Merkez Bankası zaman kazandırdı; kriz hala kapıda!

HABER ANALİZ | YUSUF DERELİ 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizini 475 baz puan artırarak, yüzde 15’e yükseltti. MB’nın başına yeni gelen Naci Ağbal adına önemli bir hamle. Ağbal, ilk toplantıda piyasaların beklentisini dikkate aldığı mesajını verdi. Esasında MB, bankaları fiili olarak 14.75 faiz oranıyla fonluyordu. Politika faizinin artırılmasıyla aslında ağırlıklı ortalama piyasa faiziyle, politika faizi yüzde 15’te buluşturulmuş oldu. Peki, gerçek enflasyonun yüzde 30’ların üzerinde olduğu Türkiye’de politika faizinin yüzde 15’e çıkartılması dolarizasyonu engelleyebilir mi? 

Ekonomistler, söz konusu adımı ‘sadeleştirme, sıkılaştırma’ olarak değerlendiriyor. Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selva Demiralp, faiz arttırımını ‘krizi engellemeye yönelik sıkılaştırma’ olarak yorumluyor. Çok umutlu değil. Prof. Dr. Veysel Ulusoy da bu hamlenin amacının doların ‘ateşini’ düşürmek olduğunu belirtiyor. MB faiz kararı sadece zaman kazandırdı. Hukuk, eğitim ve adalet alanında yapısal reformlar acilen hayata geçirilmezse, yapılan faiz artışının hiçbir anlamı kalmayacak. Dolar düşmediği gibi, faiz de artmış olacak. 

Merkez Bankası, ekonomi yönetimindeki önemli değişiklikler ve iktidar temsilcilerinin reform vaatlerinin ardından merakla beklenen faiz kararını açıkladı. Göreve yeni gelen Naci Ağbal başkanlığında ilk kez toplanan Para Piyasası Kurulu (PPK), politika faizini 475 puan artırarak yüzde 15’e çekti. Karar piyasaların beklentisi doğrultusunda gerçekleşti. 

ERDOĞAN’IN İZNİ OLMADAN FAİZ ARTIRILABİLİR Mİ?

MB’nin faiz kararı sorunları çözüldüğü anlamına gelmiyor. Aksine söz konusu kararın Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını çözme adına hiçbir işlevi yok. Peki 475 puanlık faiz artışı ne anlama geliyor? Bu artış nasıl yorumlanmalı? AKP’li Tayyip Erdoğan, önceki gün yüksek faize karşı çıkmıştı. Bir gün sonra MB, politika faizini 475 baz puan artırdı. Erdoğan’ın izni olmadan böyle bir faiz artışı yapılamayacağına göre, piyasalara ‘Bakın gördünüz mü; Erdoğan’a rağmen faizlerin artırıldı. MB yeni dönemde bağımsız kararlar alacak’ mesajı verilmek isteniyor olmalı. 

Buna rağmen 475 baz puanlık artış ‘normalleşme’ adına olumlu bir adım. Naci Ağbal, kaybolan güveni yeniden tesis etmek istiyor olmalı. Söz konusu artışın kaçınılmaz olduğu gerçeğini bir tarafı bırakırsak Ağbal, piyasa beklentilerini dikkate alacağı mesajını veriyor diyebiliriz. 

ZAMAN KAZANDIRDI

Ekonomistler MB kararını ‘sadeleşme ve sıkılaşma’ olarak yorumluyor. Buna göre MB, arka kapıdan dolanarak faizleri artırmak yerine doğrudan politika faizini piyasa faizine yaklaştırdı. Ekonomist Hayri Kozanoğlu, “MB, bir anlamda ağırlıklı ortalama piyasa faiziyle (14.75), politika faizini yüzde 15’te çakıştırdı. Pandeminin getirdiği kapanma döneminde bu faiz artışıyla ekonominin daralmasını göze almış oldu.” diyor.

İktisatçı Mahfi Eğilmez yapılanın bir faiz artışı olmadığını söylüyor. Eğilmez, “TCMB’nin politika faizini yüzde 15’e yükseltmesi, önceki faizlerin ortalamasının bu düzeyde olduğu dikkate alınırsa, bir faiz artırımı değildir. Buna karşılık çoklu faizden anlaşılabilir ve izlenebilir tek faize geçilmesi doğru olmuştur. Bunu geçen ay yapsak kur burada olmazdı. Piyasa, faiz artışına, faizden daha derin anlamlar yükledi ve bu hamleyi doğru ekonomi politikalarına geçişin ilk adımı olarak algıladı. Eğer bu hamlenin ardından doğru politika uygulamaları gelmezse faiz artışı, kur maliyetini faiz maliyeti haline getirmekten öte sonuç yaratmaz,” şeklinde konuşuyor.

DAĞ KADAR SORUNLAR BİZİ BEKLİYOR

Prof. Dr. Veysel Eroğlu, söz konusu hamlenin tamamen döviz kurunun ateşinin düşürülmesi amacı taşıdığını söylüyor. Eroğlu, “Bu faiz kararı aslında piyasasının faizi olan yüzde 15’lerdeki orana eşitlendi. Diğer bir ifadeyle faizlerde bir sadeleşmeye gidilerek piyasa koşullarının kapsamında dengeye gitme amacı taşınmıştır. Önümüzde dağ kadar sorunlar bizi bekliyor.” ifadelerini kullanıyor. 

SADELEŞTİRME ADINA ÖNEMLİ

Ekonomist Murat Kubilay ise şunları söylüyor: “Karar sürpriz olmasa da para politikasının daha anlaşılabilir bir sadeliğe bürünmesinin ilk toplantıda tereddütsüz yapılması olumlu bir gelişme. Bu faiz artışının, tasarrufların TL cinsi mevduatta değerlendirilmesinde kalıcı etki yapacağı şüpheli; çünkü yerli yatırımcının hissettiği enflasyon bu oranın hayli üzerinde. TCMB’nin bu kararı yeni yönetime bir şans tanıyor ve Covid-19 ile ABD yaptırımları kaynaklı bir şok yaşanmazsa bu politikayla kısa vadede finansal istikrarı sağlama imkânı tanıyor.” 

KRİZİ ENGELLEMEYE YÖNELİK BİR HAMLE

Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selva Demiralp ise faiz kararını, ‘krizi engellemeye yönelik bir sıkılaştırma adımı’ olarak değerlendiriyor. Demiralp, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dün gelen açıklamalar hükümetin bu konudaki görüşünün değişmediğine işaret ediyor. Bu durumda malesef sıkışlatırıcı politikalar enflasyonla mücadeleyi destekleyici değil bilakis engelleyici olarak algılanmaya devam edecektir. Bu algı devam ettiği sürece de maalesef TCMB’nin enflasyonla mücadele için gereken şahin tutumda yeterli sabrı gösterebileceğini zannetmiyorum. İşte bu nedenle bugün gelen faiz artışının fiyat istikrar yolunda uzun soluklu bir adımdan ziyade krizi engellemeye yönelik kısa vadeli bir sıkılaştırma olduğunu düşünüyorum.” diyor. 

120 milyar doların hesabını kim verecek?

MB’nın faiz artırma kararı, son 1,5 yılda doları baskılamak için heba edilen 120 milyar doları yeniden gündeme getirdi. Kamuoyu, “Madem faizler artırılacaktı, 120 milyar dolar neden heba edildi? sorusuna cevap arıyor. Zira söz konusu faiz artışı bugün değil, 1 yıl önce yapılsaydı belki dolar kuru 5 TL’yi bile görmeyebilirdi. Ekonomistlere göre geç kalmış kararın bedelini millet ödeyecek. Ekonomist Oğuz Demir de işte bu noktaya dikkat çekiyor: “Bu karar, bugüne kadar ertelenen sorunların ve zamanında atılmayan adımların bedeli olarak görünüyor. Daha önce doğru adımlar atılmış olsaydı bu duruma düşmeyecektik. Ancak yine net bir şekilde görünüyor ki Merkez Bankaı, kurdaki sıçramaların ekonomiye verdiği zararı kabul etmiş durumda.” 

Prof. Dr. Özgür Demirbaş ise “Şimdi soru şu. Biz bunun yapılması gerektiğini söylerken, Niye dinlenmedi? Niye geç kalındı? Niye bunca zarar ettik … Niye…” diyor. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin