‘Pensilvanyalı Joe’nun sıradışı hikâyesi

AMERİKA GÜNLÜĞÜ | ADEM YAVUZ ARSLAN

Önce Korona salgını, ardından da George Floyd’un polis şiddetiyle öldürülmesi sonrası ABD’yi esir alan ırkçılık karşıtı gösteriler nedeniyle pek gündeme gelmiyor ama Amerika seçim yarışında son düzlüğe girdi. 

Obama döneminin başkan yardımcısı Joe Biden adaylık için gerekli delege sayısına ulaştı ve matematiksel olarak 2020 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin adayı olmayı garantiledi. 

2 yıl önce adaylığını “Amerika’yı Amerika yapan her şeyin risk altında olduğunu” iddia ederek açıklayan Biden ön seçim yarışında 19 rakibini geride bırakmayı başardı. 

Daha önce 1998 ve 2008 seçimlerinde başkanlık yarışında yer alan ama başarılı olamayan Biden bu kez hedefine oldukça yaklaştı. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Peki Demokratların adayı olan Joe Biden kim ? 

ABD siyasetinin demirbaşlarından sayılan, yılların senatörü ve eski başkan yardımcısının nasıl bir hayat hikayesi var? 

Amerika Günlüğü’nde bu haftasonu ‘Pensilvanyalı Joe’ya daha yakından bakacağız. 

SIRA DIŞI BİR HİKAYE

Joe Biden her ne kadar Delawere senatörü olsa da aslında Pensilvanya’lı. 

1942 yılında Pensilvanya’nın kuzey doğusunda bulunan Scranton’da doğdu. İrlanda kökenli Katolik bir ailenin çocuğu. 

Daha sonra ABD tarihinin en genç senatörlerinden biri olacağı Delaware eyaletine taşınıyor. Syracuse Üniversitesi’nde  hukuk okuyor. 1969’da avukat olduktan 3 yıl sonra ABD senatosuna seçiliyor.Yaklaşık 50 yıl boyunca Washington DC’nin en önemli simalarından biri haline geliyor. 

Genç bir avukat olarak Senato’ya seçildiğinde büyük bir aile dramı yaşıyor.

Yemin törenine iki hafta kala eşi, kızı ve iki oğlunun içinde olduğu otomobille kaza yapıyorlar. Eşi ve kızı olay yerinde ölürken iki oğlu uzun süren hastane günleri sonrası hayata tutunuyorlar.

Joe Biden iki çocuğuna bakabilmek için siyasete başlamadan bırakma kararı alır. 

Ancak Demokrat Parti yönetimi onu ikna eder ve Senato’dan istifa etmez. Biden artık siyaset için başkenttedir ama her gün Delawere’de bulunan evine gider gelir. 

Üstelik 30 yıl boyunca bu kuralını bozmaz. 

Hatta gün içerisinde gelişen durumlar için Senato toplantılarına ara verip çocuklarının yanına gider. 

Ailesiyle ilgili hassasiyetini işlerine de yansıtır. 

Yanında çalışan personeline “işler yüzünden ailesini ihmal eden kimseyi burada görmek istemiyorum” diye emir verir. 

Biden ikinci büyük dramını oğlu Beau ile yaşadı.

Kendisi gibi hukukçu olan oğlu Beau 45 yaşındayken 2015 Mayısında beyin tümörü nedeniyle hayatını kaybetti. 

Biden’in diğer oğlu Hunter ise fırtınalı yaşamıyla hep tartışmaların odağında yer aldı. İlk eşinden boşanırken kokain partileri ile gündeme geldi, Çinli bir işadamından rüşvet aldığı iddiasıyla yine gündeme oturdu. Başkan Trump’ın başını ağrıtan Ukrayna skandalı sırasında Hunter Biden yine manşetlere çıktı. 

Joe Biden Obama döneminde Başkan Yardımcısı iken Hunter Biden Ukraynalı bir işadamının enerji şirketinde yönetim kurulu üyeliği yapıyordu. Trump bunun bir çıkar çatışması olduğunu iddia edip soruşturulması gerektiğini iddia etti. Tartışma bitmiş değil. 

‘SAMİMİYET PROBLEMİ’

Joe Biden gafları ve ‘samimiyeti’ ile sürekli gündemde olan bir siyasetçi. 

Çocukken kekeme olan Biden halen konuşurken yazılı metin kullanmıyor. Promter kullanmadan yaptığı konuşmalar nedeniyle de sık sık polemiklere konu oluyor. 

New Yorker’a konuşan eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry “Dokunmayı seven bir siyasetçi her şeyi sahici, hiç bir şeyi sakil değil” diye tarif etmişti. 

Ancak Biden’in seçmenleriyle yakın temasta olması, ‘dokunmayı sevmesi’ başını çok ağrıttı. 

Özellikle başkanlık yarışı sırasında toplam 8 kadın Biden’in kendisine “uygunsuzca dokunduğu ve sarıldığı”nı iddia etti. 

Biden konunun manşetlere çıkması üzerine “etkileşimlerimde daha düşünceli olacağım” dedi.

‘LİBERAL MÜDAHALECİ’ VE ILIMLI BİR SİYASETÇİ 

ABD siyasetenin son 50 yılında aktif olarak sahada olan Biden doğal olarak dünyanın bütün önemli siyasileriyle oturup kalkmasıyla biliniyor. 

Biden son yarım asırda her olaya bir şekilde müdahil olmuş bir isim ‘Liberal müdahaleci’ olarak tanımlanıyor. 

İnsani kriz hallerinde müdahale edilmesi gerektiğini savunuyor. Sözgelimi Bosna’da soykırım yapan Sırplara karşı askeri müdahale bulunulmasının en ateşli savunucularındandı. 

Miloseviç’e hitaben “Lanet bir suçlusun ve lanet bir suçlu gibi yargılanmayı hak ediyorsun” demesiyle manşetlere çıkmıştı.

Biden 1991 Körfez Savaşı’na karşı oy kullandı, 2003’te Irak işgalini desteklerken takip eden dönemde ABD’nin ‘Irak’a fazla müdahil olduğu’ tepkisini dile getirdi. Biden 2007’de Irak’taki ABD askeri varlığının arttırılmasına da karşı çıktı.

Tecrübeli siyasetçi seçildiği takdirde başkan yardımcısı olarak bir kadın siyasetçi seçeceğini açıkladı. 

Kuvvetle muhtemel bu isim başkan adaylığında rakibi olan Elizabeth Warren olacak. Amerikan medyasına yansıyan yorumlara göre Biden’in bu tercihi ilk kadın ABD başkanının yolunu da açabilir.

TÜRKİYE’YE 4 KEZ GELDİ 2 KEZ ÖZÜR DİLEDİ

Gelelim tecrübeli siyasetçinin Türkiye ile olan geçmişine.

Onlarca yıl Senato Dış İlişkiler Komisyonu ve Adalet Komisyonu’nda görev aldığı için Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir çok konuyla doğrudan mesaisi oldu Biden’ın.

Mesela 1915 olaylarının ABD tarafından Ermeni Soykırımı olarak tanınmasını destekledi, Türkiye’nin Kıbrıs politikasını sert bir dille eleştirdi. Biden Yunan diasporasının çok güçlü olduğu Delaware eyaletinin senatörü olduğu için Yunan lobisiyle çok yakın çalıştı. 

Biden’in Başkan Yardımcılığı dönemi ise Türkiye politikalarında daha ılımlı olaylara sahne oldu.

Biden Başkan Yardımcısı olarak Türkiye’yi 4 kez ziyaret etti ve önemli görüşmelerde bulundu. Hatta Fener Rum Patrikhanesi’ni ziyaret eden ilk ABD Başkan Yardımcısı olarak tarihe geçti. 

Biden’in 2016 ziyaretinde ise o dönem tutuklu olan Can Dündar’ın ailesiyle buluştu. Son ziyareti ise 15 Temmuz darbe girişimi iddiasından bir ay sonra yaptı. 

Erdoğan’la görüşen Biden bu ziyaretinde “daha erken gelmediği” için özür diledi. 

Biden’in Türkiye’de çok tartışılan, Erdoğan’ın şimşeklerini üzerine çektiği diğer olay ise Harvard Kennedy School’da yaptığı bir konuşma oldu. 

Türkiye ziyaretinden bir kaç ay sonra Ekim 2014’te Harvard’ta konuşan Biden “Ortadoğu’daki en büyük sorunlarının müttefikleri olduğunu” söyledi ve Türkiye’nin Suriye’ye gönderdiği silahların IŞİD’e gittiğini iddia etti. 

Biden ayrıca Türkiye’nin Suriye’ye giden çok sayıda yabancı savaşçının sınırı geçmesine izin verdiğini de söyledi.

Erdoğan bu sözlere çok sert tepki gösterdi ve “Eğer Biden bu tür ifadeler kullandıysa benim için tarih olur” dedi.

Biden daha sonra Erdoğan’ı arayıp özür diledi. 

Erdoğanlar ile Biden ailesi arasında sıradışı başka görüşmeler de yaşandı. Washington Post’un tecrübeli kalemi David Ignatius’un yazdıklarına göre Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan 2016’da yapılan ABD ziyareti sırasında Biden’in eşi Jill Biden’dan Rıza Sarraf’ın serbest bırakılmasını istedi. 

Washington Post yazarı şu ifadeleri kullanmıştı: 

“Erdoğan’ın Sarraf’ın serbest bırakılması için yürüttüğü kampanya sıradışı. 21 Eylül 2016’da dönemin başkan yardımcısı Joe Biden ile özel görüşmesinde hem Sarraf’ın bırakılmasını hem de [davanın o dönemki savcısı olan] Preet Bharara’nın kovulmasını istedi. Amerikalı yetkililer, 90 dakika süren bu görüşmenin yarısında Sarraf’ın konuşulduğunu söylüyor. Erdoğan’ın eşi de o gece aynı şeyi Jill Biden’dan talep etti. O dönem adalet bakanı olan Bekir Bozdağ ekim ayında Adalet Bakanı Loretta E. Lynch’le yaptığı görüşmede davanın ‘kanıtlara dayanmadığını’ savunarak Sarraf’ın serbest bırakılmasını istedi.”

Erdoğan’ların ısrarı sonuç vermedi ve Sarraf itirafçı olarak ABD’de kaldı ancak Erdoğan ailesinin girişimleri tarihe geçti.

Özetlemek gerekirse tecrübeli siyasetçi Joe Biden gerekli delege sayısına ulaştı ve artık resmen Demokratların başkan adayı. 

Demokratlar tarafından ‘fazla muhafazakar’, Cumhuriyetçiler tarafından da ‘fazla liberal’ bulunan Biden yarım asırlık tecrübesi ve insanlarla iyi diyalog kurabilmesi nedeniyle Kasım’da yapılacak seçimlerde kararsızların oyunu alıp Beyaz Saray’a çıkabilir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin