın aktardığı bilgilere göre, Türkiye’yi takip eden ülke İran ve orada her 352 kişiden biri cezaevlerinde.

Nüfusa oranla hükümlü veya tutuklu olarak infaz kurumlarında bulunan kişi sayısı itibarıyla dünyanın en iyi ülkesi Japonya ve orada da her 2 bin 439 kişiden biri ceza infaz kurumlarında hükümlü veya tutuklu.

İnfaz siyaseti bakımından Türkiye’nin örnek aldığı devletlerdeki ceza infaz kurumlarındaki hükümlü veya tutuklu sayıları ise şöyle: 

– Almanya: Her 1.333 kişiden biri,

– İtalya: Her 1.020 kişiden biri

– Fransa: Her 961 kişiden biri

Güney Kore: Her 917 kişiden biri,

İngiltere: Ve bu ülkede de her 714 kişiden biri, ceza infaz kurumlarında hükümlü veya tutuklu durumda…

Çin ve Suudi Arabistan, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili bilgileri gizli tutmakta olduğu için sağlıklı bilgiler alınamıyor. Keza, Mısır’a ait veriler de benzer…

TUTUKLU ORANI OLARAK DA LİDER ÜLKE!

Türkiye, bütün örnek ülkeler arasında, infaz kurumlarında, hükümlülere nazaran tutuklu olarak en fazla kişi bulunduran devlet konumunda… Türkiye’de ceza infaz kurumlarında bulunan tutukluların oranı, mevcuda nazaran 31.12.2017 tarihi itibarıyla yüzde 43,1 idi. Son veriler elimizde olmasa da bu rakamın daha da yükselmiş olduğu tahminden uzak değil…

Belli başlı devletler arasındaki sıralama ise şu şekilde: 

– Japonya: %10,8

 – İngiltere: %11,2

– Rusya: %17,5

– ABD: %21,6

– Almanya: %22,6

 – İran: %25,1.

ÜLKELERİN CEZA İNFAZ KURUMLARININ KAPASİTESİNİN NÜFUSLARINA GÖRE ORANI…. 

– Japonya: (2018 Temmuz sonu itibarıyla) Nüfusu 126 milyon 510 bin,

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 90.536.

Her 1.397 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer tekabül etmekte… 

– İtalya: (2018 Ağustos sonu itibarıyla) Nüfusu 60 milyon 410 bin,

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 50.622 kişi. 

Her 1.193 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer… 

– Fransa: (2018 Temmuz başı itibarıyla) Nüfusu 67 milyon 800 bin,

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 59.703

Her 1.135 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer…

– Almanya: (2018 Mart sonu itibarıyla) Nüfusu 82 milyon 930 bin,

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 73.336 kişi 

Her 1.131 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer…

– Güney Kore: (2017 sonu itibarıyla) Nüfusu 50 milyon 800 bin,

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 47.820

Her 1.062 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer… 

– İngiltere: (2018 Eylül sonu itibarıyla) Nüfusu 59 milyon 200 bin,

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 75.859

Her 780 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer… 

– İran: (2017 Haziran itibarıyla) Nüfusu 80 milyon 910 bin, 

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 140.000 kişi.

Her 577 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer…

– Ve Türkiye

Nüfusu (2018 başı itibarıyla) 80 milyon 890 bin kişi,

İnfaz kurumlarının kapasitesi, 208.780 kişi. 

Buna göre, Türkiye’de her 387 kişiye infaz kurumlarında bir kişilik yer tekabül etmekte…

SON TAHLİLDE…

Hükümet ve güdümündeki HSK’nın eli ile bu olumsuz örnekler artık birer sıradan olay halini aldı Şu an cezaevlerinde bulunan 300 bin kişiden kaçı gerçek bir yargı kararı ile sırf adalet gereği için içerde tutulmaktadır ki!.. Bu 300 bin kişi -tüm haklarından mahrum bırakılması yetmezmiş gibi- bir de ölümcül bir salgın tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor!

Yargı ve adalet sistemindeki bu tablonun müsebbibi olan hükümet ve yancıları hangi hakla bir kısım insanların içerden çıkamayacağını, çıkması muhtemel yasa kapsamı dışında kalacaklarını kolayca nasıl ifade edebilmektedir?! Cezaevleri artık bir infaz kurumu olmaktan çıkarılmış, adeta hükümet ve yancılarının elinde çok tehlikeli bir pazarlık ve tehdit unsuru haline dönüşmüştür. 

Cezaların infaz rejiminin düzenlendiği 5275 sayılı yasada; “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde: ‘(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz’ der.

Aynı yasanın, Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler başlıklı 6. Maddesi de şöyle emreder: (1) b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir… f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”

Bugün, Korona adı verilen virüsün bulaşıcılığı, yayılma hızı, olası etkileri tüm ülkelerce bilinen bir gerçek ve bu konuda birçok ülke cezaevleri ilgili birtakım kararları alıp uygulamaya başladılar… Bir kısmı şartlı salıverme/af gibi uygulamalara karar vermişken, bir kısım ülkeler de mevcut cezaevlerine yeni tutuklu ve hükümlüleri salgın nedeni ile cezaevlerine kabul etmeyeceğini, konutta infaz gibi uygulamaları gündemlerine aldıklarını duyurdular.

Cezaevleri kapasitesinin üstünde insan bulundurmada Avrupa ülkeleri içinde 1. ve OECD ülkeleri içinde ise dünya 2.’si konumda olan ülkemiz için cezaevlerinde; ‘Korona virüsü vakasına henüz rastlanılmadığı ve gereken tedbirlerin alındığına‘ dair Adalet Bakanı açıklamaları dışında henüz somut bir adım yok!… 

Ülkemizin Dünya çapında sorunlu cezaevleri için kimin, ne zaman ve nasıl bir olumlu adım atacağı henüz bilinmiyor!

Cezaevlerinin fiziki şartlarının yetersizliği, kapasite sorunları, hasta olan tutuklu ve hükümlülerin muayene ve tanı süreçlerinin uygun ortam ve şartlarda zamanında takibi, bu kişilerin kalması gereken ceza infaz kurumlarının sayıca ve nitelik olarak yetersizlikleri bugüne kadar hep bilinen gerçeklerdi fakat böylesi bir salgın tehlikesi ne ülkemizde ne de dünyada görülmemişti!

Rakam ve istatistik grafiklerine yansıyan sonuçlara göre sadece adalet hizmeti üretmesi gereken mevcut adli mekanizmalar ve cezaevleri asli fonksiyonlarını yerine getirmekten oldukça uzak… 

Evet, adalet mekanizmaları olarak fonksiyon icra etmesi gereken adli soruşturmalar, tutuklamalar, başta hükümet ve bazı toplum kesimlerinin kendi indi dünya görüşlerine uymadıkları için ‘muhalif’ ve ‘vatan haini’ ilan ettikleri toplum kesimlerini presleme, hizaya çekme mekanizmasına dönüşmüşlerdir. Reform olarak lanse edilen ceza adalet sistemi yenilikleri ile cezaevleri rakam ve grafik tabloları arasındaki uçurum bu kadar net görülebiliyorken bir felaket yaşanmadan önce bu konudaki gereken tedbirler umulur ki bir an evvel alınır.

SON BİR NOT…

Cezaevlerimiz böylesine dolup taşmışken, kapasitesinin 4-5 katından fazla tutukluyu adeta istiflerken; Meclis vazifesini yapar – yapmaz, o ayrı konu… Ama en azından cezaevlerindekilerin yakınlarına ve avukatlarına bazı işler düşüyor;

– Terör örgütü üyeliği iddiası ile tutuklu yargılanan veya tutuklu iken tahliye olup, mahkûmiyet kesinleştikten sonra kalan sürenin infazı için yeniden cezaevine girme riski olan müvekkilleri hakkında Cumhurbaşkanlığına, Meclistekilere dilekçelerle bilgi vermeli.. 

Terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklanan, mahkûm olanların dosyası hakkında somut bilgiler yazarak uygulamadaki hukuka aykırılıkları ifade edebilirler… Bunlar etkili bir yol olabilir.

Nitekim böylesine kritik günlerde en ufak bir çabanın bile çok kıymetli bir yeri var!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin