Militer devlete hoş geldiniz!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

“Analar ağlamasın”, “Vesayete karşıyız”, “3 Y ile mücadele edeceğiz” iddiasıyla ilk yıllarda iç ve dış kamuoyundan büyük takdir ve destek toplayan Erdoğan iktidarı, bugün öyle bir noktaya savrulmuş durum da ki, bir yeni parti Ak Parti’nin kuruluş manifestosuyla faaliyete geçmek istese, hepsini içeri atar ve o partiye anında kilit vururdu.

Ülke bir yandan hızla kayyımlar cumhuriyetine dönüşürken “devlet” kavramının yereni de öncelikle bir parti aldı. Parti devletiyle de yetinmeyen Erdoğan, ülkeyi şahıs devletine dönüştürdü.

Öyle ki, kendi partisinin cumhurbaşkanı ve başbakanını “hain” olarak yaftalayan bir kitle ve devlet aklı oluşturdu.

Gül ve Davutoğlu artık “devlet” için birer tehlike ve hain.

Geçtiğimiz gün Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu vardı. Erdoğan bu akşam 4 ayrı nokta ile canlı bağlantı yaptı.

Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yapılan bu bağlantıların tamamı cephelerden ve askerlerleydi.

Sivil cumhuriyet bir şekilde militer tek kişilik rejime dönmüş durumda.

Erdoğan ağzını her açtığında artık istisnasız iç ve dış düşmanlardan bahsediyor ülkenin “İstiklal Savaşı” verdiğini ileri sürüyor. Biliyor ki, ne kadar çok tekrarlarsa o kadar inanan fazlalaşacak.

Şüphesiz artık hiçbir alanda tutulacak tek yönü kalmayan bir ülkeye dönüşmenin yanısıra, muhalif kesime ödetilen bedel ile beraber, iktidar çevresine kümelenen çevreler için benzersiz ödüller de içeriyor bu dönüşüm süreci.

Bir ülke düşünelim şimdi…

Özel okul sahibi kişi milli eğitim bakanı olmuş.

Oteli olan şahsa turizm bakanlığı verilmiş.

Hastanesi olan sağlık, hububat, et, tavuk işiyle uğraşan kişi tarım bakanlığı yapıyor.

Ekonomi ile ilgilenen bakanın ne işlere sahip olduğu hakkında net bilgimiz bile yok. Ulaştırma bakanının tır ve tanker filosu var…

Olay tam anlamıyla kasap dükkanının anahtarını kedilere teslim etme durumu.

Bal tutan parmaklarını değil, dirseğine kadar yalıyor bir şekilde.

Durum böyle olunca elbette millete yeteri kadar düşman göstermek zorunluluğu var.

Batan ülkenin gerçek tablosunu görmemek için rakamları öylesine iğdiş ettiler ki, açıklanan enflasyon rakamına kendi çevreleri bile inanmıyor.

Artık her şeyde bir ikili durum var.

Devlete göre olanı ya da gerçek olanı.

Dövizi sorduğunuzda aldığınız cevap şu; gerçek kuru mu soruyorsun yoksa iktidarın oluşturduğu sanal kuru mu?

Büyüme rakamları yalan, bükçe açığı tutarsız, Merkez Bankası’nın kasasında tam olarak kaç para olduğunu bile kimse tam olarak bilmiyor.

Havuz önceki gün bir manşet ile çıktı: Açıklanan enflasyon rakamları sonrasında büyük düşüş!

Haberi okuduğunuzda görüyorsunuz ki, 5.70 olan Amerikan doları 5,68’e inmiş. İki kuruşluk azalma büyük düşüş oluyor böyle toplumlarda.

Muhalefet ise ayrı bir alem.

Kendini devlet olarak gören bir yapı, kendisine yapılan her eleştiriyi ülkeye yapılan ihanet olarak görüyor doğal olarak. O yüzden “Tayyip Erdoğan Türkiye’dir” diyorlar. AKP biterse ülke batar!

İnanış bu.

Bu inanışa en fazla su taşıyan ise başta ana muhalefet olmak üzere istisnasız tüm partiler.

Halbuki çok basit ve sıradan tutarlı/cesaret isteyen birkaç hamle ile ülkenin berbat gidişini durdurmak kendi ellerinde.

Öyle çok büyük ve derin stratejilere filan da gerek yok esasen.

Birkaç gün önce, bu ülkede daha önce rastlamadığımız türden bir olay yaşandı. İlk kez bir cemaat kendi dışında bir cemaate destek için demokratik bir tepki göstermek istedi.

Süleymancılar olarak bilinen gruba yapılan haksızlığı protesto etmek isteyen Furkan Vakfı grubuna polis akıl almaz bir şiddet göstererek karşılık verdi.

Küçücük çocuklar, yaşlı teyzelere gaz sıkıldı, şiddet uygulandı.

Ana muhalefet partisi tarihinde bir ilk yapıp bu alayı kınasa ve sahiplense idi, belki de biz yarın farklı bir ülkeye uyanıyor olabilirdik.

Öyle olmadı ve olacak gibi de değil.

NOT: Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın özgürlüklerine kavuşmasına çok sevindim ancak zulmün Zaman gazetesi mensuplarına en ağır şekilde uygulanmaya devam ettiğini de Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’i tekrar esir etmeleriyle anlamak mümkün. Haksızlıklara topyekün karşı çıkmadıkça bu zehirli çağ bitmeyecek, benden söylemesi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin