OySA Güler Hanım…

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Sakıp Sabancı hayatta iken onun gıyabında şehir efsanesi gibi anlatılırdı. Türkiye’de sonunda “sa” eki olan ne varsa Sakıp Ağa’ya aitti.

Sabancı’nın yükselme dönemini anlatan mübalağalı bir ifade olsa da hakikatte o teşbih Çukurovalı sanayi devinin halkın gönlündeki karşılığıydı.

HAKİKİ BİR YERLİYDİ

Bugünkü gibi “yerli ve millî” lafazanlığının icat olunmadığı dönemlerin hakiki yerlilerinden biriydi Sabancı

Sakıp Ağa, 10 Nisan 2004’te vefat ettiğinde geride bankacılıktan otomotive, enerjiden perakendeye kadar pek çok sektörde liderliği ele geçirmiş büyük bir imparatorluk bırakmıştı.

Halefi ise zannedildiği gibi erkek kardeşleri Erol Sabancı ya da Şevket Sabancı olmamıştı.

Sakıp Ağa’nın üç yaş büyük ağabeyi olan ve 1979 yılında 49 yaşındaki iken vefat eden İhsan Sabancı’nın kızı Güler Sabancı dümene geçmişti.

GÜLER SABANCI’NIN İLK ZAMANLARI

Güler Hanım ilk yıllarda siyasetten uzak durdu. O kadar uzak durdu ki Sabancı haberlerinde kullanılacak fotoğrafı bile yoktu gazete arşivlerinde.

Yakın çevresine medyatik olmak istemediğini söylüyordu. Kendisinden beklenmedik bir şekilde Sabancı imparatorluğunun sınırlarını yeni satın aldığı şirketlerle genişletti. İyi bir ekip teşkil etti ve işine odaklandı.

Ta ki 24 Haziran 2018’e kadar… O tarihte Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan “tek adam” makamına çıkmış ve oyunun kuralları değişmişti.

Sermaye ya hizaya gelecek ya da…

İCAZET ALMAYANLARA HAYAT HAKKI TANINMADI

Artık Saray’dan icazet almadan iş yapılamıyordu. Erdoğan her şirketin tabiî ortağıydı. Kendisi zaten memleketi anonim şirket gibi idare ediyordu.

İpek, Boydak ve Nakipoğlu gibi Saray’a boyun eğmemiş ailelerin bütün mal varlığı hukuk hiçe sayılarak alenen gasp ediliyordu.

Hacı Boydak, Tekin İpek, Cahit Nakipoğlu gibi aile fertleri hapse atılıyordu. Suçları olmasa da ferman Saray’dan gelmişti.

Anadolu sermayesinin en başarılı numuneleri hoyrat bir el tarafından sökülüp atılıyordu.

Bu aileler bir nevi geride kalanları hizaya getirmek namına ibret-i âlem için seçilmiş kurbanlardı.

KORKTU VE SARAY GEMİSİNE ATLADI

Güler Hanım, Boydakların başına gelenler karşısında korktuğunu saklamıyordu: “Onlara bunu yapan bize ne yapmaz!”

Kendince bir karar verdi ve hiç tereddüt etmeden Saray’ın gemisine atladı. Atlamakla iktifa etmedi. “Padişahım çok yaşa!” diye nara atanların en ön safında yerini aldı.

11 Ağustos 2018’de İstanbul Dolmabahçe’de Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nin önünde çiçeği burnunda Hazine Bakanı Berat Albayrak’a dizdiği methiyeler hâlâ hafızalarda.

BERAT ALBAYRAK İÇİN NELER SÖYLEDİ NELER?

Güler Hanım o gün kameraların önünde kollarını havaya kaldırırak hayli iddialı sözler sarfetmişti.

Şu sözler Güler Sabancı’nın 11 Ağustos’ta Dolmabahçe’de verdiği nutuktan:

“Sayın Bakanımızı (Berat Albayrak) Enerji Bakanlığı’ndan tanırız. Söylediğini yapan bir kişidir. Gerçekleştirmiştir. Başarılı bir Enerji Bakanlığı yapmıştır.

Bugün de bize orta ve uzun vadede yeni dönemin dönüşüm döneminin neler yapılacağının ana hatlarıyla verdi.

İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde eylül başında orta vadeli program çıktığında hepimiz daha fazla detaylara hâkim olacağız.

Ancak duyduğumuz orta ve uzun vadeli planın ön hatları bakanımızın geçmişini de bildiğim için yaşadığımız için Enerji Bakanlığı’nda tek tek uygulanacağına ve Türkiye’nin, ülkemizin hak ettiği dönüşümü gerçekleştireceğine olan inancımız tamamdır.”

GÜYA TÜRKİYE KRİZDEN ÇIKACAKTI

Güler Hanım bugün o görüntüleri seyrederken ne hissediyor? bilmiyorum. Amma velâkin Türkiye o günden daha beter bir krize düçar oldu.

Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak her iki ayda bir paket açıklasa da söylediklerine sadece kendisini inandırabildi.

Ne orta vadeli program hedefleri ne de bütçe kaldı. Her şey tarumar. Kriz artık holdinglerin kapısına dayandı.

Güler Hanım son dönemde Albayrak’ın sunum yaptığı toplantılara mazeret beyan ederek icabet etmiyordu. Zira artık kendi krizi ile meşguldü.

Güler Hanım’ın gazetecilerin önünde krize dair tek kelime etmemesine mukabil kendi bünyesinde kriz alarmı verdiğine ve sadece Akbank’tan 1.000’e yakın kişiyi sessiz sedasız işten çıkardığına 26 Nisan’da (http://tr724.wpengine.com/koc-ve-sabancinin-soyleyemedigi-kriz/) dikkat çekmiştim.

DEDE YADİGÂRI TEMSA’YI HARAÇ MEZAT SATTI

Güler Hanım’ın kimselere diyemediği kriz öyle bir safhaya geldi ki 30 Mayıs’ta dedesi Hacı Sabancı’nın yadigârı TEMSA’yı haraç mezat elden çıkardı.

Baba ocağı Adana’da 1968 senesinde temeli atılan TEMSA’da otobüs, midibüs ve hafif kamyon imalatı yapılıyordu.

O tesis bir senedir mali krizle boğuşuyordu. Evvela imalata 6 hafta ara verildi. İşçilerin maaşları İşsizlik Fonu’na yıkıldı. Kredi için bankaların kapısı aşındırıldı. Borçlar dağ gibi yığıldı.

Hiçbir adım netice vermeyince TEMSA, İsviçre merkezli True Value Capital Partner’s isimli fona 182,7 milyon TL (30 milyon dolar) mukabili satıldı.

6 SENE EVVEL 500 MİLYON DOLARA SATMAMIŞTI

Satış mukavelesine göre 825 milyon TL şirket değeri üzerinden borçlar düşüldükten sonra 375 milyon TL hisse değeri tespit edildi. Sabancı ailesi TEMSA’da kalan hisseler için 182,7 milyon TL alacak.

2013 senesinde aynı TEMSA için 500 milyon dolar (mevcut kur üzerinden 3 milyar TL) teklifi geldiğinde elinin tersi ile iten Güler Hanım 2019’da TEMSA’yı arsa bedelinin bile beşte biri fiyatına yabancılara sattı.

Başka çaresi de yoktu. TEMSA iflas etseydi daha ağır bir bedel ödeyecekti. Güler Hanım TEMSA’nın iflas haberinin tesiri ile yangının diğer şirketlere sıçramasından endişe ediyordu.

TEKNOSA DA FİİLEN BATIK!

Her ne kadar elektronik market zinciri TEKNOSA’nın malî tablolarının TEMSA’dan pek farkı kalmasa da Güler Hanım şimdilik iki batıktan birini sattı, kurtuldu.

Hacı dedesinin, Sakıp amcasının ve babasının hatırası TEMSA’ya sahip çıkamadığı için müteessir olsa da ayakta kalmak için başka çaresi yoktu.

Hazin olduğu kadar da ibret verici: Büyük lokma ye, büyük söz söyleme!

Niçin böyle oldu? Hani Berat Albayrak dediğine yapardı? Hani Türkiye uçuşa geçmişti? Hani hukuk devleti işliyordu?

OySA Güler Hanım…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin