Milli gelir hesabında Erdoğan’ın gizlediği üç nokta

HABER ANALİZ | MUHSİN AHMET KARABAY

Muhafazakar liderler toplumun en zayıf noktasının para olduğunu bildikleri için konuşmalarında paradan, büyümeden söz etmeyi pek severler. Cumhurbaşkanı Erdoğan da başından bu yana aynı şeyi yapageldi. Yine, “Neredeydik, nereye geldik” deyip rakamlar sıraladı. Gizlediği üç nokta var. Bunlar, yaptığı bütün hesabı alt üst ediyor.

Önce izninizle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini çok kısaca hatırlayalım. Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, milli geliri 969 milyar dolara kadar çıkardıklarını söyledi.

Bu rakamı en kası zamanda 1 trilyon dolara çıkaracaklarını belirten Erdoğan, döviz kurunda ortaya çıkan fırtınalar ve yaşanan bazı hadiseler sebebiyle milli gelirin “bir miktar düşüş” kaydettiğini hatırlattı.

Kişi başına düşen milli gelir, 8 bin 599 dolar olarak hesaplandı.

Erdoğan, TÜİK eliyle çarpıtılmış tablolarla pek çok güzellemeler yaptı. Öteki ayrıntıları paylaşmıyorum. İnternette elinizi atabileceğiniz her yerde bulabilirsiniz. Bundan dolayı sadece milli gelirle ilgili olan üzerinde durmak istiyorum.

2011’DE 2 TRİLYON DOLAR VE 25 BİN DOLARLIK HESAP VARDI

Erdoğan, başbakan iken 2011 seçim beyannamesinde 2023 için Türkiye’ye büyük bir vizyon çizmiş bunu yaldızlı rakamlarla açıklamıştı.

Milli Gelir: 2 trilyon $
Kişi Başına Milli Gelir: 25 bin $
İhracat: 500 milyar $
İşsizlik: %5

O tarihler çok geride kaldı derseniz, aynı hedefleri Nisan 2018’deki Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu’nda da tekrarladı.

2023 tarihi bir adım ötede olduğu için şimdi bu belirlenen hedeflere yürümek yerine gerçekleşen rakamlar üzerinden övünmeler yapmaya çalışıyor. Erdoğan’ın bu gerçekleşeni hedef yapma yaklaşımı bana yıllar önce okuduğum bir kitapta karikatürist Ranan Lurie’nin ok atma çalışmasını hatırlattı.

Bir gün arkadaşı Lurie’yi ziyarete gider. Bir de bakar ki Lurie elindeki yaya oku yerleştirip karşısındaki tahtaya fırlatıyor, sonra da gidip okun denk geldiği yere on ikiden vurmuş gibi hedef işareti yapıyor.

Arkadaşı ok atışının böyle olmayacağını, bir hedef belirlenip okun öyle yaydan bırakılacağını anlatmaya çalışınca Lurie, “Böyle yapınca hedefi hiç sektirmiyorum” diye cevap verir.

Erdoğan “uzmanı olduğu” özellikle ekonomik konularda bir süreden bu yana bir hedef belirleyip ona yürümek yerine devlet yapısı içindeki kurumlarla yapabildiği kadar rakamları manipüle edip onu büyük bir başarı gibi satmaya çalışıyor.

DÜNYADAN SOYUTLAYARAK ‘NEREDEN NEREYE GELDİK’ DENMEZ

Erdoğan, 2002 yılı sonunda “büyüme rakamını eksi 1’in altında aldık, yüzde 5.1 seviyesine getirdik” diyor. AK Parti’nin iktidara geldiğinde devraldığı büyüme rakamı TÜİK verilerine göre yüzde 6.2 idi. Burada bile yanlış rakam veriyor.

Büyüme ve gayri safi milli hasıladan kişi başına düşen paraya kadar bütün rakamlar, belli ülkelere göre kıyaslandığında esas anlamını taşır. Türkiye’nin milli geliri 3 bin 500 dolarlardan 8 bin 599 dolara çıkarılması önemli elbette.

Peki komşularımıza bakalım. En çarpıcı gelişmeyi Bulgaristan ve Romanya kaydetmiş onlara dikkat çekerek belli başlı ülkelere bir göz atalım:

2000’de Türkiye 4 bin 337 dolar iken Bulgaristan bin 621 dolar, Romanya ise bin 659 dolar seviyesinde. 2020’de bu iki ülke (sırasıyla) yüzde 515 artışla 9 bin 975, Romanya ise yüzde 676’lık büyüme ile 12 bin 896 dolara çıkıyor. Aynı dönemde Türkiye yüzde 96.4’lük büyüme kaydediyor.

Bu AK Parti dönemini tam kapsamıyor diye düşünüyorsanız o zaman tam AK Parti iktidarı dönemini içine alan ramakları buradan takip edebilirsiniz:

BİRİNCİSİ: GSYH’NIN HESAPLAMA YÖNTEMİNİ DEĞİŞTİREREK ZENGİNLEŞTİK

Ayrıca Türkiye sözü edilen 8 bin 600 dolarlık kişi başı milli gelire ulaşmak için iki kez hesaplama yöntemini değiştirdi. Bir gecede bin 500 dolardan fazla zenginleştiğimiz günler oldu.

Hafıza tazelemekte yarar var. TÜİK 2006 yılında milli gelir hesaplama yöntemini değiştirdi. GSYH, 576 milyar liradan yüzde 31.6 artışla 758 milyar liraya yükseldi. AK Parti iktidarını bu 182 milyar liralık artış bir süre sonra tatmin etmez oldu.

2015 yılında yeni bir hesaplama yöntemine geçildi. Bu kez gelirimiz bir gecede 1 trilyon 953 milyar TL’den yüzde 19.8 artışla 2 trilyon 339 milyar liraya yükseltildi. Bunda sağlanan artış 386 milyar lira idi.

İyi niyetli bir yaklaşımla bunu şöyle izah edebiliriz. Aslında biz 1990’lardan itibaren büyükmüşüz de büyüklüğümüzün farkında değilmişiz.

Devleti yönetenler, kendilerinden önceki dönemle ilgili rakamları eski hesaplamalarla alıyor, yönetime damgasını vurdukları döneme ilişkin rakamları ise yeni bir yöntemle kullanıyorlar.

İKİNCİSİ: GÖÇMENLERLE ÜRETİP TC NÜFUSUYLA PAYLAŞIYORUZ

Türkiye Erdoğan’ın açıkladığı 969 milyar dolarlık milli geliri, devletin resmi olarak açıkladığı 5 milyon dolayındaki göçmen nüfus ile birlikte üretiyor. Hani AK Parti Genel Başkan danışmanı Yasin Aktay ve Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki “Suriyeliler giderse ekonomi çöker” demişlerdi ya… İşte biz bu insanların katkılarıyla Erdoğan’ın açıkladığı rakama ulaşıyoruz.

Peki hesaplamayı nasıl yapıyoruz? O zaman oluşan rakamı Türkiye’nin resmi vatandaş sayısına bölerek kişi başına düşen milli geliri buluyoruz.

Tıpkı fıkradaki Kayserilinin dediği yöntemle.

Kayseriliye sorarlar, “İki kere iki kaç eder” diye. O da “Alırken mi, satarken mi?” diye karşılık verir.

Biz de o hesap yapıyoruz. Üretirken göçmenleri dahil ediyoruz, bölüşme hesabında nüfusumuzu esas alıyoruz.

ÜÇÜNCÜSÜ: DOLAR ENFLASYONU

ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, 2020 Temmuz ayında ABD’de enflasyon yıllık yüzde 5.4 seviyesine ulaşmış durumda. Elbette hep böyle yüksek değildi. Ama son 20 yılda ortalama yüzde 2-3 ortalamasında seyretti.

Bizdeki döviz endeksli veriler hep ABD dolarına göre yapılıyor. Ne var ki enflasyon ABD dolarının değerini de düşürmüş oluyor. Bize yansıyan bir örneğini vereyim. Osmangazi Köprüsünün geçiş rakamı ihale aşamasında 35 dolardı. Ancak ABD’deki enflasyon gerekçe gösterilerek şimdi hesaplama 45 dolardan yapılıyor.

Önlerine ne konulursa ona inanan bir kitle ile yola devam edeceğiz. İnsanları yerinde saymaya ikna ederseniz onları zincir takmadan da köleleştirebilirsiniz.

Yazımı 27 Aralık 2012 tarihli Yeni Şafak’ın manşetini paylaşarak bitirirsem, anlattıklarımdan daha çok şey söylemiş olurum sanıyorum: “Sır projeye Yeni Şafak ulaştı. Yerli otomobil Şubat’ta vitrinde.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin