Öteki şehir üniversitesi!

YORUM | Doç. Dr. MAHMUT AKPINAR

Bir üniversite politik rekabete malzeme yapılıyor. Öğrenciler, “Geleceğimizi karartmayın, psikolojimizi bozmayın!” diyor. Bu üniversitenin başarısı, kalitesi anlatılıyor. Aydınlar yapılanın vandallık olduğunu, iktidarın gücü kötüye kullanıldığını söylüyor. Konu twitterda hastag yapılıyor, trend topic oluyor.

Benim üniversiteme çok benziyor. Acaba o olabilir mi? Zira bu da 2009 yılında kurulmuş. Açılışında iktidardan etkili-yetkili kişiler fotoğraf karesine girmişler. TBMM’den onay almış, her türlü yasal sorumluluğu yerine getirmiş. Aynen benim üniversitem gibi hızla gelişmiş, uluslararası nitelik kazanmış, çok başarılara imza atmış. Ama sonra yine benim üniversitem gibi iktidarın hedefi haline gelmiş ve şeytanlaştırılmış Şehir Üniversitesi.

Benim üniversitem de benzer sayıda öğrenciye, fakülteye sahipti. O da bir şehir üniversitesiydi, ama Ankara’daydı. Bizim arsalar parası verilerek alınmıştı. Bir kamu bankasının garantörlüğü yoktu. Herşeyini hayırsever Ankara’lı esnaflar yaptılar. Şimdi onların çoğu bu nedenle hapiste. Dahası üniversiteye destek oldular diye mallarına el kondu.

Bu üniversite bizimki olamazdı. Çünkü O’nu Davutoğlu sahipleniyor. Oysa bizim üniversitenin kapatılma çalışmaları Davutoğlu başbakan iken başlamıştı. O’nun hükümeti habire müfettişler gönderiyordu bize. 15 Temmuz’dan önce de kayyım kontrolüne girmişti.

Bu üniversite bizimkisi olmaz; zira rektör beyanat veriyor. Oysa bizim rektörümüz, Prof. Dr. Abdulkadir Şengün tam 3.5 yıldır hapiste ve onu kimsenin gördüğü, hatırladığı yok!

Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdulkadir Şengün

Bu üniversitenin öğrencileri sosyal medyada organize olup üniversitelerini savunabiliyorlar. Bu bizimkisi olmaz. Zira bizim öğrenciler darmadağın edildi. Gittikleri yeni üniversitelerde damgalandılar, dışlandılar. Kaçı tutuklandı, kaçı sorgulandı, kaçı hapiste bilmiyorum. Benim üniversitemin Asyadan, Afrika’dan gelen yabancı öğrencilerine bile gözaltı yaptılar. Oturumlarını iptal etti, sınır dışı ettiler.

Bu ünivesite bizim olamaz, zira hocaları hala okullarında, ders veriyor. Anladığım kadarıyla ciddi mağduriyetleri de yok. Oysa bizim hocalar üniversiteye el konduktan sonra odalarına sokulmadılar. Diplomaları, değerli eşyaları, kitapları dahil hiçbir şeylerini almaya müsaade etmediler. Kitaplarını üniversiteden almaya giden öğretim üyesi herhangi bir gözaltı kararı olmadığı halde polis tarafından keyfi bicimde gözaltına alındı; 1 yıl sonra saldılar. Kaç akademisyen arkadaşım hapiste, kaçı işsiz güçsüz, aç, perişan haberim yok. Çünkü birbirimizi aramaktan korkar olduk. Beş dilde okuyan, yazan ve konuşan, Fransa doktoralı, Orta Asyalı bir akademisyen arkadaşım tatildeydi. Eşyalarını almaya, evini boşaltmaya geldiğinde oturumu olmasına rağmen ülkeye almadılar. Israr ederse terörden hapse atmakla tehdit ettiler. Hakkında bir soruşturma olmayan akademisyenler özel üniversitelere başvurduğunda: “YÖK’ün talimatı var. Kapatılan üniversitelerden akademisyen alamıyoruz” cevabıyla karşılaştırlar.

Şehir Üniversitesi’nin kütüphanelerinin, laboratuvarlarının boy boy resimleri yer alıyor sosyal medyada. Bu bizimki olamaz! Zira bizim herşeyimiz yağmalandı. Bilgisayarlar kayıp. Laboratuvarların akıbeti meçhul. Oldukça zengin, bağışlarla kurduğumuz kütüphanemiz talan edildi. Pek çok arkadaş okuttuğu ders kitaplarına, notlarına ulaşamadı.

2009 yılında iki elin parmaklarını aşmayan akademik kadro ve 4-5 idari personelle kuruldu benim Üniversitem. İnşaatın içinde, bir binanın bir kısmında, 3 bölüm 300 öğrenci ile başladık eğitime Turgut Özal’da. Denize veya göle nazır kampüsümüz yoktu. Lise olarak yapılmış bir binada başladı dersler. Ama yoğun bir çaba ve özveriyle kısa sürede Üniversite büyük başarılara imza attı.

Kapatılan emsalleri gibi Turgut Özal Üniversitesi de çok iyi bir kadro kurmuştu. ABD ve Avrupa doktoralı pek çok akademisyen ülkesine hizmet verme aşk ve heyecanıyla gelmişti bu üniversitelere. Hocalarımızın tamamı alanında seçkin ve nitelikliydi. Mesela Siyaset Bilimi ve UA İlişkiler bölümünde (ben hariç) nerdeyse bütün arkadaşlar Bilkent üniversitesini burslu bitirip bir batı üniversitesinde doktora yapmış fevkalade başarılı kişilerdi. Doktora programında öğrencilerle birlikte her yıl akademik bir kitap çıkarıyorduk. Mühendislik fakültesi hocaları ABD’nin en seçme üniversitelerin dönüp gelmişlerdi. Tıp ve Hukuk fakülteleri ilk binden öğrenci alıyordu. Üniversiteler arası basketbol liginde kısa sürede ilk üçe girmiştik. Bizim üniversite hastanesinde kendisi veya bir yakını tedavi olmayan bakan, milletvekili yoktur. Ama 40 yıllık bu hastaneyi bile (sonradan üniversiteye bağlanmıştı) bir KHK ile yok ettiler.

Binlerce başarılı okulu ve 15 üniversiteyi bir gecede kapattılar. Binlerce öğretmeni, akademisyeni kapı dışına koydu, yüzbinlerce öğrenciyi perişan ettiler. Şu sıralar: “çocukların psikolojisini bozmayın!”, “eğitim üzerinden hesaplaşmayın!”, “Üniversiteye haciz mi olur?” gibi sözler duyuyoruz. Sonuna kadar haklılar. Ama bir akademisyen, üniversite kurucusu Ahmet Davutoğlu kapatılan 15 Üniversite için hala tek kelam etmedi. Ülkede kimse: “Gidin hesabınızı darbecilerle görün! Üniversitelerle, okullarla ne alıp veremediğiniz var?” diyemedi.

Neden?

Çünkü onlar öteki şehirden!

Hala cadı avının diskurunu tekrar edenler çıkarabilir mi ülkeyi bu anafordan?

Kayseri’de, İzmir’de, Konya’da, Antep’te, Samsun’da.. devletin yok saydığı Diyarbakır’da Anadolunun sermayesiyle, Anadolunun yetişmiş beyinleriyle, Anadolu gençleri için üniversiteler açıldı. Ama siz onları ötekileştirdi, yok ettiniz!

Yeni ötekileştirilen bir üniversite olarak, öteki şehir üniversiteleri arasına hoşgeldin Şehir Üniversitesi! Umarım artık “öteki” kardeşlerini yok saymazsın! “Ama onlarda…” demeyi düşünüyorsan, bize “terörist” diyen Zat size de “soyguncu!”, “talancı!” dedi ve eşitlendik!

Benim üniversitem de bir şehir üniversitesiydi. Tıpkı İstanbul’da kurulan ve 28 Şubatçıların dahi kapatamadığı Fatih üniversitesi gibi. Bir işadamının tamamen kendi imkanlarıyla kurduğu İpek Üniversitesi gibi. Ama bu ülkede üniversite kurmanızın, eğitim çabanızın bir karşılığı yok! Eğer aynı mahalleden değilseniz sizi kimse görmüyor!

TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ

2009 Yılında Ankara Keçiören’de kurulan Üniversite’nin 2016 yılında 7000 öğrencisi, 394 akademik personeli, 517 idari 911 toplam personeli ve 4 ayrı kampüsü vardı. Tüm bölümlerin kontenjanlarında 100% doluluk vardı. 2 bayan, 2 erkek toplamda 400 kapasiteye sahip toplam 4 öğrenci yurdu vardı. 52 farklı ülkeden öğrenciye sahipti. 1 merkez hastane 5 poliklinik mevcuttu. Dünyanın bilim ve teknoloji üssü olarak kabul edilen MIT’nin sentetik biyoloji alanında International Genetically Engineered Machines (iGEM) adıyla 2003’den bu yana düzenlediği yarışmaya katılan Tıp fakültesi katıldığı tüm yarışlarda altın, gümüş ve bronz madalyalar almıştı. Her sene yurt dışından ve yurt içinden 1000 den fazla öğrencinin katıldığı 3 günlük Türkiye’nin en büyük Tıp Öğrenci kongresini organize ediyordu.

Fakülteler

Tıp Fakültesi

Hukuk Fakültesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Mühendislik Fakültesi

Yüksekokullar

Ankara Sağlık Yüksekokulu

Hemşirelik Yüksekokulu

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu

Meslek Yüksekokulu

Ankara Meslek Yüksekokulu

Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu

Enstitüler

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Fen Bilimleri Enstitüsü

Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Merkezler:

  • Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi
  • ESSAM (Ekonomik, Sosyal ve Siyasi Uygulama ve Araştırma Merkezi)
  • Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi
  • AKAM (Anayasa Kuramı Uygulama ve Araştırma Merkezi)
  • Turgut Özal Uygulama ve Araştırma Merkezi
  • Küresel ve Bölgesel Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi
  • Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi

Laboratuvarlar:

    • Yapay Zeka Araştırma Laboratuvarı
    • Yakıt Pili Araştırma Laboratuvarı
    • Akıllı Şebekeler Araştırma Laboratuvarı
    • İşaret İşleme Araştırma Laboratuvarı
    • Sayısal Görüntü İşleme Araştırma Laboratuvarı
    • Elektromanyetik Araştırma Laboratuvarı
    • Moleküler Tıp Araştırma Laboratuvarı

Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü

    1. Temel Elektronik Laboratuvarları
    2. Mikro İşlemciler Laboratuvarları
    3. Elektrik Makinaları Laboratuvarı
    4. Fizik Laboratuvarları
    5. Yakıt Pili ve Hibrit Sistemler Ar-Ge Laboratuvarı
    6. Akıllı Şebekeler Ar-Ge Laboratuvarı
    7. Robotik Laboratuvarı

Bilgisayar Mühendisliği Bölümü

  1. Bilgisayar Laboratuvarları
  2. Bilgisayar Ağları Laboratuvarı

İnşaat Mühendisliği Bölümü

  1. Zemin Ve Malzeme Laboratuvarı
  2. Kimya Laboratuvarı

Araştırma Uygulama Merkezleri:

Üniversitede 10 adet Uygulama ve Araştırma Merkezleri (UYGAR) bulunmaktaydı:

  1. Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi
  2. Turgut Özal Uygulama ve Araştırma Merkezi
  3. Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi
  4. Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi
  5. Ekonomik, Sosyal ve Siyasi Uygulama ve Araştırma Merkezi
  6. Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi
  7. Türkçe Öğrenimi Uygulama ve Araştırma Merkezi
  8. Anayasa Kuramı Uygulama ve Araştırma Merkezi
  9. Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi
  10. Küresel ve Bölgesel Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi

Gasp edilen ve kapatılan 15 üniversitenin malları ne oldu?

4 YORUMLAR

  1. “Yeni ötekileştirilen bir üniversite olarak, öteki şehir üniversiteleri arasına hoşgeldin Şehir Üniversitesi!‬” şeklinde olmalıydı. anlam bozukluğu olan bir cümle olmuş.Özür dilerim.

  2. Allah üniversitenizi kapatanlara müstehakını versin….
    Bakın hepsi rezil rusvay olacak. Nasıl ki, Davutoğlu rezil oluyor, diğerleride olacak…
    Ama ülkeye yazık oldu, oluyor.

    • Ülke dediğin kendi kendine yazık etti dostum, masum olduğu halde değil. Bu eşkıyanın arkasında seciyesiz milyonlar (hatta on milyonlar) olmasa nasıl bu kadar kırıp dökeceklerdi?
      Şimdi yapılacak şey, uluslararası hukukla tazminatlarını almak ve bu müesseseleri kıymetini bilecek yerlere kurmak…
      Geri alıp tekrar eskisi gibi devam edilir diye düşünen yoktur, değil mi?
      Türkiye’ye çok fazla müessese kurulmuştu, dünya ile orantısız bir şekilde. Çok daha fazla ihtiyaç olan başka yerler vardı oysa… Belki de yaşananların bir sebebi de bu. Kader-i İlâhi belki bu şekilde istikamet veriyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin