Muhalefet kaynatıldığı kazana odun taşıyor!   

YORUM | ERHAN BAŞYURT

İktidar, hayali bir silahlı terör örgütü uydurdu. Sonra da buna ‘Allah’ın lütfu…’ dedikleri kanlı darbe kumpasıyla libas giydirdi.

Tek bir silahlı eylemi olmayan, tek bir silahı olmayan, tek bir şiddet eylemi olmayan 562 bin insan hakkında ‘silahlı terör örgütü’nden yargı soruşturması yapıldı.

150 bin insan ‘silahlı terör örgütü’ ile ‘iltisaklı’ olmak suçlamasıyla işinden atıldı.

263 bin insan gözaltına alındı.

26 bini kadın 91 bin insan tutuklandı.

Halen, hayalet silahlı terör örgütü suçlamasıyla 27 bin insan hapis yatıyor.

850 bebek anneleriyle birlikte demir parmaklıkların ardında…

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⬇️

Kimse demiyor ki;

“91 bin silahlı terör örgütü üyesi tutuklandı ise, bunların neden tek bir eylemi yok?’’ 

Ellerinde silah değil, çakı değil bile yok! Başkalarının camına tek bir taş bile atmamışlar…

Efsunlanmış gibi, kitleler müthiş bir gayretle ateşe odun taşıma peşinde…

İktidar, ‘mankurtlaştırdığı’ bu geniş kitlelerin keyfini sürüyor.

Ekonomiyi batırıyor, yolsuzluk yapıyor, lüks içinde israfın zirvesinde yaşıyor.

Ülkeyi itibarsızlaştırdı, savaşı oyun sanıyor… Bir Suriye’ye bir Libya’ya doğru ülkeyi sürüklüyor…

Rejimi değiştirdi, Tek Adam Rejimi inşa etti…

Muhalefet de, ‘efsunlanmış’ kitleler de mutabakat içinde hiçbir şey olmuyormuş gibi iktidarın hayal söylemleri ile avunuyor…

***

İktidar, HDP’ye tarihin en büyük hukuksuz operasyonlarını yapıyor. 

Şehirlere tanklarla müdahale ediyor, Kürtçe’yi yasaklıyor, HDP’li vekilleri ve partilileri tutukluyor, HDP’li seçilmiş başkanları görevden alıyor…

HDP’li vekiller halen, ‘FETÖ’cü polisler bu soruşturmayı yapmıştı’, ‘FETÖ’den tutuklanan askerler bu operasyonları’ yapmıştı gibi akla ziyan savunmalar peşindeler.

Oysa o dönem de şimdi de iktidar aynı…

O zaman da şimdi de emri veren, soruşturma ve operasyonları yürüten ve yönlendiren sivil iradeyi kimse suçlamıyor ya da suçlamaya cesaret edemiyor…

İktidarın hayali söylemlerine destek vererek, kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar, ama beyhude çırpındıkça daha da batıyorlar…

İktidarın ekmeğine yağ sürüp, her türlü hukuksuzluğu icraya devam etmesi için yeni kredi açıyorlar.

İnsan hakları ve hukuk konusunda, bir mağdur olarak en çok hassas olması beklenen HDP bile böyleyse gerisini siz düşünün…

***

CHP çıkıyor, ‘FETÖ’nün siyasi ayağına operasyon neden yapılmadı?’ diyor.

İktidar cevap veriyor, ‘CHP, FETÖ’nün yuvası oldu…’

CHP liderinin danışmanları, CHP’li vekiller, CHP’li belediye başkanları tutuklanıyor.

AKP sözcüsü çıkıp, ‘Biz içimizdeki FETÖ’cüleri seçim süreçlerinde temizledik… AKP’den ayrılanlara bakın…’ diyor.

Ancak iş muhalefete gelince, destek verdikleri hayali örgüt ve söylemleri üzerinden, tutuklamalar yapılıyor.

CHP’li Genel Başkan Yardımcısı halen aynı telden çalıyor, ‘’Devlet başka türlü arınamazdı… İşkence yok…’’ diyor.

Muhalefetin ‘ağzındaki sakız’ hayali bir örgüt, muhalefeti yok etmek, sindirmek, susturmak ve AKP’nin değirmenine su taşımak için kullanılıyor. 

Muhalefet efsunlanmış gibi iktidarın kitlesel insan hakları kıyımlarını, hayal edip gerçekleştiremedikleri kadro temizliğini tamamlansın diye, bumerang gibi gelip kendisini de biçtiğini gördüğü halde elleri çatlarcasına alkışlıyor. 

***

Gezi Eylemleri nedeniyle haksız yere ‘darbe’ suçlamasıyla tutuklu Osman Kavala bile, hakkındaki AİHM kararını uygulamayan iktidara seslenirken, ‘’Hakkımdaki soruşturmaları FETÖ’den tutuklanan polisler yapmıştı…’’ diyebiliyor.

Düşünün iki yılı aşkın süredir keyfi şekilde özgürlüğünüzden alı konulmuşsunuz, AİHM tahliye edilmenizi talep ediyor, buna rağmen ‘esir’ veya ‘rehine’ olarak tutuluyorsunuz, ama iktidarı değil olmayan hayali silahlı terör örgütünü suçlayarak kurtulmayı umuyorsunuz…

Beyhude bir çaba değil de nedir? 

***

Burada yanlış anlaşılmalara izin vermemek için bir not düşmek de fayda var…

15 Temmuz kanlı darbe girişimine (gerçek, komplo veya tiyatro fark etmeksizin) iştirak edenlerin tamamının ayrım gözetilmeden delil karartılmadan yargılanmasına, Cemaat içerisinde iddia edildiği gibi bu suça karışanlar veya başka eylemlerle hukuk dışına çıkanlar varsa onların da hukuk önünde hesap vermelerine destek veriyorum.

Yargılamalar öncesi ve sırasında masumiyet ve suçun şahsiliği ilkesinin işletilmesi, adil yargılama ve savunma hakkına saygı duyulması, uzun tutukluluk ile keyfi cezalandırmaya gidilmemesi ve yargının da suç uydurarak değil delillendirip kanuna uygun bağımsız karar vermesi gerektiğini savunuyorum.

Cemaat’e yöneltilen ‘’silahlı terör örgütü’’ iddiası ise, nereden bakarsanız bakın, yüzyılın yalanlarından ve hukuk katliamlarından birisidir…

Ne 15 Temmuz, ne de Cemaat’e yöneltilen ‘soru çaldılar’ tarzı suçlamalar, masumları da kapsayacak şekilde kitlesel kıyımların bir mazereti yapılamaz.

Masum insanlar, kadınlar, bebekler ‘’alnı secdeye değenleri kamudan başka türlü tasfiye edemezdik…’’ gibi hukuksuz amaçlar ve 28 Şubat’ın ‘’yeşil sermayeyi bitirmek…’’ gibi hukuksuz emelleri için yargı eliyle linç edilemez ve kanuni hakları gasp edilemez.

Kanunsuz suç olmaz… Kitlesel insan hakları kıyımları için sonradan suç uydurmalar ve fişlemelere dayalı keyfi linçlere, hangi ulvi gerekçe mazeret yapılırsa yapılsın karşıyım…

Yoksa suç varsa, ceza olmalıdır. Cemaat içinde veya dışında, hiç kimse hukukun üstünde değildir. Aynı şekilde AKP de derin yapılar da hukukun üstünde değildir… 

Ne var ki, karşımızda iktidarı 17/25 Aralık soruşturmasından, ‘derin yapıları’ Ergenekon, Balyoz ve JİTEM soruşturmalarından kurtarmak için oluşturulan bir ‘’ahlaksız koalisyon’’ var. 

Bu ‘koalisyonun’ masum insanlara ‘rövanş’ mantığı ile muhalefetin de hoşuna giden söylemler eşliğinde hukuk katliamları yapmasına, sebep ne olursa olsun hoşgörü ile bakamayız.

Masum bir insanın temel haklarının katledilmesi suçtur…

Cinayet kim işlerse işlesin, hangi gerekçe ile işlerse işlesin cinayettir!

***

Şimdi, iktidarın dümen suyunda seyreden muhalefetin başını iki elinin arasına alıp düşünmesi ve yanıt bulması gereken bazı temel sorular var.

– İktidarın hayali terör örgütü söylemlerine verilen destek, baltayı kendi ayaklarına vurmak ve rejimin ayaklarının altından sezdirmeden çekilmesi dışında bir amaca hizmet ediyor mu? 

– İktidarın hukuksuzluklarına ve hukuksuz söylemlerine verilen destek, mağdur kitlelerin kendilerine oy vermesini sağlar mı? Yoksa sandıktan umutsuz şekilde bir kenara çekilip tepkilerini sandığa yansıtmalarını mı engeller? 

Muhalefetin olanları anlaması için bir soruya daha cevap bulması gerek:

– Neden sadece CHP ve HDP’liler tutuklanıyor da, sadece savcılar onlara işlem yapıyor da, AKP’li tek bir isim hakkında görevden alınsa bile ihraç edilmiş olsa bile dava açılmıyor veya açılamıyor? 

***

Kimse, ‘’ama Cemaat da zamanında bu iktidara destek vermişti…onlar da insan haklarına duyarlı değildi’’ gibi hukuksuzluklara desteğe kılıf aramasın…

İnsan hakları ve hukuk, bir karşılık beklenmeden, menfaat gözetilmeden hukukun üstünlüğü ve insan olmanın gereği olarak savunulur. 

Cemaat zamanında bu hataları işlemiş bile olsa, bugün onlara yapılanlara göz göre sessiz kalmak, kitlesel insan hakları kıyımlarına bile bile arka çıkmak, onların hatalarını tekrarlamanın ötesinde suçun parçası olmaya eşdeğerdir.

***

Muhalefet, iktidarın hayali örgüt propagandasına destek vererek, aslında kendi varlığını inkar ediyor ve iktidarın kendilerine yaptığı sistematik operasyonlara katkı sağlıyor. 

Efsunlanmış gibiler… İçerisinde kendilerinin de olduğu kaynayan bir kazanın altına sürekli odun taşımanın mantığı ve izahı olamaz…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin