Oynatmaya az kaldı, doktorum nerde?

YORUM | BÜLENT KORUCU

Bakmayın öyle dediğime, şarkının akışını değiştirmek istemedim; yoksa oynatalı çok oldu. ‘Doktorum nerde?’ ifadesi de epey riskli aslında! KHK’lı doktorların özel hastanelerde bile çalışmasının suç kapsamına alındığı ortamda hem doktoru hem de kendimi okkanın altına atmış olabilirim.

Kalp cerrahının ameliyat yapmasını örgütsel faaliyet görüp yasaklamaya kalkan kafa, pekala hasta doktor ilişkisini de örgüt kapsamına sokabilir. Olmadı mı sanıyorsunuz, iddianame ve karar diye kaleme alınan metinlere bakın yanıldığınızı anlayın. 15 Temmuz’dan sonra kapatılan bir hastanede ameliyat olmuşsanız, kül yutmaz savcılar tarafından örgüt üyeliği ile suçlanmanız bir ihbara bakıyor.

Kanun hükmünde kararname ile işten atılan doktorların özel hastanelerde çalışmasını engelleyen kanun tasarısı yapay bir kıyamet kopardı. Samimi çabalarını bütün olaylarda gördüğümüz bir kaç vekil hariç, komisyonda gürültü çıkaranları acı bir tebessümle izliyorum. Demokrasicilik oyununun bir müddet daha sürmesine ve Erdoğan diktasının gölgelenmesine hizmet ettiği için var olmalarına izin verilen muhalefetimsi partiler çok heyecanlı. ‘Komisyonda aslanlar gibi direndik’ kafiyeli türküye yeni bölümler eklemekle meşguller. Benzer onlarca hukuksuz düzenleme gibi bu da kanunlaşacak; kahraman vekillerimiz yorgunluk kahvesi yudumlarken birbirlerine ‘iyi direndik ama’ tesellisi verecek. Kavuniçi renkli dana derisi koltuklarda oturup maaş almaya devam edecekler. Sonra Erdoğan kafasındaki yeni hamle için düğmeye basacak ve bu kısır döngü Erdoğan ‘tamam’ diyene kadar devam edecek. Ardından büyük kıyamet.

Sonuç alıcı girişim ve hamleler gelmemesi hoşnutsuzluğumun sebebi; yoksa elbette hiç yoktan iyidir. İnsan yine de sormadan edemiyor: Özel ders veren ya da etüt merkezi açan öğretmenler yakalanıp tutuklanıyor. Doktorlardan ne farkları var? Geçen dönem CHP milletvekillerinden Ceyhun İrgil, kapatılan kurumlarda çalışanların sosyal güvenlik sisteminde ‘kod 36’ verilerek fişlendiğini, böylece başka işlerde de çalışamadıklarını ortaya çıkardı. Yani kapatılan X hastanesinin aşçısı herhangi bir işyerinde sigortalı olarak çalışmak istediğinde sistem alarm veriyor ve işveren kapıyı gösteriyor. Aşçıların suçu TBMM’ye temsilcilerini sokamamak mı?

Erzurum’da onlarca milyonluk bir hastane yatırımı vardı. İnsanlar kalp başta olmak üzere önemli ameliyatları büyük şehirlere gitmek zorunda kalmadan olabiliyordu. Kapısına kilit vuruldu. ‘Bir hastane nasıl bir terör eylemi içinde olabilir, kalbini açtıkları insanların içine bomba mı yerleştirdiler?’ diye kimse sormadı. Onlarca hastaneye para yatıran insanların kimsesizliğinin mahcubiyetini duyan olacak mı?

‘FETÖ’cü diye tüp bebek merkezi kapatıldı, embriyolar kayboldu. Anneler embriyolarının peşine düştü, günlerce iz sürdü. Çok şükür sahibi Ermeni çıktı da embriyoların bir kısmı kurtuldu. Tutuklanmaktan korkmayan anneler gidip müstakbel yavrularına Koç Üniversitesi Hastanesinde kavuştu. Ya diğer hastanelerde tedavisi yarım kalanlar, hayalleri yıkılanlar ve hatta bu yüzden cezaevine gönderilenler?

Bu ülkede ‘F noktası ile G noktası arasındaki doğrusal çizgi’ ifadesi yüzünden binlerce kitap toplatılıp yakıldı. Işık sokağının ismi değiştirildi. Hadi sokağı hallettiniz, ışık hızına ne diyeceksiniz? Samanyolu galaksisinin ismini değiştirmeye gücünüz yetecek mi? Zamanı durdurabilecek misiniz? Semaya bakanları örgüt üyeliğinden toplayacak, ‘hayırlı sabahlar’ diyenleri şifreli haberleşme gerekçesiyle mahkum mu edeceksiniz?

Erdoğan hata yapıyor! Sadece psikiyatrları yok etmeye çalışsa anlarım; onları hedef alması için makul sebep var denilebilir. Kalp doktoru ya da göz uzmanından ne istiyor? Ben çözemedim.

Bu arada, piyasalar kötü gidiyor ama benden bir tüyo: parası olan huni işine girsin. Yakında talep patlaması olacak…

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin