Nerden çıktı şu yabancılar? Ne güzel paraları götürüyorduk!

HABER-YORUM | EFE YİĞİT

Milli takımda ne zaman işler kötü gitse hemen aklımıza yabancı futbolcu sayısı gelir. Türk futbolcuların büyük takımlarda şans bulamadığından yakınır, federasyondan artık bu gidişe dur deyip yabancı oyuncu sayısına sınır getirmesini isteriz. Bu koroya son katılan isim 2 yıllık Çin macerasından sonra tekrar yerel ligimize dönen Burak Yılmaz oldu. Olayı dramatik hale getirerek “Türk arkadaşlarımın daha fazla oynamasını isterim. Yabancı kuralından sonra benim 30-31 yaşındaki arkadaşlarım futbolu bıraktı. Yabancı kuralının böyle olmasına saygı duyuyorum ama karşıyım” açıklamasını yaptı.

KADRODA YERLİ OYUNCULARA DA YER VAR!

Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) mevcut kurallarına göre, kadroda 14 yabancı oyuncu bulundurulabiliyor. İlk 11’i bu oyunculardan kurmak mümkün. Ayrıca kadroda 2’si altyapıdan 4’ü Türkiye’den yetişen 14 oyuncu ve kalecilerden birinin Türk olması şartı bulunuyor. Yani şartlar yerli – yabancı oyuncular açısından eşit gözüküyor.

Yabancı sayısında sınırın kalkmasını özellikle Avrupa kupalarında mücadele eden takımlar istedi. Bu talepte başı İstanbul’un 3 büyükleri çekiyordu. Gerekçeleri basitti: Avrupa’daki rakiplerimiz sınırsız yabancıyla oynarken, biz sınırlı sayıdaki yabancı oyuncuyla onlarla rekabete giremiyoruz. Haksız sayılmazlardı. Özellikle Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden takımların iskeletini yabancılar oluşturuyor. Bosman Kuralı’ndan dolayı Avrupa Birliği (AB) ülkelerin futbolcuları yerli statüde olduğu için kadronun tamamı bizim ifademizle ’yabancı oyunculardan’ kurulu.

SEBEP TÜRK OYUNCULARIN PAHALANMASIYDI

Tabi bunun bir de perde arkası gerekçesi vardı. Yabancı sınırından dolayı Anadolu takımlarında sivrilen oyuncular İstanbul kulüplerine değerinin çok üzerinde satılıyordu. Güçlü kadro kurmak isteyen 3 büyükler ise eli mahkûm olarak istenen bonservis ücretini ödüyordu. Yabancı sınırının kalkmasından önceki transferler bunun örnekleri arasında. Fenerbahçe, Mehmet Topuz için Kaysersipor’a 9 milyon Euro, Galatasaray Ayhan Akman için Gaziantepspor’a 6,5 milyon Euro, Beşiktaş İsmail Köybaşı için Gaziantepspor’a 5,5 milyon Euro, Galatasaray Bülent Akın için Denizlispor’a 5,5 milyon Euro, son dönemde taraftarın hedefi olan Ozan Tufan için Fenerbahçe Bursaspor’a 7 milyon Euro bonservis ücreti ödedi. Bu rakamların üzerine bir de oyunculara ödenen ortalama 2 milyon Euro yıllık ücreti koyduğumuzda kulüplerin neden yabancı oyuncuda ısrar ettiğini anlamak daha kolay oluyor. Milyonlarca Euro’ya mal olan bu isimlerin gösterdiği kötü performans ise verilen parayı hak etmediklerini bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

BURAK’IN BAHSETTİĞİ ‘ERKEN EMEKLİLER’

Yabancı sınırı olmadan milli başarıyı yakalayan ülkelere yakından bakmadan önce Burak Yılmaz’ın yabancılardan dolayı 30-31 yaşlarında futbolu bırakan arkadaşları kim hatırlayalım. Sezer Öztürk (30), Eskişehir’de yıldızı parladı, Fenerbahçe’ye transfer olduğunda İstanbul’un gece hayatını futbola tercih edince kaybolup gitti. Suç hangi yabancının? Mehmet Topuz (32) 7 yıl Fenerbahçe formasını giydi. Son 3 yılını kulübede geçirdi. Yüksek ücretten kapıyı açınca ortada kalıp, futbolu bıraktı. Gökhan Zan (33), Beşiktaş ve Galatasaray formasını giyerken sık sık sakatlanmasından dolayı adı ‘cam adam’a çıktı. Bu kadar sık sakatlanan bir oyuncunun 33 yaşına kadar forma giymesi bile başarıdır. Giray Kaçar (31), Trabzonspor’da parladı ancak ilerleyen yıllarda sıradanlaşınca Antalyaspor, Rizespor ve Göztepe formalarını giydi. Gösterdiği kötü performanstan sonra kulüp bulamayınca futbolu bıraktı.

Burak Yılmaz’ın futbolu bırakan arkadaşları hep nedense büyük kulüplerin oyuncuları. İstanbul kulüplerinde yüksek ücret almaya alışmış bu oyuncular, Anadolu kulüplerinden gelen düşük ücretli teklifi elinin tersiyle itince doğal olarak kulüp bulamıyor. Başarılı ve haddini bilen her oyuncu kulüp bulur. Bunun son örneği 2003’ten bu yana Galatasaray formasını giyen Sabri’dir. Sezon başında Galatasaray’da aldığı ücretin yarısına Göztepe’ye gitti ve futbolunu oynamaya devam ediyor.

30’UNUN ÜSTÜNDEKİ YABANCIYLA REKABET EDEMİYORSAN…

Türkiye’ye gelen yabancılar öyle 20’li yaşların başında olsalar Burak Yılmaz’a hak vereceğim ama nerede! Beşiktaş’ın bu sezon kadrosuna kattığı Negredo 31, Medel 30, Lens 29 yaşında. Fenerbahçe’ye gelen Valbuena 32, Kameni 33, Soldado 32, Dirar 31, Isla 29, Neto 29 ve Giuliano 27 yaşında. En genci 27 yaşındaki Brezilyalı Giuliano. 32 yaşındaki Valbuena kendinden tam 10 yaş daha küçük Ozan Tufan’dan daha fazla efor sarf ediyorsa suçluyu dışarda aramaya gerek var mı? Benzer durum Galatasaray’ın transfer ettiği oyuncular için de geçerli. 20’li yaşların başında oyuncuyu bırak, 25 yaşından küçük oyuncu gelmiyor neredeyse ülkemize. Türk futbolcular Adebayor’un şu sözlerine kulak versinler: “33 yaşındayım, yaşça büyük olduğum Türk oyunculardan daha fit durumdayım, demek ki bu işte bir yanlışlık var. Türk oyunculara tavsiyem çok daha fazla çalışmaları. İdman öncesi ve sonrası açma germeleri yapmaları ve kendilerine dikkat etmeleri. Çünkü biz profesyonel futbolcularız.”

OYUNCU YETİŞTİRMEK, YABANCI SINIRLAMASIYLA OLMAZ

Gelelim sınırsız yabancıya izin veren ülkelerin milli başarılarına…

Portekiz: 2016 Avrupa Şampiyonu

Almanya: 2014 Dünya Kupası şampiyonu

Belçika: 2014 Dünya Kupası ve 2016 Avrupa Şampiyonası çeyrek finalisti

Hollanda: 2010 Dünya Kupası ikincisi, 2014 Dünya Kupası üçüncüsü

Fransa: 2016 Avrupa Şampiyonası ikincisi

İtalya: 2016 Avrupa Şampiyonası çeyrek finalisti

İspanya: 2008 ve 2012 Avrupa Şampiyonu, 2010 Dünya Kupası şampiyonu.

Bu ülkelerin başarısına baktığımızda sorun yabancı sayısında değil, sorun kulüplerimizin altyapıya gerekli yatırımı yapmayıp oyuncu yetiştirmede geride kalmasında. Buna bir de oyuncularımızın ‘kapağı büyük kulübe atıp’ çalışmayı bırakması eklendiğinde, tablo netleşiyor. Çalışan, istikrarlı ve başarılı bir oyuncuyu hiçbir hoca kesemez.

Burak Yılmaz’ın, 19 yaşında Roma’ya transfer olan Cengiz Ünder’i örnek göstermesi gerekir, kendine bakmayıp erken yaşta futboldan kopanları değil.

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin