Mzee İsmail’i uğurlarken

KONUK YAZAR | ALİ AKKIZ

‘Isırık elma’ diye bir tabir var. Bir beldede tanışılıp, samimiyet kurulup, yıllar geçip de personel değişiklikleri oldukça unutulan eski dostlar için kullanılır. Tanışılmış, hafızaya atılıp beldeye yeni gelen insanlarla tanıştırılmayınca zamanla unutulmaya terkedilmiş kıymetli insanları anlatır.

Bize vefayı öğretmişlerdi ve bu eskimez dostlara vefalı olmalıydık. Oturup tek tek isimleri tespit edip liste oluşturduk. Onları bayramlarda ziyaret edecek, hayır dualarını alacak, iftarlarımıza, mezuniyet gecelerine ve vefa yemeklerine davet edecektik. ‘Vefa listesi’nin en vaşında Şeyh İsmail’in ismi de vardı. Dün onu kaybedince isminin karşısına ‘vefat’ notu düştüm. Onu bugün Msasani’de Hint Okyanusu’da nazır Anwar Camiinin haziresindeki aile mezarlığında bir ulu baobab ağacının altında toprağa verdik.

Namı diğer ‘Mzee İsmail’ 23 Ocak 1947 yılında Umman’da dünyaya gelmişti. 74 yaşında bir temmuz akşamı (28 Temmuz 2021) onu ahirete yolladık. Vefatından bir gün önce hastanedeki odasında ziyaret ettiğimizde oldukça bitkin görünüyordu. Kalpten bir kaç defa ameliyat olmuştu. Diyabeti vardı. Son bir buçuk yılın ortalığı kasıp kavuran felaketi kovid onun kapısını da çalınca sebepler planında bu üç hastalık onu bizden ayırmış oldu.

Hastalığının ikinci gününü de uykusuz oturduğu sandalyesinde geçirmişti. Oldukça bitkin olmasına rağmen şuuru yerindeydi ve bize ismimizle hitap etti. Dua ettik, Amin, dedi. “Rabbim size sağlık sıhhat içerisinde uzun ömürler versin,” deyince artık gözünü öte dünyaya diktiğini işmam eden sözler söyledi. O’ndan gelene razıydı. Derdi veren, sabretmesini bilene mükafatını verirdi. Bize o kısa zaman için ayetlerle bezeli nasihatler verdi. Dualar etti. Arkadaşlarımıza selamını iletti.

Yeni bir okul açsak Mzee İsmail orada olurdu. Kurban keserdik, o da teşrif ederdi. Okul mezuniyetlerinde bütün işlerini bırakır, yanına Tanzanya’nın eski başkanlarından yakın dostu Mzee Ali Hassan Mwinyi’yi de alıp gelirdi. İki defa uluslararası dil ve kültür festivali düzenlemiştik, ikisine de geldi. Evini Ramazan’da mutlaka Türk öğretmenlere açar, aynı gün yakın dostlarını da çağırır, ben gidersem bu arkadaşlar size emanet, derdi. Dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimiz onu merak eder, görüşmek ister; kabulü bir telefona bakardı. Hasta veya şehir dışında değilse mutlaka buyur ederdi. Misafirlerine mutlaka ikramda bulunur, hoş sohbetiyle kulaklara da hitap ederdi.

Son Ramazan’da Kanada merkezli Raindrop TV Ramazan ayında yayınlamak üzere Tanzanya’ya ait ilahi, neşide, salavat, ezan isteyince kendisine açmıştım. Bana tarih verip Kariakoo’daki Şazeli camisine davet etti. Ben sadece ilahi okuyacak koroyu bulacağımı düşünürken o cemaati de camiye yığmış, çekime hazır etmişti. O gün arka saflarda ancak yer bulabilmiştim. Orada işin başında bizzat bulunmuş, iki saat çekim yaptırmıştı. Sonra da beni çağrırıp, “Nasıl, memnun kaldın mı? Eksik bir şey var mı? Başka istediğin bir şey var mı,” diye sormuştu. Ben mahcup bir şekilde, “Daha ne olsun,” deyip memnuniyetimi belirtmiştim. Daha sonra bu görüntüler yayınlandı. Kendisine seyrettirdim. Çok memnun kalmış, “Bir kopyasını da arkadaşlara verirsiniz,” demişti.

Şairdi. Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ziyarete giderken kalbine gelen ilhamları kaleme almış, huzurunda kendi dili, Swahilice okumuş, Hoca Efendi’nin dinlerken gözyaşı döktüğüne şahit olmuş. “Çok rikkatli bir kalbi vardı,” diye yorumda bulunmuştu. Dil Festivalinin sonunda duygulanmış ve dünyanın dört bir yanında gelen çocukların verdiği ilhamla şu satırları yazmış ve o kalabalığın önünde okumuştu:
“Dünyanın dört bir tarafından öğrenci ve öğretmenleri izlerken
Dünyanın farklı renklerini; kendi kendime sordum: Ben kimim?
Afrika ovalarından Afrikalı mıyım?
Beyaz Adamın ülkesinde beyaz adam mıyım?
Arap ülkesinde bir Arap mıyım?
Sonra şunu anladım… Ben topraktan yaratıldım
Hangi renkte olursam olayım, nereden olursam olayım ben toprağım
Ve tek vazifem dünyaya ve insanlığa hizmet etmektir!”

Mzee İsmail Tanzanya’daki eğitim hamlelerini baştan beri desteklemiş, kendine hazırladığı villayı eğitime adamıştı. Son süreçte ‘kollarını makas gibi açarak’ okulların korunması için kendini ortaya koymuştu. Bunun için Türk büyükelçileriyle bizzat görüşmüş, bu okulların bizzat kurulmasında emeği olduğunu söylemiş, terörle anılmasını esefle karşılamış, öyle olsa ilk kendisinin buna karşı çıkıp kapanması için elinden geleni ardına koymayacağını iletmişti. Başımız ne zaman sıkışsa kapısını çok rahat çaldığımız insanlardan biriydi. Onun baştan kurduğu doğru stratejilerle okullar süreçten yara almadan kurtuldu. Tiran’ın ziyareti sonrası Tanzanyalı Başkan’ın yaptığı konuşmayı dinleyince yüzünün tebessüm ettiğini görmüştüm: “Tiran bir şey koparamadı. Artık rahat bir nefes alabiliriz,” demişti. Son dönemlerdeki gayr-i resmi yollardan okul kapattırma teşebbüslerine şahit oldukça esefle ellerini iki yana açıyor, “Ben bu Türkleri anlamıyorum,” diyordu. “Bunlar nasıl büyükelçi olmuş, hariciyeci böyle mi olur. Bu kabalık, iş bilmezlik, aptallık seviyesindeki gabavet… Doğrusu yakıştıramıyorum,” diyordu.

Mzee İsmail yeri doldurulamayacak biri olarak aramızdan ayrıldı. İnsanın saatlerce bıkmadan sohbet edeceği, hiç malzeme sıkıntısı çekmeyeceği bir insandı. Swahili hikayeleri derlediğimi kendisine açınca, dur sana bir tane anlatayım, demişti:

Bir gün adamın biri vefat etmiş. Dostları gelmiş, cenazeyi yıkamış hazırlamışlar. Cenaze camiye namaz için götürülürken dostları arkasından çok güzel sözlerle onu övmeye, hayırla yadetmeye başlamış. Kocası hakkında söylenen sözleri duyan hanımı o kadar meraklanmış ki, dayanamamış sokağa fırlamış. Cenazeyi götürenlere, “Lütfen şu cenazeyi bir kere daha kontrol edeyim, bahsettiğiniz kocam mı, yoksa başka bir kişi mi? Benim tanıdığım adamla sizin tarif ettiğiniz kişi uyuşmuyor,” demiş, dedi gülerek.

Cenazesini Tanzanya’dan Şazeli dostları, yakınları ve Hizmet gönüllüleri teşyi etti. Dualarla, zikirlerle kabre kondu, samimi göz yaşlarına şahit oldum. Cenazesinde vesile olduğu seküler ve dini eğitim veren okullardan mezun olmuş öğrenciler de vardı. O okullarda okumaya devam eden binlerce öğrenci oldukça amel defteri kapanmayacak. İmrenilecek bir hayat ve son. Allah (cc) herkese nasip etmez.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin