Put

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

İslamcı mahallenin helvadan yapılmış bir putu var; o putu kritiğe tabi tutmak, ona karşı farklı bir söylem geliştirmek affedilmez bir şirktir. Bütün hayatını şirk ve tağut üzerine konuşmakla geçiren bu mahallenin yıllar sonra bir puta teslim olmaları da tarihin garip bir ironisi olsa gerek.

Bir kelimeden oluşan putlar, akıl ve izanlarını, sağduyularını tamamen ortadan kaldırıp, onları tarihin en pespaye, en kılıksız kitlesi haline dönüştürmüştür. Buna karşı küçüklü büyüklü her girişim, put üreticileri tarafından linçle cezalandırılmış ve cezalandırılmaya devam etmektedir.

BU YAZIYI YOUTUBE’DA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Siyer Vakfı Kurucusu Muhammed Emin Yıldırım’ın kanser hastası Ayşe Özdağan’la ilgili “Bir hanımı, bir anneyi, bir mazlumu daha fazla üzmeyin… Allah aşkına çok mu zor bu feryadı dindirmek için bir şeyler yapmak?” mesajı, bu puta yönelik bir saldırı olarak değerlendirildiği için, putun en sıkı müritlerinden Hilal Kaplan hemen ses verdi. Alelacele Muhammed Emin Yıldırım’ın karşısına dikilip, “‘Mazlum’ derken fetö yöneticiliğinden hüküm giydiğini belirtmemişsiniz. Kamuoyuna çağrı yaparken belirtilmesi gereken önemli bir ‘detay’ değil mi bu?” diye ayar vermeye kalktı.

Hilal Kaplan alelacele bu tılsımlı kelimeyi kullanıyor ve tartışmayı tabu bölgesine getiriyor. Söz bu bölgeye geldiğinde nasıl olsa mutlak galip olacak. Çünkü bu sorgulanmaz, kritiğe tutulmaz, acaba diye soru bile sorulmaz bir alandır ve soru sormaya kalkanın akıbeti bellidir.

O tılsımlı cümlenin içine aldığınızda her şeyi yapabilirsiniz. Nasıl olsa bunlar bırakın bir Müslümanın haklarını, insan olmanın hatta canlı olmanın hiçbir hakkını kullanamaz. Aklınıza gelen her türlü iğrençliği içiniz sine sine yapabilirsiniz. Kimse dönüp bakmaz. Bu kelimeyi ettikten sonra konu, konuşulmaya ve tartışılmaya kapatılmıştır. Sanki bu bölge hesabın kitabın olmadığı, yapılan hiçbir şeyin hesabının verilmeyeceği bir alandır.

Aklı, izanı, irfanı ortadan kaldıran bu put, muhafazakar mahalleyi öylesine pespayeleştirdi ki kitapta yazanı, ahlakı, etik değerleri hükümsüz hale getirdi; insani hasletleri, mümin davranışını bütünüyle devre dışı bıraktırdı. Beş yıldır, bu sayede on binlerce başörtülü, dindar, mümin kadın, yüzlerce bebek en çirkin mezalime maruz bırakıldı. Kendine İslamcı diyen bir yönetim döneminde cezaevleri tarihinin en yüksek namaz kılan, kitap okuyan, tefekkür eden insan oranına ulaştı.

İşte böyle bir zamanda muhafazakar mahallenin önemli kanaat önderlerinden biri olan Muhammed Emin Yıldırım’ın mesajında geçen “bir mazlumu daha üzmeyin” cümlesi put üreticilerini bir hayli tedirgin etmiş olmalı ki Hilal Kaplan o tılsımlı cümleyle apar topar karşısına çıktı.

Emin Yıldırım’ın mesajı içinde “zulme yeter artık” diyen bir muhteva var. Bu hal illüzyonu bozabilecek, helvadan yapılmış putun kendisine bile hayrı olmayan bir yalan olduğunu ortaya çıkaracak bir süreci başlatabilir. Bunun aşırı iyimser bir beklenti olduğunun da farkındayım.

İslamcı mahallede yıllardır süren bu soykırıma daha önce arada bir cılız da olsa ses çıkıyordu ancak devreye giren troller bu vicdanı linç edip bir kenara atıyordu. Linç yiyen de hemen beni yanlış anladınız tarzında özür mesajları vererek şirk koşan(!) konumdan kendini kurtarıyordu.

Bakalım Muhammed Emin Yıldırım da diğerleri gibi mahalle baskısından sonra “onlar şöyle, bunlar böyle” gibi bir mesaj mı verecek yoksa biz tarafgirliğe değil kitabi olana iman ettik deyip hakkın hatırını her şeyin üzerinde mi tutacak, göreceğiz.

3 YORUMLAR

  1. Vicdanı susturmaya çalışıyor, iç sesi, iç hesaplaşmayı durdurmaya çalışıyor. Aslında gözlerden kaçan ama sizin de yakaladığınız gibi cümlenin içinde birşeyi kaçırmaya çalışıyor. Dikkatleri zulme odaklarken, bunu bilerek yaparken, çok korktuğu birşeyin tartışılmaya açılmasından korkuyor. Fetö yöneticiliğinden hüküm giydi derken byrada “hüküm giydi” kısmı en kilit nokta aslında. Bir ceseti gözlerden uzak bir yere çekmeye çalışan bir katil gibi, “hüküm giydi” kalıbını, ceseti ortaya çıkarmaması için sıradanlaştırmaya, cümle içinde “ama zaten fetöden hüküm giydi” derken bunu beynimize şöyle kodlamaya çalışmaktadır “hüküm giydi, yani hüküm giydireni, nasıl giydirdiğini sorgulama, hükmü olduğu gibi beynine kodla” mesajı vermektedir. Korkusu ise şu; “hüküm giydirildiği sözü adaleti, hukuku temsil ettiği şeklindeki algının kırılması ve ne hükmün ne de giydirilmesinin adalet ve hukuku temsil etmediğinin anlaşılmasından korkuyor. Yani arkasına saklandıkları, ceseti arkasına sakladıkları algı adalet ve hukuk. Bu kelimelerin sihrinden yararlanarak, birde toplumların adalete ve hukuka inancından yararlanarak hüküm giydi kelimeleri kullanılmaktadır. Burada asıl olan cesetin ortaya çıkmasıdır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin