Pozitif büyüme mümkün mü?

HABER-ANALİZ | HAKAN TANER

Ülke ekonomilerini ele alırken iki önemli durumu dikkate alarak ele almak gerekir.

İlki virüs etkisinden bağımsız olarak durgunluk ve kriz yaşayan ekonomiler. 

Diğeri de virüs etkisiyle yavaşlayan ve kötüleşen ekonomiler.

İlk kategoride kırılgan beşli ya da çeşitli faktör etkisiyle zaten zorda olanlar var. Virüs sebebiyle bunların durumu daha da güçleşti.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

İkinci kategoride özellikle dünya ekonomisini domine eden ülkeler var .

Zaten dünya ekonomisi durgunluğa ya da krize girmişse bunların durumu düzelmeden dünya ekonomisinde bir düzelmeden bahsetmek oldukça güç…

Kırılgan beşli içerisinde en kırılgan ülke ekonomisi olarak gösterilen Türkiye ekonomisi de ekstra olarak virüsten etkilense de diğer ülkelerin vatandaşları için yaptıkları desteklerin birçoğunu yapmadığı için mevcut bütçesinde bu etki fazla olmadı. 

Fakat genel manada zaten zorlandığı için dolaylı olarak virüsten de daha çok etkilendi.

Bu ahval içerisinde açıklanan büyüme rakamları ülkenin yüzde 4,5 büyüdüğünü söylese de eldeki verilerle durumu analiz ettiğimizde; daralan ihracat ve turizm, artan işsizlik ve enflasyon, ülkeyi terk eden yabancı sermaye, yüzde 20 azalan elektrik tüketimi vb. faktörler bu rakamların yeni baştan kontrol edilmesini mecburi kılıyor.

Bir diğer önemli nokta da yapılan yardımların kime ne miktarda hangi kriterlere göre yapıldığının da oldukça muğlak olması. Piyasada söylenen yardım ve yatırımların piyasa üzerinde hissedilir bir etkisi olması lazım. Bu etki pek hissedilmedi.

Bugüne kadar halkın tek hissettiği dünyada petrol doğalgaz fiyatları dip yapmışken bile yapılan zamlar ve artık rutine dönen vergi artışları ve cezalar oldu.

DÜNYA EKONOMİSİ NE DURUMDA? 

Çin ekonomisi yüzde 6,7 

Fransa yüzde 5,4

İtalya yüzde 4,6

Almanya yüzde 2,3 ve Amerika Birleşik Devletleri yüzde 5 oranında daralma yaşadı aynı dönemde.

Türkiye ekonomisinin TÜİK verilerine göre gayri safi yurtiçi hasılası 773 milyar dolar.

Almanya’nın da 1 yıllık ihracatı 1,35 trilyon dolar.

Bu şu demek; Almanya Türkiye ekonomisinin toplamından yüzde 73 daha fazla ihracat geliri sağlıyor.

Böyle bir ortamda pozitif bir büyüme elde etmek takdire şayan bir başarıdır. 

Halk bu pozitif büyümenin etkilerini hissetmek ve yaşamak ister. Bu büyüme sadece belli bir kesimin hanesinde gerçekleşiyorsa ülke geneline yansıtmak, ülkeyi sadece kendi çevresinden ibaret zannetmek demektir.

Bu hengame içerisinde total ve reel bir pozitif büyüme gerçekleşebilir mi?

Bu mümkün;

Ancak önce insan hakları, parlamenter demokrasi, hak, hukuk ve özgürlükler konusu gelir. 

Bu konular düzelmeden bunları konuşmak abesle iştigaldir.

Bu sorunları çözme iradesi gösterirseniz pozitif büyüme noktasında ilk adımı atmış olursunuz. Biz de geri kalan adımları söyleriz…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin