Özgür Özel: “Erken seçimi istiyorum ama beklemiyorum”

CHP lideri Özgür Özel, erken seçim istediğini ancak iktidarın böyle bir adım atacağını düşünmediğini söyledi. Özel, “Erken seçimi istiyorum ama beklemiyorum. Çünkü bu şartlar altında yapılacak bir seçimi Erdoğan kaybedecek. Daha sonra yapılacak bir seçimi bence daha fena kaybedecek. Anket sonuçları (ortada), sahada gördüğümüz insanların gözünden ateş fışkırıyor.” dedi. Özel, AKP’nin dış politikasını ise şu sözlerle eleştirdi: “Erdoğan, ‘Ben bilirim’ diyor. Böyle iş yapana daha çok sesi çıkan biri (Trump) ‘Ben bilirim’ deyince, ‘Sen bilirsin’ demeye başlıyor. Sorunumuz, Erdoğan’ın Trump’a ‘Sen bilirsin’ diyor olması. O yüzden hazırlıksız, öngörüsüz, kötü, acemice yönetilen bir sürecin içindeyiz.”

CHP lideri Özgür Özel, Cumhuriyet gazetesinin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. İşte o sorular ve cevaplar:

İBB Davası’nda ilk hafta geride kaldı. Gerilimler yaşandı, yasaklar oldu. Duruşmanın ilk haftasını nasıl değerlendirirsiniz?

Davada böyle bir ortamı bekliyordum. Ama ortamı yaşayınca çok ağrıma gitti. Adalet arıyorsunuz. Dışarıdan duyanın kulağını tırmalayacak iddialar var, arkadaşlar bir yıldır yargılanmayı bekliyor. Aylardır zulmedilen insanlar orada… İlk dakikadan cübbesini koltuğunun yanında giyen, ‘Ekrem otur, Ekrem kalk’ diyen bir tavır, adaletten yana bir bakış görmeyince bu beni psikolojik olarak olumsuz etkiledi.

Orada insanların yakınlarına bile el sallamasının engellenir hale geldiği bir durum oluştu. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Tayyip Erdoğan da aynı suçlamalarla karşılaştı, yargılandı. Hapse girmesi gerektiğinde telefonla davet edilene kadar belediye başkanlığı görevini sürdürdü. Şimdi tutuksuz yargılamayı terk edip, olmayacak bir sebepten tutukluluk kararı verilmiş. Bu sırada İmamoğlu’nun resmini panolardan indiriyorlar. Hatta resmiyle miting meydanına giren gençleri engellemeye çalışıyorlar. Bunu yapan kafa ‘El sallayamazsın’ diyor. Düşman hukuku uyguluyorlar.

Çözüm süreci komisyonunun raporu açıklandıktan sonra CHP, raporun giriş bölümüyle ilgili sorunlu bir dil olduğundan söz etti. Bu bir çekince midir? CHP rapora nasıl bakıyor?

Bu bir uzlaşı metni. Uzlaşı metni ortak katların en küçüğüdür. Tüm partilerin önem verdiği hususların içinde yer alması için uzun uzun çalışıldı. Giriş kısımlarında fahiş rahatsız edici şeyler olduğunda itiraz ettik. Esas ağırlığımızı yedinci bölüme verdik. Giriş kısmı bir kere okunacak ama yedinci bölümün satır satır uygulanması gerekiyor. Biz olmasak yedinci bölüm olmayacaktı. Komisyon adında ‘demokratikleşme’ olmayacaktı. Giriş kısımlarındaki dili biz yazsak öyle yazmazdık. Biz raporda esas teknik kısımların, yapılması gereken demokratikleşme adımlarına önem veriyoruz. Yoksa giriş kısmı biz yazsak kullanacağımız, benim kullanacağım ifadeler değil. Ama yasamaya yönelik kısım kıymetli.

ABD kasım ayında seçime gidiyor. Trump’ın burada ‘topal ördek’ olması muhtemel gözüküyor. Ona yönelik Türkiye’de bir erken seçim, ekim ayında olacak bir seçim bekler misiniz?

Erken seçimi istiyorum ama beklemiyorum. Çünkü bu şartlar altında yapılacak bir seçimi Erdoğan kaybedecek. Daha sonra yapılacak bir seçimi bence daha fena kaybedecek. Trump’ın seçim kaybetmesi, Trump’a kendini angaje eden, meşruiyeti ondan alan Erdoğan açısından psikolojik olarak bir kayıp olacak. Şu an yapılacak bir seçimi kazanıyor olsa erken seçim yapar ama kazanamıyor gözüktüğü için 2027’nin sonbaharında planladıkları bir seçime gideceklerini düşünüyorum. Hatta orada da kaybediyorsa, zamanında bir seçim yapıp, Erdoğan aday olmaksızın kendi kaybetmek yerine bir başka adayla kaybedebileceklerini öngörüyorum. Kazanacak durumda olsa bir baskın seçim beklerim. Ama bugün seçmen davranışları, anket sonuçları, sahada gördüğümüz insanların gözünden ateş fışkırıyor.

Ortadoğu’da devam eden ABD, İsrail-İran savaşını nasıl değerlendirirsiniz? Türkiye’nin bu süreçteki tavrını nasıl buluyorsunuz?

İran meselesine ilkeli bir yerden karşı çıkmak lazım. Venezüella’da olduğu gibi. İran’ın demokratik yönetilmesini en çok biz istiyoruz ama burada Trump ve Netenyahu’nun dünyaya dikte etmeye çalıştıkları yeni bir düzen var. ‘İstediğimiz lidere, ülkeye saldırırız. Ülkeleri istediğimiz kişilere yönettiririz’ diyorlar. Buna karşı çıkmak lazım.

Bugün hükümetin yaptığı en büyük yanlış burada. Belki bu tutumu kendi yararına görüyorlar ve ‘Trump Türkiye’de de beni istiyor’ diyorlar. ‘Trump’ın yeni dünya düzeni iktidarımı kalıcılaştırır’ diye düşünüyorlar. Birleşmiş Milletler fikrine sahip bir ülke Türkiye. Üçüncü Dünya Savaşı olmasın diyen bir düzene katkı veriyor. Bu düzenin en önemli savunucusu olması gerekirken şimdi bunu terk ediyor.

Ben Erdoğan karşıtlığı üzerinden tutumunu eleştirmem. Türkiye; Ukrayna-Rusya savaşında taraf olmamalıydı, olmadı. İran’daki tutumunu doğru bulsam söylerim. Ama bugün söylenmesi gereken: ‘Bu dayattığınız yeni dünya düzeni doğru bir düzen değil, uluslararası hukuk olmadan olmaz.’

Bunun yanında İran’ın parçalanma planları, rejimin değiştirilmeye çalışılması… İran’da bir istikrarsızlık en çok bize zarar verir. Yeni bir göç dalgası Türkiye’nin kabul edebileceği bir şey değil. Modern dünya ile Türkiye doğru bir pozisyona geçebilse hem İran’ı demokrasiye hem de ABD’yi uluslararası hukuka davet edecek verimli bir diyalog içinde olabilir. Ama maalesef bir Trump’a tabiyet ve Netenyahu ile kayıkçı kavgası dışında bir şey görmüyorum.

Savaşın ekonomik etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda sorumlu bir muhalefet olarak uyarılar yaptık. Az daha brent petroldeki fiyat artışını pompaya yansıtıyorlardı. Şimdi dörtte biri yansıyor, o bile enflasyonist sonuçlar çıkaracak. Bence eşel mobil sistemini dörtte dört uygulamak lazımdı. Tamamını ÖTV’den karşılamak lazımdı. Bütün zammı yansıtsa her şeye zam gelecek ve Türkiye’de gelen zammın gittiği nerede görülmüş?

Gübre meselesinde yaşananlar büyük öngörüsüzlük. Hürmüz Boğazı’yla ilgili ne olacağını Genel Başkan Yardımcımız Yankı Bağcıoğlu söyledi. Yani yetersiz ve hazırlıksız bir durum var. Dış politikada zaten ‘monşerler’ diyerek reddettiği bir bakış var.

‘Ben bilirim’ diyor. ‘Ben bilirim’ diye iş yapana daha çok sesi çıkan biri ‘Ben bilirim’ deyince, ‘Sen bilirsin’ demeye başlıyor. Sorunumuz, Erdoğan’ın Trump’a ‘Sen bilirsin’ diyor olması. O yüzden hazırlıksız, öngörüsüz, kötü, acemice yönetilen bir sürecin içindeyiz.

1 Yorum

  1. Sayın Özel, çok özel. Kılıçdaroğlu’ndan bile özel bu Özel. Adam açık açık: “Erdoğan bir daha seçilsin” demiş.
    Erdoğan: “İşte böyle gel”, AKP’ciler “kendiniz kaşındınız” demez mi? Kanuna uygun şekilde kısa bir süre kala yeniler yeniden seçilmez mi?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin