Ölürsen şehitsin de kalınca gazi olabilecek misin?!

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Suriye’nin Kuzeyinde, “Fırat’ın Doğusu”nda Kürt bölgesine karşı kirli bir savaş yürütüldü…

Adına “Barış Pınarı” da deseler, “Operasyon” da deseler dünya bu müdahaleyi “işgal”, “saldırı” ve hatta “soykırım girişimi” olarak tanımladı.

Sivil halktan ölenler oldu. “Karşı taraftan da havan topları geldi” ve Urfa ile ilçelerinde sivil insanlar hatta bebekler hayatını kaybetti. Yaralıların, özellikle de ağır yara almış çocukların görüntüleri yürek yakıcı!

Bu arada Türk Ordusu da kayıplar verdi. “Türk ordusu” gibi net bir tanım kullanması zor, zira içinde başka ne gibi örgütlerin ve grupların da yer aldığı meçhul.

Gelen üzücü haberlerden birisi de; Çelebi Bozbıyık isimli Üsteğmenin şehadeti…

ÖLÜNCE “ŞEHİT”…

Hep tehlikeli yerlere sürülmüş olan Karacı Üsteğmen Bozbıyık, Suriye’ye Fırat Kalkanı operasyonuna da gönderilmiş. Son olarak da “Barış Pınarı” denilen “Harekât”a yollanmış ve orada hayatını kaybetti…

Hakkında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nda “örgüt üyeliği” soruşturması halen devam ediyor Çelebi Üstteğmenin… Avukat Gizay Dulkadir, Twitter hesabında dosya hakkında bilgi verdikten sonra şu can alıcı soruyu soruyordu haklı olarak: “Şehit Piyade Üsteğmen Çelebi Bozbıyık hakkında Kırıkkale CBS’de “silahlı terör örgütü üyesi” olduğu iddiasıyla bir soruşturma yürütülüyormuş. Şimdi usul gereği hakkında KYOK verilecek. Peki karara ne yazacaksınız? Şüphelinin ölümü mü diyeceksiniz yoksa şehit düşmesi mi?”

Eskiden bir yere savaşmaya gidenlere “ölürsen şehit, kalırsan gazi” deniyordu, şimdilerde ise “ölürsen şehit, kalırsan hain!” 15 Temmuz’un Kahramanları”ndan olduğu ifade edilen Astsubay Ömer Halisdemir ve şehit Polis Fethi Sekin’in durumları gibi. Çünkü onların vefatlarından sonra da onlar hakkında “Cemaat üyeliği”nden soruşturmaların olduğu, fişleme listelerinde isimlerinin yer aldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştı.

Muhtemelen onlar da yaşıyor olsalardı çoktan görevlerinden uzaklaştırılmış, üzerlerine “hain” damgası yapıştırılmıştı.

15 Temmuz yargılamalarından öğreniyoruz ki, o gün darbeyi engellemeye çalışan birçok asker sonradan ihraç edilmiş ve hain olarak yaftalanmış.

İzmir’de 2009 yılında patlayan bomba sonucu hayatına yüzde 98 engelli olarak devam eden ve Cemaat soruşturması kapmasında tutuklanan bomba imha uzmanı polis memuru Bilal Konakçı’nın yaşadıkları da başlı başına ibretlik… Hayatlarını, canlarını ülke için siper etmiş insanlara reva görülenler kabul edilir gibi değil!..

ÇAĞRIŞTIRDIKLARI…

Üsteğmen Çelebi Bozbıyık’la aynı dönemlerde aynı yerlerde görev yapmışız. 2015’de Diyarbakır’daki operasyonlarda görev almış kendisi…

O dönemlerde Diyarbakır Adliyesi’nde hakimlik yapmakta idim ve o yıllarda peşi sıra bazı asker ve polislerin şehit edilmesi haberleri geliyordu. “PKK’nın öldürdüğü” söyleniyordu, ama bütün takibatlar sonuçsuz kalıyordu. Dinleme ve takipler noktasında bazen mahkememize hazırlık dosyaları gelirdi ve orada da gizli bir elin dosyaları etkisiz kıldığı görülebiliyordu.

Sonradan bu şehit edilen kamu görevlileri hakkında “gizli Cemaat soruşturmaları olduğu, fişlenmiş oldukları” duyumu alınmıştı.

Aynı dönemde Emniyet’ten acil bir yazı gelmiş ve “Mahkememizde görev alan bütün hakimlerin PKK’nın şehir yapılanması tarafından takibat altına alındığı ve suikast hazırlığı içinde oldukları” noktasında uyarılmıştı.

Bunun üzerine ısrarla Valilik’ten ve Emniyet’ten “yakın koruma” talebim olmuştu. Diğer hakimlere koruma verilse de ısrarla bana koruma vermekten imtina etmişlerdi!.. Bir işlem için gittiğim HSYK’da da hakkımda devam eden bir fişleme faaliyeti olduğunu öğrenmiştim. Hatta orada bana, “kendileri ile uyumlu çalışmam ve bazı isimler vermem halinde hakkımda iyi olacağı!” hatırlatması da yapılmıştı. Bu ısrarlı kaçınmalarının hikmetini de öğrenmiş olmuştum.

Anlaşılan o ki biz de o dönemde öldürülsek “şehit” denilecekti ama Tahir Elçi hakkında beraat kararı vermemin ertesinde apar topar ihraç edilmiştim. İhracımızdan 3 ay kadar sonra da Elçi, kameralar önünde infaz edilmişti!

BAŞKA AYRINTILAR

Üsteğmen Bozbıyık’ın yakınları ve mesai arkadaşlarına ulaşmaya çalıştım. İlgilileri zora sokmamak için çok detaylara girmeyeceğim. Üsteğmen Bozbıyık gibi fişlenmiş, gözaltına alınmış ama sonradan tekrar göreve başlatılmış başka kimseler de var. Onlardan birisi, komutanı kendisine “etkin pişmanlıktan faydalandığına” dair dilekçesinin bulunduğu söylenmiş, böyle bir durum olmadığını söyleyen o asker, itiraz etmiş ve komutanı ile şiddetli tartışmalar yaşamış. Sonra kendisini çok daha riskli yerlere sürmüşler ve daha da sorgulayınca kendisini ihraç etmişler!

Üsteğmen Bozbıyık hakkında da böyle sahte bir dilekçe düzenlemiş olabileceği şüphesi var…

Normal şartlarda fişlenmiş kimseleri hemen ihraç ediyorlar. Ama anlaşılan, bazılarını ihraç etmeyip bir kenara ayırmışlar, belki de “şehit haberleri” için “kurban seçmişler!” Bunun için de o askerin haberi olmadan, onun adına düzenlenmiş bir evrak ile “etkin pişmanlıktan faydalanmış” gibi gösteriyorlar.

Bu şekilde el altında tutulanlar var mı ve “şehit ihtiyacı olduğunda” yine bu aynı mağdurlar mı ileri sürülücek?..

Ciddi bir iddia ve araştırılması gerekiyor!

Bir şekilde bu muktedirlerin radarına girmiş, fişleme listelerine takılmış herkes büyük bir risk altında. Böyle bir işleme tabi olduklarını düşünenler, dosyalarını iyi sorgulasa ve kendilerine azami dikkat etseler çok yerinde olur!

Devlet adına kirli savaşların yürütüldüğü, hukukun rafa kaldırıldığı böyle bir ortamda belki de bu çarkların dışında yer alabilmek en sağlıklısı…

**

Yazının sonuna haşiye nev’inden sorular:

Şehit Üsteğmen Çelebi’nin devam eden yargılamasında “Yurt dışı çıkış yasağı” var mıydı?

Var ise:

  1. Mahkeme kararına aykırı olarak hangi yetkiyle yurtdışında vazife verildi?
  2. Kırıkkale CBS’lığı Şehit’e yurtdışına çıkış yasağını ihlalden soruşturma açacak mı?

Hadi bakalım, bir bilen cevaplasın.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin