Öfkeye bile değmezsiniz

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Faruk Yurdagül’ün açıklamasından bir kere daha net olarak öğreniyoruz ki Ahmet Ataç’ın annesi Zekiye Ataç “Mağdurlara, işsiz ve kimsesiz kalmışlara, garip gurebaya yardım etmek” suçunu(!) işlemişti. 

Bu dönemin en affedilmez günahlarından birisi olan ‘iyilik yapmak’ günahına karşı devlet, gerekli tüm tedbirleri almış ve anne babayı derdest ederek ‘hırsızlar ve zalimler devrinde’ iyilik yapılmasına mani olmuştu. Böylesine affedilmez bir suçu işleyenleri tutuklamakla kalmamış 8 yaşındaki çocukları Ahmet’in tedavisini engelleyerek kasten ve kararlılıkla ölüme göndermişlerdi. Evet; en vicdansızın bile bigane kalamadığı ‘Kara Efe Ahmet’ olayının bütün özeti buydu. İyilik yapma suçunu işleyen anne-babanın çocukları kasten ve kararlılıkla ölüme gönderilmişti. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

2400 yıl öncesinin Atina’sında, filozof Sokrates, devlet tarafından tanınan tanrılara saygısız davrandığı, gençleri yanlış yola soktuğu için idama mahkûm edilmişti. Karar sonrası Sokrates’in yanına gelen eşi ve öğrencileri ‘Suçsuz ve sebepsiz yere ölüme çarptırılmana dayanamıyorum’ diyecekler, Sokrates de onlara ‘Suçlu olarak mı ölüm cezasına çarptırılsaydım yani?’ diye cevap verecekti. Sokrates tam 24 asır önce ‘Devletin tanrılarına’ yeterli saygı göstermediği için ölümle cezalandırılmıştı. 

Sokrates’ten 24 asır sonra da devlet tanrısına yeterli biat etmeyenler aynı sübjektif kriterlerle cezalandırıldılar.  

Yüzbinlerce kişi gibi Ahmet’in anne babası da iyilik yapma suçundan tutuklanmıştı ve onlara karşı yapılan bütün itham başkalarının yardımına koşmak, işsizi ve açıkta kalmışlara yardım ulaştırmaktan başka bir şey değildi. Ne silah taşımışlardı, ne de birinin canına ya da malına kast etmişlerdi. Bütün evrensel hukuk gibi Türkiye Cumhuriyeti yasaları da onlar için suçsuz diyordu. Yasaların tarifine göre suçsuz. 

Yine Sokrates’in dediği gibi çok şükür ki suçsuz yere hapsediliyorlar. 

En alçak katilin bile serbest bırakıldığı bir zamanda iyilik yapmaktan içeride tutulan Ahmet’in babası için evladını toprağa verirken onlarca jandarmayı görevlendirenlerin haklı olma ihtimali yok. Savcılık beyanına göre başkasına yardım etmek suçundan başka hiçbir suçu olmamasına rağmen oğlu ölüme yollanan kadının haksız olma ihtimali yok. Yani kesinlikle bir taraf mutlak ve mutlak mazlum tarafında, diğeri sorgusuz sualsiz zulüm tarafında, bu durum son yaşadıklarımızla dost ve düşman herkesin gözünde kesin bir dille ispatlandı artık. 

Yani bence artık zalim silikleşti, önemsizleşti, kimliksizleşti. Bütün bu olaylar bile tek başına ispat ediyor ki asıl sınanan, imtihana tabi tutulan biziz. Hepimiz kendi sıkletince inandıklarında ne kadar kararlı olduğunun testinden geçiyor. Çok ama çok çetin bir sınanmaktan geçiyoruz. Ama kesinlikle burada sınanan zalimler değil mazlumlar. Onların dem tutmasına yönelik bir sınanma bu. 

Kanaati acizanem odur ki bize düşen asıl iş bu sınanmanın mesajını iyi anlamak. Yaşadığım taptaze ölümlere, dünya gözüyle bir kere göreyim diye gözleri açık giden yakınlarıma rağmen, her şey düzeldiği zaman bile kendi adıma söylüyorum ben bunlarla hesaplaşmayacağım, bunlardan davacı olmayacağım. Kasten ve kararlılıkla Ahmet’i öldüren ve sonra güvenlik gıy gıy gıy laflar üreten, ruhu kurumuş insanlara Allah vereceği en büyük belayı zaten vermiş, onları insan olmaktan çıkarmış. Hepsini hareket eden cesetlere zaten dönüştürmüş. Ve anlıyorum ki artık karşınızdaki güruh öfke duymayı bile hak etmiyor.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin