Pastırma ekonomisi

HABER-ANALİZ | ALİ DENİZ

Türkiye ekonomisini ekonomi bürokratları yönetmiyor, Tayyip Erdoğan yönetiyor.

Merkez Bankası ve TUİK bile onun emrinde. Bağımsız çalışması gereken bütün kurumlar ondan gelecek direktifleri bekliyor. Erdoğan ne isterse kurumlarda ona göre rakamlar açıklıyorlar. Onun sözünü dilemeyen bürokratlar görevden alınıyor.

Erdoğan faizin düşmesi ile enflasyonun düşeceğine inanan bir lider.

Bildiğiniz gibi Amerika’da enflasyonun biraz yukarı çıkması için faiz indirimi yapıldı. Batı ülkeleri Erdoğan’ın düşüncelerinin tam tersine inanıyor. Ekonomi teorilerinde faizin düşmesi ile enflasyonun yükseleceği kuramı vardır.

Türkiye’de şu an nasıl bir ekonomik sistemin olduğunu bilen var mı? Serbest piyasa ekonomisini çoktan bıraktık. Hormonlu, makyajlı bir ekonomi var. Daima bir gaz verme, hayal satma, popülizm var.

Sürekli bu hormonlu yapının er ya da geç çökeceğini söylüyorum. Bu böyle daha fazla gitmez.

Erdoğan en teknik konularda bile hiç kimseyi dinlemeyip tamamen siyasi çıkarlarının gereği olarak ekonomiyi baskıladıkça baskılıyor, dışarı kapalı bir hale getiriyor.

Para ürkektir, en ufak bir tereddütte kaçar. Para için dünyada kaçacak yer çok! Türkiye’de sermaye sıkıntısı var. Dışardan para bulmak zorundayız.

Siyasi kazanım için savaş çıkartan, milyarlarca dolar harcayan hatta o kadar ki kaç para harcadığını ve daha ne kadar harcayacağını bilmeyen bir ülkeyiz!

Tabelaya göre çok karlı bir ülkeyiz. Müthiş faiz oranlarımız var. Ama yüzümüze bakan yok, neden acaba?

ABD’de faiz yüzde 1,75, İngiltere’de yüzde 0,75, Avrupa’da yüzde 0, İsviçre’de yüzde -0,75, Japonya’da yüzde -0,10.

İsviçre ve Japonya’da eksi faiz var! Yanlış okumuyorsunuz (-) eksi! Yani paranızı bankada tutuyorsunuz ama faiz almadığınız gibi paranız eksiliyor.

Buna rağmen paralar neden yüzde 14 faiz olan Türkiye’ye gelmiyor? Yabancılar Türkiye gibi ülkelerde paralarını büyük risklere atacaklarına bu ülkelerde eksi faize razı oluyorlar!

İstediğiniz kadar promosyon yapın, malınızın fiyatı düşürün eğer müşteriye ‘kalite’ mal ve hizmet veriyorsanız kimse gelmez.

Siyasiler şapkayı önlerine koyup sadece bu sorunun cevabını bulabilirse ekonomiyi kurtarırlar.

Boş işlerle daha çok kaynak israfına sebep oluyorlar.

Bu işin üstüne titreyen, gerçekten ekonomiyi düşünen bir iktidar olsa idi ekonomi bugün çok farklı bir yerde olurdu.

Devlette hesap kitap yok. Saraydan sabah bir nida yükseliyor ve devlet bürokrasisi yerine getiriyor.

Haythuytlarla seçmeni kandırıp iktidar olabilirsiniz ama ekonomiyi bunlarla yönetemezsiniz.

Türkiye yönetimi dünyadaki para kaynakları için muteber değil. Olsa idi emin olun o paralar bize akardı. Kim para kazanmak istemez! Türkiye’de kaybetme riskinin daha yüksek olduğunu görüyorlar.

AKP seçmeni de sürekli dolar alıyor. Ekonomi yönetiminin açıkladığı rakamlara asla güvenmiyorlar. Kendi vatandaşını ikna edememişsin yabancı sana gelip ne yapsın!

Siyasetin elinde oyuncak olmuş bir ekonomide öngörüde bulunmak kolay değil. Ekonomi rasyonel yönetilmiyor. Ekonomiyi bürokratlar yönetmiyor. Siyasiler de devlet adamı olamadıkları için siyasetle algı oluşturarak, pembe tablolarla, yalanlarla halkı idare etmeye çalışıyorlar. Devlet adamı olmayı başaran ve halka gerçekleri söyleyen Mehmet Şimşek ‘tulumbada su bitti’ dedikten bir süre sonra dışlandı.

Bu durumda kimse doların ve ekonominin durumu ile ilgili öngörülerimize boşuna kızmasın.

Ben gene de dolara karşı uyarımı tekrarlamaya kendimi mecbur hissediyorum;

Şu ana dolar kurunun 5.70’lerde durmasının, 8-10’lara çıkmamasını gerektirecek hiçbir sebep yok. Dolar asıl yerini bulacaktır. Kasım’daki pastırma sıcaklarına aldanmayın, kış kapıda.

Ne diyordu Orhan Veli;

‘Gemlik’e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma!..

Bu günlerde doları şahlanmış göreceksiniz sakın şaşırmayın.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin