CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, Halk TV’de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’ye kurulan kumpasın ‘tam göbeğinde olduğunu’ söyleyen Özgür Özel, yeni parti iddialarının hatırlatılması üzerine şunları söyledi: “Bu parti öyle kolay kolay terk edilecek, bırakılacak bir parti değil. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu seferki seçim planı; yönetimi elden bırakmamak için kendisini yenecek partiyi adaysız bırakmak. Çaresiz kaldığımız noktada yapmamız gerekeni yaparız ama temel motivasyonumuz bir parti kurmak falan değil bizim. Temel motivasyonumuz partimizi geri almak. Partimizi geri almak, ülkemizi geri almak. Öyle bakıyorum.”
Özgür Özel’in açıklamalarından satır başları şöyle:
- Devlet bütün gücüyle üzerimize saldırıyor ve partimizin içinden de birileriyle birlikte bir süreç götürüyorlar. Peki bizim suçumuz ne, ne yaptık biz? Ne oldu da bizim başımıza bunlar geliyor? Bizim suçumuz, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Kendi kendimize işlediğimiz suç da partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olmak.
- Nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 85’ine hizmet edecek şekilde seçimleri kazandık. Budur bizim esas işlediğimiz suç. Bu geceki seçim sonucunu kabul edemeyenlerle, yani ‘Tek adam rejimi değişmesin’ diyen mutlak sultancılarla partide yaptığımız değişimi hazmedemeyen mutlak butlancıların bir araya gelmesi sonucunda; aylarca, yıllarca da devam eden bir sürecin sonucunda, dünya kadar iftirayla, dünya kadar yalancı tanıkla…
- Benim suçum, ekibimizin suçu seçim kazanmak, AK Parti’ye tehdit oluşturmak. Devamını söyleyeyim mi? Amerika’nın, İsrail’in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği o düzenin içinde yer almayacağımızı söylemek.
- Daha düne kadar ‘Kurultay yapılamaz, tedbir var’ diyorlardı. Ama şimdi esas yapılamayacak olan olağan kurultay takvimini işletme. Ya olağan kurultay takvimi günü geldiğinde işletilecek. Bu mahkeme kararıyla yapılamayacak bir şey. Duayen hukukçular, ‘Derhal kurultay yapılmalıdır. Tedbir kurultaya karşı değildir, aksine zorunlu kılar’ diyor. Ama öyle bir noktada ki gelmişler, ‘Sandık koyarsak Özgür Özel oyların yine tamamını alır ve seçilir. Biz bu ekibi yenemeyiz. Sokaktaki hava yüzde 99,9 partinin uğradığı bu saldırıdan dolayı Özgür Özel ve arkadaşlarına sahip çıkıyor. Sokağa çıkamıyoruz. Delegenin karşısına çıkamayız. Seçmenin karşısına çıkamayız. Ne yapalım? Biz kurultay yapmayarak burada oturalım. Nasılsa unuturlar, nasılsa gevşerler. Yok direnirlerse de partiden atarız, giderler başka yerlere. Biz burada rahat ederiz.’ Böyle bir şey yok.
- Benim bunu anlamam, kabullenmem, normalleştirmem ve milletin buna rıza göstermesini beklemem olmaz. O zaman milletin gözünde benim de bir güvenilirliğim kalmaz, benim de değerim kalmaz. Ama net olan bir durum var. Parti, bütün bu son anketleri de aldım, arşivledim duruyor. Partiyi aldığımızda yüzde 13’le aldık partiyi. Partiyi bıraktığımız noktada parti birinci parti. Kimi yüzde 36 gösteriyor, kimi yüzde 33 gösteriyor. Ama partiyi birinci parti yapmışız, yüzde 38 sandıkta oy almışız.
- Bunu AK Parti’nin hazmetmemesini anlıyorum. Kanun tanımaz yollardan saldırmasıyla mücadele etmek lazım. Ama bu mücadelede esas benimle birlikte olması gerekenlerin bir kısmının o tarafla mutabakat halinde yargı oyunlarıyla bu işi engellemeye çalıştığını görüyorum. Bunun kabul edilebilir, affedilebilir herhangi bir tarafı yok.
- (Butlan yönetimi PM’deki istifaları kabul etmedi, mahkemeye vermeniz gerektiğini söylüyorlar. Bir de sizin ihracınız sorulduğunda ‘Değerlendirme daha sonra yapılacak’ denildi. Sizce neden ilk ihraçların arasına sizi koymadılar, beklentiniz var mı?) Bir kere şöyle bir şey var, toplumun gösterdiği dayanışmayı ve sahiplenmeyi görüyorlar. Onun toplumsal tepkisini şu anda göze alamamışlar. Bir süre sonra kendilerince toplumun bizi sahiplenme noktasında onların beklediği gibi bir gevşeme olursa o zaman yapacaklar.
- (25 Temmuz’a kadar kurultay yapılmazsa seçime girememe riski için Kılıçdaroğlu yönetiminden isimler ‘Bu bir mücbir sebep olduğu için böyle bir şey başımıza gelmez’ diyorlar.) “Ya gelirse, ya gelirse. Şunu söyleyeceğim. Öyle bir noktadayız ki, adamlar bizim kongreyi iptal ettiler ve bundan sonraki kongreleri de yok saydılar. Altı yıl önceki kongreye döndüler. Siyasi partiler kanunu diyor ki, seçime girme yeterliliğini ve girememe durumlarını tarif ederken ‘Bir siyasi parti iki kongresini üst üste yapmazsa seçime giremez’ diyor. ‘Altı yıl geçmiş, böyle bir risk var’ diyor. Böyle bir ihtimali var mı yok mu? Yüzde 1’se bile çok değil mi? Bence yüzde 1 değil, belki de yüzde 51’dir bu.
- Yani bunlar sırf kendi ellerinde kalacak, ‘AK Parti bize bunu yapmaz’ diye düşünüyorlar. Biz aldık partiyi geriye ve yaptırmadığınız bu kurultaylar için. O yüzden 25 Temmuz’dan önce bir kurultay yapılması kaçınılmazdır, doğru olandır. Ama bunu yapmamak kötü niyettir, yapmamak partiye ihanettir. Ve ayrıca bu partiye gönül vermiş, umut bağlamış bu kadar insanın umutlarını boşa düşürmektir, bu insanları boşu boşuna tedirgin etmektir. Yarın öbür gün partimizle seçime giremediğimizdeki sorumluluğu tamamen üstlenmektir ve bunların hepsini bir hiç uğruna yapıyorlar. Bir hiç uğruna yapıyorlar. Olacak iş değil.
- (Siz AK Parti’yi de suçluyorsunuz bu süreçte?) “Şöyle suçluyorum; AK Parti bu işin tam göbeğinde. (“Biz yokuz” diyorlar. Ömer Çelik söyledi, Erdoğan söyledi…) Mesela çeşitli siyasi partilerde, mesela MHP’de paldır küldür il başkanlıkları, teşkilatlar kapatılıyor. Ben ‘Biz burada yokuz’ diyor muyum? Veya bir başka partide kavga olduğunda, herhangi bir partide ‘Biz varız, yokuz…’ Bu açıklama ihtiyacı nereden doğmuş? Bal gibi içindeler, göbeğindeler. CHP’de ne yaşanıyorsa AK Parti yargı kolları ve Erdoğan’ın rızası, talimatı ya da onayı ile yapılmaktadır. Tam göbeğindeler.
- Millet de bunu gördüğü için, bunun Cumhuriyet Halk Partisi‘ne yapılan bir siyasi operasyon olduğunu gördüğü için dün grup toplantısında 23 dakika ‘Biz bu işin içinde yokuz’ diye anlatıyor. Ömer Çelik çıkıyor… Tayyip Erdoğan bu işin tam göbeğindedir. Mesele Tayyip Erdoğan ile millet arasındadır.
- (Yeni parti veya mevcut bir başka parti olabilir. ‘Belli ki kurultay yapılmayacak’ diye çok mesaj var. Bu konuda B, C planı gibi, daha hızlı davranmak gerektiği düşüncesine katılır mısınız?) “Katılmam. Bu parti öyle kolay kolay terk edilecek, bırakılacak bir parti değil. O yüzden biz onların planı doğrultusunda güya bu partiyi bırakacağız. Bakın, bırakmayacağımızı gördükleri için dokuz arkadaşımızı partiden atmaya çalışıyorlar usulsüz şekilde. Sonra da yargının önüne atmaya çalışıyorlar. Böyle akıl almaz bir durumla karşı karşıyayız. Sonunda onlar başarırsa parti kaybedecek ama esas Türkiye kaybedecek.
- Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu seferki seçim planı; yönetime elden bırakmamak için kendisini yenecek partiyi adaysız bırakmak, kurumsuz bırakmak, lidersiz bırakma stratejisi. Adaysız bırakma; 19 Mart‘ta ilk adımını attılar, Ekrem Başkan üzerinden. Partiye şimdi butlan atadılar. Genel Başkanı’nı hedef alıyorlar, lidersiz bırakacaklar. Ki bu lider kendini partiye aday olarak dayatan değil, ‘En doğru adayı seçeceğim’ diyen lider.
- Benim AK Parti’de yarattığım en büyük rahatsızlık bu. Onlar biliyorlar ki Özgür Özel partinin başındaysa kim kazanacaksa onun adaylaşmasına çalışır. Çünkü Özgür Özel’in kendi ile ilgili hırsı ve hevesi yok. Benim bütün hırsım ve hevesim, partiyi iktidar yapan Genel Başkan olma onuruna ulaşmak ve ondan sonra hiçbir beklentim yok. Yeter, daha fazla nesini isteyeceksin?
- (‘Özgür Özel’i veya Mansur Yavaş’ı aday gösterebiliriz, de’ dediler Kemal Bey’e yakın isme.) Mansur Bey ilk günden samimi, dürüst ve değerli bir tutum aldı. Dedi ki ‘Ya bu butlan olmaz.’ Aslında Mansur Bey bunu geçmişte de söyledi. Çok haberleşince çok üstüne gitmemişti. Dedi ki ‘Ben böyle butlanla, mutlanla olursa siyaseti bile bırakırım.’ Hep söylüyor, söylemeye de devam ediyor. Mansur Bey diyor ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi bölünmemelidir.’ Bakın bu da çok kıymetli bir yaklaşım. Şimdi bunlar ‘Mansur Bey’i de yaparız, Özgür Bey’i de yaparız.’ Bakın ben açık söyleyeyim. Bana değil adaylık, Cumhurbaşkanlığı’nın tapusunu verseler ben böyle bir ilkesizlik üzerinden, kendimle ilgili bir al-ver’e girmem. Beni kendileriyle karıştırıyorlar. Ben zaten bunu yapacak olsaydım bana yıllarca konforlu bir muhalefet liderliği koltuğu teklif ettiler. Ya da onlar gibi gider AK Parti ile anlaşır, koalisyon ortağı olur, bakanlıklar alır, bilmem ne falan yapabilirdik. Ama kardeşim biz bunu yaparsak bize umut bağlayan bu kadar insanın, yollarda bizi bekleyen 80 yaşında teyzesinden görünce heyecandan selfie’sini çektiremeyen, eli titreyen 15 yaşında gencine kadar bu kadar insanın umutlarını ben nasıl perişan ederim ya.
- (19 Mart’tan sonra Kemal Bey’in Ekrem Bey’e gidip ‘Özgür Özer’i aramızdan çıkaralım, birlikte hareket edelim’ dediği yalanlandı mı?) “Tabii doğrudan Kemal Bey değil ama onun adına gidip gelen bir çok kişi ilk önce bana geldiler. Defalarca, hatta yani ‘Yapmadık’ desinler isimle, cisimle de söyleyelim. Bana gelip dediler ki ‘Kemal Bey’i destekleyen 500’ün üzerinde delege var. 1 Nisan’dan sonra bir kurultay yapalım. Ekrem Bey’in ekibini tasfiye edelim, biz birlikte iktidar olalım. Sen de güçlü otur.’ ‘Ben’ dedim, ‘Güçlü oturuyorum.’ ‘Yok, Ekrem’in gölgesi…’ ‘Benim üzerime hiçbir şeyin gölgesi düşmez. Çünkü benim bu ülkede seçim kazanacak adayı göstermek dışında bir stratejim yok kardeşim’ dedim. ‘1 Nisan’dan sonra.’ ‘1 Nisan’dan sonra zafer var’ dedim. ‘Hayır, her yer gidiyor. Falan, filan.’
- Ne beklentiler… Aynı tekliflerin Ekrem Başkan’a da ‘Gel bir olalım, Özgür‘den kurtulalım’ diye gittiğini… Kendilerine yer arıyor bunlar. Bunların ilkesi milkesi olsa… Kendine yer arıyor bunlar. Ben şimdi ‘Kemal Bey’in kendi şahsından böyle bir şey duydum’ diyemem. Ama ‘Kemal Bey adına geliyoruz’ diye, şimdi de yanında olanlar, önce bana gelip ‘Biz birlikte olalım, Ekrem‘i atalım…’ Sonra Ekrem Bey’e gidip ‘Gel beraber olalım, Özgür’ü atalım.’ Peki burada ilke nerede? Ekrem kirliyse Ekrem’le ne işin var? Özgür kirliyse Özgür’le ne işin var? Ama sen kendine bir yer arıyorsun iki tarafa da aynı teklif yaparak. Bizi birbirimize düşürmek için neler yaptılar.
- Şu anda dimdik içeride duran belediye başkanlarımıza gidip de şunları söylediler yahu; ‘Kurultay ile ilgili bir ifade ver. Mutlak butlan gelsin, biz seni içeriden çıkaracağız.’ Yahu bir CHP’li nasıl söyler böyle bir şeyi? Kimsenin inkar etmeyeceği, şahitlerinin de hayatta olduğu ve kendilerinin de açıkça bu işin içinde olduğu, sürükledikleri… Bize hapisteki belediye başkanı söylüyor; ‘Önce şu avukat geldi, sonra şu milletvekili geldi. O milletvekili bunu söyledi. Kovdum. Şunu söyledim, bunu söyledim.’ Yani ben bu utanç şeyleri hep duydum duydum, hep sustum.
- (Yeni parti için fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini söyleyenler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?) Şimdi ben şunu söyleyeyim. Temel motivasyonumuz zaten partiden ayrılmak değil. Bir kere bunu söylemem lazım. Tarihin doğru tarafında yer almak, sokağın sesini duymak, seçmenin duygusunu doğru okumak. O konuda bana güvensinler. Yani ben insanların umudunu kıracak bir yanlışın içinde olmam veya onların umut ettiği bir şeyi yapmam gerektiğinde ondan geri durmam. Ama bu mesele hem bu konuda en son, en son ve en adam partiden atıyor şimdi yani bu dokuz arkadaşı ne yapacağız? İnşallah mahkemeyle dönecekler. Tedbir taleplerine başvuracağız, önce YDK’ya başvuracağız, bilmem ne. Bir şekilde döndürmeye çalışacağız. Ama böyle çaresiz kaldığımız noktada yapmamız gerekeni yaparız ama temel motivasyonumuz bir parti kurmak falan değil bizim. Temel motivasyonumuz partimizi geri almak. Partimizi geri almak, ülkemizi geri almak. Öyle bakıyorum.”
