CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, partinin grup toplantısında mahkeme kararıyla partinin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı. Kılıçdaroğlu’nun dün akşam katıldığı televizyon programındaki, “Aday gösterilirsem olabilir!” sözlerini hatırlatan Özel, “Görüyorum ki ‘Ben aday olmam, hiç olmadım, aday gösterilirsem olabilir falan lafları yeniden geri gelmiş… Tam zamanı! Sayın Kılıçdaroğlu… Size bu kürsüden sesleniyorum. Madem ki partilisin, madem ki bölünmek istemezsin, madem ki bölünme olursa AK Parti’ye yarayacak diyorsun. Sanki bölebilecekmiş gibi konuşuyorsun… Buradan açıkça söylüyorum; ister 1 milyon 950 bin üyemizle, ister istifa edenleri geri çağıralım 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığım 1,2 milyon üyemizle genel başkanlık yarışına girelim… Kaybeden CHP’yi salsın! Kaybeden siyaseti bıraksın. Sayın Kılıçdaroğlu! Çağrı yapıyorsun ya; çağrı yapıyorum… İkimiz yarışalım. 2 milyon üyeyle. Yüzde 90’nın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bu aziz milletin ve aziz emanetin önünde tarihi çağrımı yapıyorum; 2 milyon üyeyle yarışalım, yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Özgür Özel’in konuşmasından bazı bölümler şöyle:
- Ülkemizdeki en büyük ve en temel sorun elbette adaletsizlik. Bu adaletsizlik sadece mahkemelerle sınırlı değil. Adaletin terazisi bir bozulunca gelirde, vergideki büyük adaletsizlik vatandaşın en çok canını yakan konu haline geliyor. Eskiden ekonomik krizler yaşanıyordu. 1994 krizi, 2001 krizi… O yıl yaşanıyor, ya bitiyor ya sonraki yıl yaraları sarılmaya başlanıyordu. Ama 2018’den beri bitmeyen bir krizin içindeyiz. Tek adam rejimine geçildiği günden beri çoklu krizler ortamındayız. Birbirini tetikleyen krizler, birbirini takip eden krizler, bitmeyen krizler ve sonuç olarak %32’lik enflasyon oranıyla Avrupa’da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. %35’lik gıda enflasyonuyla Avrupa’da birinciyiz, dünyada beşinciyiz.
- Yoksulluk, işsizlik, gelir adaletsizliği, vergi adaletsizliği kategorilerinde ayrı ayrı Avrupa’da birinciyiz. Bunların hepsi resmi veriler. Ve Türkiye’de verginin %65’i zengin fakir ayırmayan, dünyanın en adaletsiz vergi sistemi olan dolaylı vergiyle, yani Türkiye’nin en zengin adamıyla en fakir adamının alışverişte aynı vergiyi ödediği dolaylı vergilerden toplanıyor.
- Şimdi, şunu bir görelim. Bir yandan da ‘Efendim, yeni parti kurulur mu? Efendim kurulmasın, nereye gidiyorsunuz, niye gidiyorsunuz?’ anlayamadım. Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de, değil de yeni partiyi sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip, partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor yeni partiyi. Böyle soruyor, böyle. Kolumu çimdikliyor ‘yeni parti’ diye.
- Yeni partiyi, nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, ‘Alın terimin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım’ diyenler arıyor. Yeni partiyi ‘Bu ülkenin artık bu ülkede yaşayamayacağım, dünyanın başka bir tarafına gideceğim’ diyen gençler soruyor yeni partiyi. Ondan sonra diyor ki ‘Anlamadım, niye yeni parti diyorsun?’
- Hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, 6 yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın; eline verilen delege ki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil, sana vermiş. Ya insan bundan bir şey anlar ya. O seçimde “iradesi sakatlandı” dediğin seçimde sana oy veren 500 delege imza vermiş ‘Gel, kurultayı yenileyelim’ diye, ona yok.
- Bu kurultayda 1333 delege, tarihin en yüksek oyuyla oyunu kaybetmemeye yemin etmiş, kazanan CHP’nin iktidar yürüyüşüne vermiş; ‘Ben kurultay yapmayacağım. Yaparsam eylülde başlayacak, nisana kadar sallayacağım. Erken seçim olursa AK Parti’ye böyle yakalanacağım. Bütün umutları kaybettireceğim’. Ondan sonra ‘Ya niye yeni parti, niye konuşuluyor, hiç anlamıyorum.’ Millet anlıyor niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arıyor!
- Ömrüm boyunca, kendimden önce görev yapan genel başkanlarla konuşurken düğmem açık konuşmadım. Adlarını alıp bir kere kötü kelime söylemedim. ‘Benden önceki genel başkan demediğini bırakmadı; olsun, o beni eleştirir, onun hukuku bana emanet’ dedim. Şimdi buradan söylüyorum: 2023’te yapılmış seçim için, 2025’te seçilmiş il başkanlarını görevden alıyorsunuz. 60 tanesi sizin döneminizin il başkanı. Niçin seçilmiş CHP’ye saygı duyuyorsun, atanmış benle yürümüyorsun diye bu partinin evlatlarını kıyıyorsunuz, partiden atıyorsunuz? En sonunda da dönüp dolaşıp, ‘Öyle yapamam, böyle yapamam’ diyorsunuz.
- Giderken 1 milyon 250 bin üye vardı, 2 milyona çıkardık Allah’a şükür. Etmeyin, istifa dediniz; maalesef 50 bini istifa etmiş, 1 milyon 950 bin üyemiz var. Ve görüyorum ki, ‘Ben aday olmam, hiç olmadım, aday gösterilirsem olabilir’ falan lafları yeniden geri gelmiş. Tam zamanı! İlk kez, Sayın Kılıçdaroğlu, size bu kürsüden, bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz; ben orada oturdum, orada oturdum, burada oturdum. Alay ediyorlar benle, ‘Aday oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm.’
- Bu kürsüden, ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, son sahibi ne benim ne sensin! Madem ki partilisin, mademki bölünmek istemezsin, mademki ‘Bölünme olursa AK Parti’ye yarayacak’ diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun; buradan açıkça söylüyorum, açık açık! İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle; ikimiz, tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP’yi salsın! CHP’yi salsın! Kaybeden siyaseti bıraksın! Sayın Kılıçdaroğlu! Çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum! İkimiz yarışalım 2 milyon üyeyle! %90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum!”
