Mesele Saray değil, cübbenin düğmesi meselesi [ERMAN YALAZ]

Yargıtay ve Danıştay başkanlarının Rize'de çay hasatı görüntüsü ile 15 Temmuz öncesi başlayan (solda üstte) yargının veseyat altına girmesi süreci, 1 Eylül tarihli Saray'daki yargı açılışı fotoğrafı ile tamamlandı. (sağda üstte) 28 Şubat döneminin simgesi de askerin verdiği yargı brifingleriydi. (altta)

Tarih;  1 Eylül 2016. Yer; Ankara. Yargıtay Başkanlığı’nın düzenlediği Adli Yıl Açılış Töreni, üç yıldır kaçak olduğu tartışılan Cumhurbaşkanlığının Beştepe Sarayı’nda gerçekleştiriliyor. Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, HSYK üyeleri ve başkanları,  AYM başkanı ve  üyeleri, diğer yargı üyeleri hazır kıta. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan salona giriyor. Alkışlar, ayakta karşılama, düğmesi olmayan yargıç cübbelerinin önünü ilikleme telaşı…

Tarih; 11 Haziran 1997 (28 Şubat darbe süreci) Yer; Ankara. Yüksek yargı mensupları 28 Şubat darbesinin en hararetli günlerinde yargıçlar askerin brifingde. Yine alkışlar, yine ceketler düğmeleniyor. Salon dolu. Yargıçlar hazır kıta. Sus pus oturmuşlar. Sonra mütedeyyinler hedef haline getiriliyor, irtica davaları patlıyor, yeşil sermayeye operasyonlar geliyor,  memuriyet, üniversitelerdeki mağduriyetlerde, başörtüsü dahil hak arama davalarının tamamında dava ve soruşturmaların önü kesiliyor. Yargıçlar da nasibini alıyor süreçten, iddianame bile hazırlatılmıyor. (Bakınız AK Partili Reşat Petek ve merhum Emekli Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu örnekleri…)

Vesayetin askeri, sivili olmaz. Vesayet vesayettir. Ve çoğunlukla aynı fotoğrafları verir. Renkli ya da siyah beyaz, fark etmez. Soğuktur, iki yüzlüdür. Kendini ele verir. Bunu anlamak isteyenlerin 28 Şubat’taki yargı birifingleri fotoğraflarına ve dün Saray’daki açılış töreni görüntülerine bakması kafi.

ANAYASA, KUVVETLER AYRIMI, EVRENSEL HUKUK DA NE?

Anayasa ne diyor peki? Yasama, yürütme ve yargı yetkileri devletin organları eliyle kuvvetler ayrımı ilkesine uygun şekilde kullanılır. Tamam. Peki o ne? Kuvvetler ayrımı;  devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliğidir. (Anayasa giriş metni)

Madde 7; Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Madde 8; Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

Madde 9. Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Madde 138; Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Madde 140; Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler. Yani, hiç bir vesayetin emri, boyunduruğu, talimatı altına girmezler. Siyasilerin önünde düğme ilikleyemez, çay toplama seanslarından sonra AYM üyeliği bekleyemezler. Evrensel hukuk değerleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve kanunlar; demokratik hukuk devleti yok edilirken seyirci kalamazlar…

SARAY’IN HUKUKA MALİYETİ MESELESİ

1 Eylül’de Beştepe Sarayı’nda ve 20 yıl önce 28 Şubat brifing salonlarında hep bu temel prensipler yerle bir edildi. Vesayet inşa edildi. Sorun, maliyeti 1.3 milyar lirayı bulan; aylık elektrik, su, doğalgaz giderleri aylık 21 milyon TL’yi aşan 1150 odalı Saray* meselesi değil. Saray’ın hukuka maliyeti meselesi! Vesayet meselesi… Demokrasi ve hukuk devletinin yok edilmesi meselesi. Netice olarak CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu haklı: “Bunlar benim emrimde olacak. Gelecekler sarayda toplanacaklar. Ben içeri gireceğim. Beni ayakta alkışlayacaklar. Bu adaleti aşağılamak demektir. Yargıyı aşağılamak demektir.”

Bu arada tekrar hatırlamakta fayda var tabi. HSYK, 15 Temmuz darbe girişiminin sabahında kamuda büyük tasfiye yaptı. Hukuk, delil, adalet! Kimse sormadı. Listeler çıkarıldı bir kaç saat içinde FETÖ’cü dendi yargıçlara. 5 HSYK üyesinin üyeliği düşürüldü. 2 bin 847 hâkim ve savcı açığa alındı. 2 AYM üyesi meslekten ihraç edildi. AYM’nin 64 personeli açığa alındı. Çıt çıkmadı memlekette. Bu yargıçların darbeyle irtibatını ne zaman, hangi delille, bu kadar hızlı belirlediniz demedi kimse? Aylar öncesinde verilmiş fişleme talimatlarını da sormadı. Yargıçların Saray’da toplandığı günde de boş durmadı HSYK. 543 hakim ve savcıyı meslekten ihraç ettiğini açıkladı. O sırada cübbede düğme arayan ve ayakta alkış furyasına katılan hakim ve savcılardan yine ses yoktu.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra oluşan toplumsal mutabakatı fırsatçılık ve şark kurnazlığı ile oya tevil etmeye devam eden AKP ve Saray’ın bakışıyla, uygulamalarıyla yargı bağımsız, tarafsız olamaz. Yargıç cübbelerine düğmelerin iliştirildiği Türkiye’ye hukuk devleti denemez. Korku devleti denir. Fotoğraf tam da budur.

(*) Rakamı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 4 Kasım 2015 bütçe görüşmelerinde açıklamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin