Pandemide tıbbi açıdan son durum ne?

YORUM | PROF. SALİH HOŞOĞLU

2020 yılının başından itibaren yıkıcı etkisini hissetmeye başladığımız Çin kaynaklı Yeni Koronavirüs Salgınının nereye evrileceği hala bir muamma olarak önümüzde duruyor. 

Aslında salgının Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bir pandemi olarak kabulünün üzerinden sadece 6 ay geçti, ancak yaşadığımız anaforun büyüklüğü bizde sanki uzun yıllardır bu salgınla boğuşuyormuşuz hissini uyandırıyor.

Adeta her gün yeni şoklarla karşılaşıyoruz ve daha önce bildiğimizi zannettiğimiz birçok şeyi tekrar gözden geçirmek zorunda kalıyoruz.

Bugün itibariyle (14 Eylül 2020) bütün dünyada DSÖ’nün kabul ettiği ve ülkeler tarafından resmen doğrulanan COVID-19 vaka sayısı 29.227.348 ve COVID-19’a bağlı ölüm sayısı 929.263 olarak rapor edildi. Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Brezilya ve Rusya milyonu aşkın hastası olan ülkeler oldular. Türkiye bu listede 18. sırada bulunuyor.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Hiç vaka bildirilmeyen Türkmenistan ve Kuzey Kore’yi saymazsak dünyanın her ülkesi bu problemle boğuşuyor diyebiliriz. Hiç vaka bildirmemek elbette bu hastalığın o ülkede olmadığı anlamına gelmiyor. Zaten gerçek sayıların bildirilenlerin on katı kadar olduğu tahmin ediliyor.

Bu süreçte yaşananları birçok farklı açıdan irdeleyen milyonlarca yazı yazıldı ve yazılmaya devam ediliyor. Gene bu konu üzerine sayısız video çekildi ve sosyal medya paylaşımları yapıldı. Konuyla ilgili tıp ve özellikle enfeksiyon hastalıkları alanında inanılmaz boyutlarda bilgi patlaması oldu. Bu salgın vesilesiyle viral hastalıkların tanı ve tedavisinde ciddi gelişmelerin olması muhtemeldir.

Bu yazıda Koronavirüs Pandemisi ile ilgili bilimsel tıbbi dergilerde yayınlanan ve kamuoyu ile paylaşılan bilgileri basitleştirilerek aktarmak isterim. Böylece konunun uzmanı olmayan kişilerin kamuoyunu yönlendirmek için yaptıkları spekülasyonların etkisinin bir nebze olsun azalacağını umuyorum.

Bilgi sağanağı altındayız

Yeni Koronavirüs Pandemisinin ilk aylarında Çin kaynaklı çok sayıda makale tıp çevrelerinde çok makbul olan dergilerde (The Lancet, JAMA, New England Journal of Medicine gibi) yayınlanmaya başlandı. Takip eden aylarda bütün dünyadan COVID-19 yayınları adeta akmaya başladılar.

DSÖ Koronavirus ile ilgili bir veritabanı oluşturdu ve online olarak bu bilgileri güncellemektedir. Ayrıca dünyada COVID-19 ile ilgili dikkate değer yayınların özetlerini bir veri tabanında sunmaktadır. Belli kriterleri karşılayan tıp dergilerinin indekslendiği Medline Veritabanı (PubMed) şu ana kadar 53 binden fazla yayını listelemiş bulunuyor ve bu veritabanına her gün yeni yayınlar ekleniyor.

Bu veritabanına girmeyen yayın tiplerini ve dergileri de dikkate alırsak şu ana kadar bu salgınla ilgili yüz bini aşan tıbbi çalışma ve yayın yapıldığını söyleyebiliriz. Çok sayıda ve büyük hasta gruplarını içeren klinik çalışmaların başlatılıp devam ettirildiğini de biliyoruz. 

Muhtemelen önümüzdeki birkaç yıl içinde bu hastalıkla ilgili milyonları bulan araştırma makalesi yazılacak ve bilimsel yayın yapılmış olacaktır.

Bu yönüyle dünya tarihinde bir ilk yaşanıyor. Bilinmezlikler taşıyan bir virüs salgınını canlı olarak izleyip deneylerle çözmeye çalışıyoruz.

Komplo teorileri ispatlanamadı

Koronavirüs Pandemisinin başlangıcından itibaren çok sayıda komplo teorisi ortaya atıldı, devletler düzeyinde suçlamalar yapıldı, ama şu ana kadar bu komplo teorilerinin hiçbiri doğrulanamadı.

Hastalığın seyri ve aşı geliştirmeyle ilgili en baştan bilimsel gibi görünen bir kısım iyimser öngörüler de ne yazık ki boş çıktı. Ne haziran ayında havaların ısınmasıyla virüs etkinliğini kaybetti, ne de birilerinin tezgah altında sakladıkları sanılan aşıları piyasaya çıkabildi.

Bilimsel ihtiyatlılık diyebileceğimiz bir yaklaşımla konuyu ele alanların tahminlerinin daha sağlıklı olduğu açıkça görülüyor.

Cevap bekleyen sorular 

Bilimsel dergilerde bu kadar çok araştırma yayınlanınca ve bunların arasında ciddi farklılıklar da olunca bu çalışmaları daha bütüncül değerlendiren çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.

İşte bu bütüncül değerlendirmeleri yapan çalışmalara biz, “meta-analiz” diyoruz. Meta-analiz çalışmaları belli ortak özellikleri olan benzer çalışmaların topluca değerlendirilerek daha güçlü sonuçlar elde etmeyi hedefliyorlar. 

Virüs salgınında cevap bekleyen çok sayıda soru var. Bu soruların elbette tek ve kesin cevapları yok, belki de hiç olmayacak. Ayrıca virüsün dünyanın farklı coğrafyalarında farklı alt-tiplerinin ortaya çıkacağı (mutasyona uğrayacağı) ve bu mutantların farklı seyir gösterebileceğinin de dikkate alınması gerekiyor.

Ek olarak dünyanın farklı yerlerinde hastalığın bulaşmasını ve seyrini etkileyecek çok sayıda farklı faktörün (kültürel, ırksal, sosyal, davranışsal) olduğunu da unutmamak lazım.

Enfeksiyonun nasıl bulaştığı konusunda birçok sorunun cevabı artık biliniyor. Bugüne kadar yapılan gözlemler ve çalışmalara göre doğrudan temas, solunum salgılarının damlacık halinde havayla alınması ve nadir olarak hayvanlardan bulaşma söz konusudur.

Bu bulaşma yollarını “toplumdan bulaşma, hastane ortamında bulaşma, aile içi bulaşma ve kapalı ortamlarda bulaşma” olarak dört başlık altında toplamak mümkündür.

Bulaşmayı önlemede hangi koruma önlemleri daha etkili oluyor sorularını araştıran ve toplam 25.697 hastayı inceleyen bir meta-analiz, 1 metre veya daha fazla fiziki mesafede durmanın daha yakın durmaya göre 2,5 ile 5 kat daha az hasta olmayla sonuçlandığını ve her 1 metre uzak mesafede durmanın bu riski ortalama 2 kat daha azalttığını gösterdi.

Aynı çalışma yüz maskesi kullanmanın enfeksiyona yakalanma riskini büyük oranda (6 kat) azalttığı, özellikli maske kullanmanın bu ihtimali daha da aşağıya çektiğini ortaya koydu. Gözleri korumanın da enfeksiyon riskini anlamlı şekilde azalttığı belirlendi.

“Hastalık kimlerde ağır seyrediyor, hangi hastalarda ölüm riski daha fazla” gibi sorular en fazla merak edilenler.

Bu sorunun cevabını arayan bir meta-analiz, toplamda 116.260 COVID-19 hastasını içeren beş farklı ülkeden toplam 40 çalışmayı topluca değerlendirdi. Bu hastalardan 19.628’i hastalığın sonuna kadar takip edildi.

Sonuç olarak erkek cinsiyetten olmak (yaklaşık yüzde 25 daha fazla), ileri yaş (yaklaşık 3 kat fazla), özellikle 64 yaş üzerinde olmak, hastaneye geç başvurma (yaklaşık yüzde 25 fazla) ve eşlik eden diğer kronik hastalıklardan birinin olması (şeker, tansiyon, kalp hastalıkları, kanser vs.) (yaklaşık iki kat) ölüm riskini artıran durumlar olarak kayda girdi.

Herkesin merak ettiği bir soru olan “COVID-19 gebelikte geçirilirse ne olur” sorusunun cevabını araştıran ve 11.432 gebe kadını inceleyen bir meta-analizde, gebelerin yaklaşık binde birinin değişik sebeplerle öldüğü ortaya çıktı.

İleri gebelik yaşı, şişmanlık, kronik yüksek tansiyon, önceden şeker hastalığının varlığı gebeliğin ağır seyretmesine yol açan faktörler olarak bulundu. Bu gebelerin yüzde 6’sının normal yoldan erken doğum yaptığı gösterildi.

Tedavi için kullanılan ilaçlar işe yarıyor mu? Hangi ilaçlar korunmada etkili? Yeni Koronavirus enfeksiyonlarını durdurmak için çoğunluğu sıtma ve AIDS tedavisinde kullanılan ilaçlar olmak üzere çok sayıda ilaç denenmektedir.

Ancak şu ana kadar bu ilaçlardan hiçbiri korunma ve/veya tedavide başarılı bulunmuş değildir ve tamamı deneme safhasındadırlar.

En fazla spekülasyon aşı geliştirilme konusunda yapıldı. Şu ana kadar bilimsel dergilerde kabul gören aşı çalışmalarının tamamı henüz devam eden çalışmalardır. Bu çalışmalar şu anda faz 1 veya 2 seviyesindedirler ve yaygın kullanıma girebilmeleri için epeyce daha yol almaları gerekmektedir.

O nedenle henüz aşı konusunda söylenebilecek fazla bir şey bulunmuyor ya da çok şey bulunuyor. Etkili bir aşı ne zaman onaylanabilir ve seri üretime başlanabilir sorusu şu anda cevabı en çok aranan sorulardan biri.

Sonuç olarak bütün dünyayı saran ve sarsan Yeni Koronavirus Pandemisinde yolun neresinde olduğumuzu tam olarak bilmiyoruz. Muhtemelen ortalarda bir yerlerdeyiz.

Şu anda ülkelerin politikalarını kısaca şöyle özetleyebiliriz: Virüsün bulaşmasını önleyen sürdürülebilir tedbirlerle ülkenin ve halkın ekonomisini ayakta tutmak ve günlük hayatı idame ettirerek salgının aşıyla ya da mutasyona uğrayarak ortadan kalkmasını beklemek.

Bu yaklaşım günümüz şartlarında en akla yakın çözüm gibi görünüyor.

***

Kaynaklar:

1- Xie Y, ve ark. Epidemiologic, clinical, and laboratory findings of the COVID-19 in the current pandemic: systematic review and meta-analysis. BMC Infect Dis 2020; 20(1):640.

2- Chu DK, ve ark. COVID-19 Systematic Urgent Review Group Effort (SURGE) study authors. Physical distancing, face masks, and eye protection to prevent person-to-person transmission of SARS-CoV-2 and COVID-19: a systematic review and meta-analysis. Lancet 2020 Jun 27;395(10242):1973-1987.

3- Biswas PS, ve ark. Association of demographic, clinical, laboratory, and radiological characteristics with outcomes of COVID-19 patients: A systematic review and Meta-analysis. J Microbiol Infect D 2020; 10 (03)121-135

4- Allotey J. Clinical manifestations, risk factors, and maternal and perinatal outcomes of coronavirus disease 2019 in pregnancy: living systematic review and meta-analysis. BMJ 2020 Sep 1; 370:m3320.

5- Ahmed U, et al. Current trends and possible therapeutic options against COVID-19 J Microbiol Infect D 2020; 10 (03)110-120.

6- https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(20)31866-3/fulltext

4 YORUMLAR

  1. Sizde 90% inanmissiniz, benim anladigim. 7 milyar insanin asi olmasi gerektigine sizde inanmissiniz.

    Finanz sektörü yikiliyor. Zenginler yeni sistemi insanlari korkutmayla kuracaklarina inaniyorlar.

    Bu kriz kimin isene yariyor ise bu büyüklükte kazanc elde ediliyor.
    Zenginler daha zengin oluyor.

    Dünyanin 15 Temmuz u bu Pandemi.
    Ati alan üsküdari geciyor.

    Devlet her zaman hakli degil ve Dünya saglik örgütü Dünya bankasi Birlesmis milletler hakli degil.

  2. Yazınız ve uyarılarınız için teşekkürler.
    “Snuç olarak…Yeni Koronavirus Pandemisinde yolun neresinde olduğumuzu tam olarak bilmiyoruz” dedikten sonra “Muhtemelen ortalarda bir yerlerdeyiz” ifadenizin ne kadar bilimsel olduğunu ölçebilecek ilmim yok.
    Yaklaşık 10 ay kadar önce başlayan pandemiyi 10 ay daha çekecek miyiz?
    İnşallah, insanlık böyle bir musibetten daha önce kurtulur.

  3. Aydınlatıcı bilgileriniz için çok sağolun hocam. Dünya gündeminin ilk sırasında yer alan ve hepimizin günlük hayatını derinden etkileyen bu konu üzerinde uzman biri olarak daha fazla yazılarınız yayınlanmasını TR724 den bekleriz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin