Özgür Özel, ‘ara seçim’ talebini yineledi: “55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir!”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ‘ara’ seçim talebini bir kez daha yineledi. İktidarın sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korktuğunu söyleyen Özel, “Korkmuyorsanız getirin seçim sandığını. Sandığı koyun millet karar versin; biz hırsız mıyız yoksa siz iftiracı mısınız?” ifadelerini kullandı. İktidara seslenen Özel, “Açıkça söylüyorum; ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir.” dedi. Özgür Özel’in Gülistan Doku dosyasıyla ilgili hiçbir değerlendirmede bulunmaması dikkat çekti. 

Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada ‘Ortadoğu’da işe yarayan tek modelin monarşi olduğunu’ savunmasına değinen Özel, Barrack’ın “hadsiz” açıklamalarda bulunmaya devam ettiğini söyledi. Trump’ın yeni bir düzen kurma amacında olduğunu söyleyen Özel, “‘Bu topraklarda güçlü lider monarşisi lazım’ denince susanlara söylüyorum; Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor. Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan… Nerede onlara yarayacak model varsa birbirlerinden öğrenip, demokrasileri gerileterek, halk yerine zümreleri koyarak, halkları yoksullaştıran yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar. Onlar Trump ile, Trump’ın desteklediği Netanyahu ile aynı saftalar; biz Gazze ile, Brezilya’da Lula ile İspanya’da Sanchez ile dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız.” dedi. Geçen hafta yaşanan okul saldırılarına da değinen Özel, bunların münferit saldırılar olmadığını vurguladı.

Özgür Özel’in açıklamalarının önemli bölümleri şöyle:

  • Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılar maalesef münferit olaylar değil. Bu durum yıllardır biriken bir ihmalin, devletin eğitim ve sosyal politika alanlarındaki çöküşünün çok açık bir yansıması.
  • Bu Bakan döneminde okullarda tam 45 şiddet olayı gerçekleşti. Biz son ikisini hatırlıyoruz. Onu konuşuyoruz. Acı büyük olunca sanki şimdi başladı gibi düşünüyoruz. Oysa bu Bakanın döneminde sadece; 6 öğretmen, 11 öğrenci, 2 okul çalışanı ve bir veli olmak üzere toplam 20 kişi 45 şiddet olayında hayatını kaybetti. Yusuf Tekin daha 2 Mart’ta Fatma Nur öğretmen cinayetinden sonra ‘Okullarda güvenlik tedbirleri artacak’ demişti. Ancak hiçbir tedbir alınmadığı en acı şekilde deneyimlendi.
  •  37 OECD ülkesi içinde çocuk yoksulluğunda ikinci sıradayız. Bir sosyal çöküş yaşıyoruz. Bu çöküş; yönetimdeki liyakatsizlikten, özgürlükleri kısıtlayan baskıcı yönetim anlayışından, gelirde, vergide, sosyal hayatta, mahkemelerde yaşanan adaletsizliklerden ve her gün derinleşen ekonomik krizden bağımsız değildir. Uyuşturucu belasının ülkemizi bu kadar sarması, sokaklarda kol gezen çetelere engel olunmaması bunlarla ilgilidir.
  • Sorumluluğu dizilere, filmlere atıp kurtulamazsınız. Bu ülkeyi 24 yıldır tüm yönleriyle, tüm yetkinizle, hiçbir mazeretiniz olmaksızın siz yönetiyorsunuz. Yönetimdeki çürüme, bir sosyal kriz olarak karşımızdadır, bir vakadır. Bugün Sayın Bahçeli’nin, Erdoğan’ın yaptıkları tespitler dahi bir krize, bir çürümüşlüğe, bir boşvermişliğe, bir baştan çıkışa işaret etmektedir.
  • Hal böyleyken 24 yıldır ülkeyi yönetenler ve onları destekleyenler neden şikayet ediyorsunuz? Hangi yeni başlangıcı tarif ediyorsunuz? Bugüne kadar liyakatli kadrolarımız bu konuda en doğru tespitleri, önerileri yaptı. Yapılması gereken ilk şey Türkiye’yi bu yozlaşmadan kurtarmak, hukukun üstünlüğünü, özgürlükçü demokrasiyi, her alanda sarsılmaz bir adaleti inşa etmektir. Yapılması gereken ilk şey bu ülkeyi herkesin güven duyacağı bir adaletle ve liyakatle, güçlü kurumlar ve kurallarla yönetecek, buna azmetmiş, modern bir yönetim anlayışını iktidara getirmektir. Bizim topluma en büyük vaadimiz budur.
  • Bu sosyal çöküş en büyük nedenlerinden biri de 2018’den bu yana artık kronik hale gelen ekonomik kriz. Türkiye tarihinde ilk defa gelir adaletsizliğinde ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisidir. Bunun içinde Avrupa Birliği’ne üye olan ülkeler olduğu gibi olmayan ülkeler de dahildir. Bir tarafta mutfak tüpüne özel tüketim vergisi ödeyenler, bir tarafta pırlanta koleksiyonuna tek kuruş özel tüketim vergisi ödemeyenler vardır. Bir tarafta 28 bin lira asgari ücretle bir ay geçinenler, diğer tarafta bu 28 bin lirayı bir öğlen yemeğinde ‘pos’tan çektirenler vardır. Bir tarafta ömür boyunca çalışsa bir ev alamayanlar, diğer tarafta tapuları üst üste konulduğunda boyunu aşanlar vardır.
  • Bu ülkede emekliler 20 bin lira en düşük emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar. Geçim falan kalmadı, yaşam mücadelesi veriyorlar. 17 milyon emekli var. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani eskiden 20 bin liraysa en düşük emekli maaşı, ortalama maaş 29 bin liraydı. 30 bin liraydı, 31 bin liraydı, yüzde 50’nin hemen üstünde ya da altında oluyordu. Şimdi en düşük maaş 20 bin lira, kola kutusu gibi ezilmiş emekliler.
  • Tabi bunlar erken seçimden kaçınca bir sandık lazım bize. Koyalım milletin önüne duyursun sesini. Ki geçmişte de var örnekleri. Erken seçimin gelmesine vesile olsun. Anayasada açık hüküm var. Anayasa 78. ‘30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılır.’ İlk 30 ayda yapacaksan yüzde 5’lik boşluk aranır, sonra ara seçim yapılır. Buradan çok net söylüyorum, çok net.
  • Sayın Bahçeli erken seçime karşı olabilir, söyleyecek sözüm yok. ‘Erken seçime karşıyım’ diyebilir. Karşı olurlar, biz istemeye devam ederiz. Sandığa kavuşunca sözü millet söyler. Ama ara seçime karşı olunmaz. Ara seçime karşı olmak, anayasaya karşı çıkmaktır. Geçmişte Alparslan Türkeş’in kaçmadığı sandıktan, Devlet Bahçeli’nin sakınması doğru değildir. Süleyman Demirel’in, Turgut Özal’ın kaçmadığı sandıktan bugünkü Cumhurbaşkanı’nın kaçması milletin gözünden kaçmamaktır.
  • Biz ara seçimi bir zorunluluk olarak görüyoruz. Baktığınızda bizim için en dezavantajlı yerlerdedir. Ama millet bizden bu görevi beklemektedir. Şöyle diyorlar; ‘Efendim daha çok milletvekilinin istifasıyla yer boşalsın. Öyle yapın.’ Bugün oraya – buraya yazdırmışlar. Buna cesaret edemiyorlar. Açıkça söylüyorum Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, AK Parti’ye, onlar için yazan, çizenlere. Ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı tüm istifaları kabul edeceğinizi, orada çeşitli çakallıklarla ve bir takım numaralarla ara seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin; 30 değil, Türkiye’nin en geniş coğrafyasına ara seçim sandığı koymak için 50-55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir. Hodri meydan.
  • Buradan büyük bir özgüvenle söylüyoruz. Ara seçime de varız, genişletilmiş ara seçime de varız. Erken seçime dünden razıyız, bugünden hazırız biz. Hodri meydan, güvenen çıksın karşımıza. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Köy köy, kasaba kasaba, teker teker çalışacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Kurduğumuz ülkeyi 100 yıl sonra bir daha kurtaracağız. Hodri meydan. Korkmayan çıksın karşımıza. Var mısınız? Hepinizi saygı ile selamlıyorum. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin